Acının Miktarı

'Kısa Bilgiler' forumunda YAREN tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. Yaşlı bir usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Ve bir gün çırağını tuz almaya gönderir.

    Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye baslar

    "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle; "acı" diye cevap verir.

    Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu gole atıp, golden su içmesini söyler.

    Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta ayni soruyu sorar: "Tadı nasıl?" "Ferahlatıcı" diye cevap verir genç çırak.

    Tuzun tadını aldın mi?" diye sorar yaşlı adam. "Hayır" diye cevaplar çırağı.Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der: "Yasamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynidir. Ancak bu acının şiddeti,neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya
    çalış."