Ağzıkarahan Kervansarayı- Hoca Mesut Hanı Akrasay

'Türkiye Coğrafyası' forumunda Ezlem tarafından 23 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ağzıkarahan Kervansarayı nerde,Ağzıkarahan Kervansarayına nasıl gidilir
    Aksaray Ağzıkarahan Kervansarayı,Aksaray Ağzıkarahan Kervansaray tarihi


    Aksaray Ağzıkarahan (Hoca Mesut Hanı) Kervansarayı


    [​IMG]

    Aksaray-Nevşehir karayolunun 15 km.sinde bulunan Ağzıkara Han Osmanlı kaynaklarında Hoca Mesud Hanı olarak geçmektedir. Bu hanı kitabesinden öğrenildiğine göre Hoca Mesut Bin Abdullah yaptırmış, hanın hol kısmı I.Alaaddin Keykubat zamanında 1231’de, avlusu II.Gıyasettin Keyhüsrev’in hükümdarlığının ilk yıllarında, 1237’de tamamlanmıştır.

    Ağzıkara Han, handan çok kuleleri, duvarları ile bir kale görünümündedir. Bunun da nedeni İpek Yolu üzerinde bulunan, kervanların güvenli bir şekilde konaklamalarını sağlamaktır. Aynı zamanda da Moğol saldırılarına karşı kale amaçlı olarak da kullanılmıştır.

    Ağzıkara Han, iki portali, köşk mescidi, hamamı, imareti, yazlık ve kışlık yerleri gözetleme kuleleri ve çeşmeleri ile bir kervansaray konumundadır. Burası aynı zamanda korunaklı bir askeri konaklama ve sığınma yeridir. Duvarlarının üzerinde mazgalları bulunmakta idi. Ancak, Aksaray’daki köprülerden birini tamir eden Hacı Ali Paşa buradaki mazgal taşlarının çoğunu söktürerek orada kullanmıştır.

    Ağzıkara Han’ın portali Aksaray Sultanhanı iç portali ile yakınlık göstermektedir. Portalin duvarları kuvvetli rölyefler halinde, geometrik desenler,forumdas.net birbiri içerisine geçmiş yıldızlar ve rozetlerle bezenmiştir. İç ve dış olmak üzere iki portali olan hanın girişinden sonra ulaşılan avlunun ortasında kare planlı, mukarnaslı tromplara oturan sekiz bölümlü oldukça yüksek kubbeli bir köşk mescit bulunmaktadır. Bu avlunun üç yanında hücreler yer almaktadır. Avlunun solunda her sırada beşer tane olmak üzere dört sıra sütun ile iç bölüme geçilmektedir. Kalın duvarları olan bu bölümde hücrelerin üzerleri tonozlarla örtülmüştür.

    Ağzıkara Han’da bitkisel ve figürlü bezeme kullanılmaması dikkat çekicidir. Sanat tarihçiler bunun nedenini açıklayamamaktadırlar.