Ağaç sevgisi ile ilgili kısa hikaye

'Kısa Bilgiler' forumunda Demet tarafından 31 Mart 2015 tarihinde açılan konu

  1. Demet

    Demet Editör


    Ağaç sevgisi ile ilgili kısa hikaye
    Ağlatan Ağaç
    Afet İnan; “Çankaya köşkünden meclis binasına giderken o günün Ankara’sında bir tek iğde ağacı vardı”, diye yazıyor. Atatürk, onun önünden geçerken selam verirmiş. Neden böyle yaptığı sorulunca: ‘O, yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi. En az öbür neferler kadar bunun da selama hakkı var.’ Bir gün bir de bakıyor, ağaç kesilmiş. Yolu genişletmek için kesmişler. ‘Yahu’, diyor, ‘bana sorsaydınız o ağacı kurtaracak yol bulurdum.” Sonra dayanamıyor, arabaya biniyor, sürücüyle arkadaşının önünde, hüngür hüngür ağlıyor.


    Sevgili Orman
    bir varmis bir yokmuş gökyüzü toprak iken yeryüzü yaprak iken kafdağının üstünde yıldızların ortasında bir orman varmış. Bu ormanın adı sevgi ormanıymış bu ormanda bir tane muhabbet çınarı varmış. Dalları yedi kat göğe kökleri yedi kat yere uzanırmış sanki.

    Bir fırtına kopsa şiddetli bir yağmur yağsa bütün ağaçlarının dallarını altına alırmış onları soğukta dondurmaz, sıcakta yandırmazmış. Aslında diğer ağaçlarda yardımlaşma konusunda ondan geri kalmazlarmış. Dostluk söğüdü zorda kalanların yardımına koşar vefa meşesi her türlü zorluğa karşı göğüs gerermiş.

    Bütün bu güzel ağaçların arasında birde kardeşlik pınarı varmış. Yazın soğuk kışın ılık akarmış. Gece gündüz ihtiyaçlarını karşılarmış bütün ağaçların. Sevgi ormanında neşe güneş ışıkları kadar çok mutluluk hava kadar bolmuş sanki hepsi aynı ailenin ferdi bir ağacın derdi bütün ağaçların derdiymiş. Birisinin dalımı kırıldı başka birini kurtmu kemiriyor hemen herkes seferber olurmuş kardeşlik pınarının suyuyla yara iyice temizlenir vfa meşesi ve dostluk söğüdünün öz sularından merhem yapılır muhabbet çınarının yapraklarıyla sarılırmış. Bir haftaya kalmaş iyileşirmiş yara yalnız bu ormanda bir küsküs ağacı varmış. Yaprakları küçücük dikenleri kocamanmış oda öbür ağaçları severmiş ama ne sevme. Uzun dikenli dallarıyla diğer ağaçların gödelerine sarılırmış. Onlar canlarının acıdığını söyleyince siz beni sevmiyorsunuz buralardan gideyimde hem siz kurtulun hem de ben kurtulayım diye kızarmış. Bir gün dediğini yapmış almış başını gitmiş kayaların taşların olduğu bir yere . Küsküs ağacının yaptığı aynı şeyi taşlar ve kayalar ona yapmışlar seni çok seviyoruz diye kolunu gövdesini sıkıştırmışlar. Yılların hıncını çıkarırcasına rüzgarda esmeye şimşekler nefesini kesmeye başlamış. Küküs ağacı gün geçtikçe sasarıp soluyormuş. Bu arada fırsattan istifade küçücük bir kurt içine gimiş. Özünü yemeye başlamış. Küsküs ağacı bir sağına bir soluna bakmış çaresizce ne vefa meşesini ne dostluk söğüdünü nede kardeşlik pınarını görmüş. Günleri inleye inleye içini yiyip bitiren kurtun sesini dinleye dinleye geçip durmuş. Bütün bunlara rağmen geri dönmeyi bir türlü kendine yediremiyormuş. Muhabbet çınarı onun haline acıyıp dallarıyla gelmiş yapraklarıyla el etmiş. Ama küsküs ağacı inadım inat kel murat deyip geri dönmemiş. Gökten 3 tane mavi kuş gelmiş biri sevgi ormanına biri kardeşlik pınarına biride bu masalı okuyanların penceresine konmuş...