Açlık İle İlgili Şiir

'En Güzel Şiirler' forumunda Bella tarafından 4 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Açlık İle İlgili Şiirler,



    Açlık

    Evimim karşısında bir ev vardı boş duran
    Nicedir bulunmamıştı içini dolduran

    Bir gün genç bir kadın taşındı yalnız başına
    İki de kızı var girmemiş yedi yaşına

    Komşuluk hakkıdır gidip sormak halini
    Yardım etmeli varsa gidermeli derdini

    Ben yalnız bir adam gidemedim korkumdan
    Halin nedir? diye soramadım utancımdan

    Bazen duyardım neşeli çocuk seslerini
    Baksaydım görürdüm eski püskü üstlerini

    Mehtap çıkmış gökyüzü pırıl pırıl yıldızlı
    Bir gece ansızın kapım çaldı hızlı hızlı

    Hayırdır inşallah kimdir o diye bir soru
    Birden beliriverdi iki polis memuru

    Dediler duydum mu hiç gürültü, kavga falan?
    Vallahi duymadım bir şey, yoktur bende yalan

    Daha demin neşeli çocuk sesleri vardı
    Herhalde şimdi onlar çoktan uykuya daldı.

    Yok! Dedi polis, sırtını duvara dayayıp
    Komşun canına kıymış pencereden atlayıp

    Yoldan geçen yolcu bulmuş cansız bedenini
    Komşulara sormuşlar ölümün nedenini

    Hiç kimse bilememiş o gece olanları
    Sonra hatırlamışlar geride kalanları

    Yahu! Bu genç kadının iki çocuğu vardı,
    Şimdi o masum yavrular ortada mı kaldı?

    Diyerek koşuştular hep kapının önüne
    Neden atlamış? Diye sordular birbirine.

    Polis bir mektup uzattı eli titreyerek
    Dedi ki – Ölümün sebebi bu olsa gerek.

    Mektuptaki her bir satır saplandı beynime
    Bu ölümün günahını yükledim kendime

    Üç adım ötemde bir kadın ve iki çocuk
    Sarmış bütün etraflarını diz boyu yokluk

    Üç gündür hiç lokma geçmemiş boğazlarından
    Hiç kimseye diyememiş halini arından

    O gece çocuklar kadından istemiş yemek
    Yemek değil evde yokmuş bile kuru ekmek

    Tamam, demiş kadın sen kapat şu pencereyi
    Çaresiz koymuş ateşe boş bir tencereyi

    Kaynayan suyun sesi ninni gelmiş çocuğa
    Açlıktan olsa gerek uyumuş oracığa

    Kadın umutsuzca bakmış o boş tencereye
    Aniden gözü takılmış açık pencereye

    Uyuyan çocukları öpüp koklamış bir bir
    Atlamış aşağıya bırakıp büyük bir sır.

    Duyan komşular ah vah ederek ağladılar
    Sonra birer birer evlerine dağıldılar

    Polis, çocukları emanet edip komşuya
    Geri döndü yavaş yavaş indi aşağıya

    Hapishane gibi kapılar kapandı bir bir
    Her kapının üstünde kilitler soğuk demir

    Kapanınca kapım evim bana oldu zindan
    Kıramadığım kelepçe içimdeki vicdan

    Peygamberin sözü gece aklıma gelince
    Uyutmadı beni içimdeki muhasebe

    “Komşusu açken tok yatan değildir bizden”
    Vallahi cennete giremeyiz sırf bu yüzden

    Bu hâl ile sabah nasıl oldu bilemedim
    Gün yükseldi ben hala kendime gelemedim.

    Sabahleyin indi çocuk komşudan şen şakrak
    Akşam annesinin öldüğünü unutarak

    Gelip durdu kapının önünde vurdu tık tık
    “Haydi anne artık uyan bizler çok acıktık.”

    Birden donakaldım kaşığım düştü elimden
    Belli belirsiz bir dua döküldü dilimden

    Oldu lokmalar boğazımda dizi dizi
    Allahım açlıkla terbiye etmesin bizi.

    Hasan OVAK




    Açlık


    Tarafsızlığın tarafındayım
    Gözlerin
    Açık yeşil, mavi, siyah farketmez
    Ellerini uzaklaştırma benden
    Uzun kısa, siyah beyaz farketmez
    Açlıkların ortasındayım açlık
    Deri kemik
    Çekik gözler
    Küskün surat
    Şiş karın
    Açlıkların ortasındayım açlık
    Zaman açlık
    Yeşil açlık
    Aş açlık
    Dostluklar açlık
    Yaşananlar hep açlık.




    Açlıktan

    Tünele doğru sağda
    Bedri Rahmi kalmış
    Bir zamanlar
    Narmanlı Han’da

    Kediler ibadette
    Dönük yukarı
    yüzleri
    Açılacak cam ...
    gözleri
    Atılacak ette
    Çoğu insan gibi
    İhanette.



    Açlık

    Dünya bir lokanta misali
    Hayat yemek
    Bense müşteri
    Yiyorum aylarca senelerce
    Bıkmadan usanmadan yiyorum
    Garson gelip diyor ki
    -Hesap beyim
    -Ama ben doymadım ki...