Afganistan Tarihi

'Ülkeler' forumunda Elfida tarafından 30 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. Afganistanın tarihi hakkında bilgi
    Afganistan tarihi

    Afganistan, sahip olduğu coğrafi konumdan dolayı tarih boyunca çeşitli milletlerin istila ve işgaline maruz kalmıştır. M.Ö. 500lü yıllarda ilk defa İranlılarca işgal edilen bölge, daha sonra Büyük İskender orduları tarafından ele geçirilmiştir. Arkasından bölgede Baktriana Devleti kurulmuştur. Bu devlet, kurulmasından yaklaşık bir asır sonra Hindistanda bulunan Çandragupta devletli ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.

    Baktriana Devleti, bu mücadele ve kuzeyden gelen baskılar sonucu, M.S. 50de yıkılmıştır. Böylece bölge, batıdan gelen tehlikeleri atlattıktan sonra kuzeyden gelen kavimler tarafından tehdit edilmeye başlamıştır. Bölge; 50-125 yılları arası Türk asıllı oldukları tahmin edilen İskit ve 125-480 yılları arasında ise, Kuşanların hakimiyet altına girmiştir.

    480 yılından sonra Afganistanın yeni hakimleri, başka Türk kavimleri olmuştur. Önce Akhunlar, bu topraklara yerleşmiş; ancak Göktürklerin baskısı sonucu 4. yyda hakimiyetlerini kaybetmişlerdir. Daha sonra Akhunlar, bölgede kalmış ve Halaçlar olarak yaşamayı sürdürmüşlerdir. 7. yy sonlarına doğru bölge, İslamiyeti yayan Arap ordularının istilasına uğramıştır. Bu istila kısa sürmesine rağmen İslamiyet Afganistanda önemli ölçüde kabul görmüştür.

    İslamiyetin yayılmasıyla burada Samani, Gazneli, Büyük Selçuklu Devleti ve Harzemşahlar gibi Türk devletlerinin hakimiyetleri görüldü. 1220den sonra Moğollar, Afganistanı istila edip uzun bir süre (bir buçuk asra yakın) ülkeye hakim oldular. Moğol hakimiyeti, Afganistanda yaşayan Türk boylarını Anadoluya göçe zorlamıştır. Bölgedeki Moğol eğemenliği, 14. yy sonlarında Timur ordularınca sona erdirilmiştir. Timurun kurduğu devlet, ölümünden sonra dağılmışsa da torunlarından Muhammed Babürun bölgede kurduğu Türk devleti uzun süre yaşamıştır. Babürun Afganistanı merkez yaparak kurduğu devlet, sadece buraya değil Hindistana da Türklerin tekrar yerleşmesini sağlamıştır.

    Babür Devleti, Afganistanı hakimiyet altında tutmakla birlikte Hindistan ve Afganistan arası dengeyi sağlayamamış ve ağırlığı Hindistana kaydırmıştır. Bu durum; kuzeyden Özbek ve kuzey-batıdan da Safevilerin Afganistana inmesine sebep olmuştur. Böylece 17. yy ortalarına doğru Abdali ve Galzay adını almış olan Halaçlar, dağlık bölgelerden Kandehar ve Zemindaverin daha verimli bölgeri olan Tarnak Argandap vadilerine göçmüşlerdir.

    18. yyda Babür Devleti'nin zayıflaması üzerine, Afgan kabileleri de bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Bu durumda Gılzay gibi bazı kabilelerin Babür, Abdaliler gibi bazılarının da İran tarafında yer almaları, ülkedeki karışıklığı artırmıştır. Bu esnada Nadir Kulu komutasındaki Türkmen ordusu Afganistan ve İranı yönetim altına almış; Hindistan Babür Türk Devletini de vergiye bağlamıştır. Nadir Şahın ölümünden sonra yönetime geçen Ahmet Şah, Hindistandaki Babür Devletini hakimiyeti altına almıştır (1756-1757).

    Bu yıllarda İranın sergilediği yayılmacı politikanın tehlikesini gören Ahmet Şah, bu konuda Osmanlı Devleti ile ortak hareket etmeyi istedi ise de, girişimlerinden bir netice alamamıştır. Ahmet Şahtan sonra Afganistan yönetiminde bulunan Timur Şah ve Zaman Şah dönemlerinde ülke, önceki ihtişamlı ve güçlü durumunu koruyamamış, iç karışıklıklar başgöstermiştir.

    Bu karışılıklar 19. asrın ilk çeyreğine kadar sürdükten sonra, Dost Muhammedin yönetime geçmesi ile ülkedeki birlik tekrar sağlanmıştır. Ancak bu dönemde ise Kuzey Hindistan, Afgan birliğini zayıflatma çabası içine girmiştir. Bu yıllarda İngilizlerin yavaş yavaş Hindistanı hakimiyetleri altına aldıkları gözlenmektedir. İlk Afgan-İngiliz ilişkisi, Kuzey Hindistanda Peşaver probleminin çözümünde İngiliz hakemliği ile olmuştur. Arkasından 1839-1842 yılları arasında süren ilk İngiliz-Afgan Savaşı patlak vermiştir.

    Dost Muhammed, ülkesi İngilizlerce işgal edilmesine rağmen 1863te Kabile dönerek tekrar Afgan birliğini sağlamıştı. Dost Muhammedin 9 Haziran 1863 tarihinde vefat etmesi ile Afganistan, tekrar iktidar mücadele kaosuna sürüklenmiştir. Oğlu Şir Alinin 1868de iktidarı ele geçirmesiyle bu mücadele durulmuştur. Rusların Türkistanı işgali, Afganlar ile İngilizleri doğal müttefik yapmıştır. Ruslar, Türkistanı işgal etmelerine rağmen Afganistan önderliğinde Orta Asya Devletlerini de içine alan bir birlik oluşmasından hep çekinmişlerdir.

    1879da vefat eden Şir Alinin yerine Yakup Han geçtiyse de, kısa bir süre sonra Afganistanın hakimiyetini Abdurrahman Han ele geçirmiştir. 1901de vefat eden Abdurrahman Han zamanında ikinci İngiliz-Afgan savaşı yaşanmıştır (1878-1880). Bu savaş sonunda ülke, büyük çapta harap olmuş ve milli birlik zayıflamıştır. Afganistanın içinde bulunduğu bu olumsuz şartları fırsat bilen Ruslar, 1881de Türkmenistanı işgal etmiş ve böylece de Afganistan ile komşu olmuşlardır. 1901de başa geçen Habibullah Han, 1919da ölünce yerine Emanullah Han geçti. Emanullah Han, Hindistandaki İngiliz valiye bir mektup göndererek Afganistanın bağımsız bir devlet olduğunu ve İngiltere ile iyi ilişkiler kurmak istediğini iletmiştir.

    İngiltere ise, Afganistan bağımsızlığını kabul edip-etmemekte tereddüt etmiştir. Bu durum ilişkilerin gerginleşmesine ve üçüncü İngiliz-Afgan harbinin başlamasına sebep olmuştur (1919). Bu savaşta başarı elde edemeyen İngilizler, 8 Ağustos 1919da yapılan anlaşma ile Afganistanın bağımsızlığını tanımıştır.