Abdullah Menûfi Kimdir, Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 1 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Abdullah Menûfi hayatı
    Abdullah Menûfi biyografisi
    Abdullah Menûfi hakkında bilgi, kimdir


    Evliyânın meşhûrlarından Usûl, tefsîr, nahiv ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlimlerinden İsmi Abdullah bin Muhammed'dir Aslen Mağribli, Kuzeybatı Afrikalı olduğu için Mağribî nisbesiyle de anıldı Babası Mısır'a göçtü 1287 (H686) senesinde Mısır'ın Buhayra şehrinde doğdu Sonra Menûf'a yerleşti Mağribî veMenûfî nisbesiyle meşhûr oldu 1347 (H748)'de Mısır'da vefât etti

    Dokuz yaşında Süleymân Tenûhî Şâzilî'nin terbiyesine verilen Abdullah Menûfî, çocukken temel din bilgilerini öğrenip, Kur'ân-ı kerîmi ezberledi Daha küçük yaşta evliyâlık hâlleri görüldü Rükneddîn bin Kûbî, Şemsüddîn Tûnusî, Kâdı Nâsıruddîn'in babası, Şerâfüddîn Zevâvî, Şihâbüddîn Merhal, Celâlüddîn İmâm-ül-Fâdıliyyet-il-Mu'ber, Mecdüddîn Akfehsî gibi birçok âlimden ilim öğrendi Süleymân Tenûhî Mağribî Şâzilî'nin sohbetlerinde yetişip, vilâyet derecelerinde yükseldi Mâlikî mezhebi fıkıh bilgilerinde, tefsîr ve Arabî ilimlerde âlim oldu "İnsanlardan tamâmen kesilip, onlardan uzaklaşmak için Resûlullah efendimizden mânen izin istedim İzin vermediler" buyurmuştur

    Zamânının sultanı ona vazîfe vermek istedi İlimle, insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatmakla meşgul olduğundan kabul etmedi Kıymetli talebeler yetiştirdi Sâlih insanların yetişmesine sebeb oldu

    Abdullah Menûfî hazretleri, Kuşeyrî Risâlesi ile Kâdı İyâd'ın Şifâ'sını ve Tefsîr-i Vâhidî gibi eserleri talebelerine okuturdu Eline yeni aldığı en ağır kitabı, hiç mütâlaa etmeden talebeye anlatırdı Anlatmaya başladığı zaman, ağzından nûrların yükseldiği açıkça görülürdü Zühd ve takvâda, dünyaya düşkün olmamakta, haramlardan çok sakınmakta asrının bir tânesi idi Tevâzu sâhibi olup haramlara düşmek korkusu ile şüphelilerden çok sakınırdı Allahü teâlânın yasakladıklarından uzak durur, emirlerini yapmak için gayret ederdi Vakitlerini yalnız Allahü teâlânın dînini öğrenmek, O'nun kullarına öğretmek ve ibâdet etmek için harcardı Gündüzleri oruç tutar, geceleri namaz kılardı Kur'ân-ı kerîmi çok okurdu İnsanlara karşı çok merhametli idi Onlara devamlı emr-i mârûfta bulunur, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğretmeye gayret ederdi Mâlikî mezhebine göre fetvâ verirdi Yûsuf Nebhânî hazretleri Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ'da diyor ki: "Mısır'daki evliyâ arasında, İmâm-ı Şâfiî'den sonra en üstünü Ahmed-i Bedevî'dir Ondan sonra Seyyidet Nefîse'dir Sonra Şerâfeddîn-i Kürdî, sonra Abdullah Menûfî Şâzilî'dir"

    Birçok talebe yetiştirdi Talebelerinden Halil bin İshâk Cündî Mâlikî mezhebinin meşhûr fıkıh âlimlerindendir Hocasının hayâtını Menâkıb-ı Abdullah Menûfî adlı eserinde topladı Eserleri, vefâtından sonra talebeleri tarafından tertib edildi Mısır'da vefât ettiği zaman, insanlar onun cenâze namazını kılmak için sokaklara döküldüMısır'da onun ilminden istifâde etmeyen yok gibiydi

    Cündî'nin yazdığı Menâkıb-ı Abdullah Menûfî adlı eserdeki menkıbe ve kerâmetleri, güzel sözleri, dilden dile, gönülden gönüle dolaştı Kerâmet ve menkıbelerinden bâzıları şöyledir:

    Talebeleri arasında yüzü ve hâlinin güzelliği ile meşhûr olan bir genç vardı Bir kadın, ona âşık oldu Hîle ile, o talebenin kaldığı eve girdi Kadın kendisini kabûl etmesini isteyip, üzerine geldi Talebe de, hocası Abdullah Menûfî'den imdâd istedi O anda duvar yarılıp, Abdullah Menûfî hazretleri içeri girdi Kadın korkup bayıldıAyılınca tövbe edip, güzel ahlâk sâhibi hanımlardan oldu

    Bir gün hiç âdeti olmadığı hâlde bir kebabçı dükkânına girdi Kebabçının yeni kızarttığı kuzunun tamâmını satın aldı Dükkândan uzaklaşınca, kuzuyu köpeklere attıÇok geçmeden, kuzunun dînimizde yenmesinin haram olduğu şekilde öldürüldüğü anlaşıldı

    Talebelerinden birine haber gelip, annesinin öldüğü bildirildi O da hocasından, memleketine gitmek için izin istedi: "Hiçbir yere gitme! Annen ölmedi!" buyurdu Çok geçmeden talebenin annesinin ölmediği haberi geldi

    Evinden, sultanların bile âciz kalacağı derecede yiyecek dağıtılırdı Bâzan elini sarığına uzatıp altın ve gümüş alır fakirlere verirdi Ellerini yıkayıp dışarı çıktığı zaman parmakları arasından su damlaları ile birlikte gümüş çıkardı Bu gümüşleri ilk karşılaştığı kimseye verirdi Bir örtünün üzerine oturduğu zaman örtünün altında hiç bir şey olmadığı halde elini örtünün altına sokar, Altın ve gümüş çıkarırdı Kısa zamanda bir yerden bir yere gitmesi meşhurdur

    Hocası Süleymân Tenûhî Şâzilî'nin Menûf'de vefâtında, oraya gidip cenâzesinde bulundu Cenâze namazını kıldı Aynı gün tekrar Kâhire'ye döndü

    Vefât ederken bedeninden etrafa güzel kokular yayıldığını orada bulunanlar hepsi hissettiler

    FAKİRİN HAKKI

    Hırsızlar, Abdullah Menûfî hazretlerinin talebelerinin kaldığı yere gidip, anbardan buğday yükleyip gittiler Abdullah Menûfî hırsızlara haber gönderip:

    "O, fakîrlerin hakkıdır, aldığınız gibi geri getirin!" dedi

    Onlar çaldıklarını inkâr ettiler Bir günde, hırsızların bütün merkepleri öldü Bunun, o büyük zâtı üzmelerinin cezâsı olduğunu anlayıp, günahlarına tövbe ettilerEllerindekini getirip sâhiplerine geri verdiler Hak sâhipleriyle helâllaştılar

    1) Tabakât-ül-Evliyâ (İbn-i Mulakkın); s554
    2) Neyl-ül-İbtihâc; s121
    3) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c2, s119
    4) Hüsn-ül-Muhâdara; c1, s525
    5) Ed-Dürer-ül-Kâmine; c2, s312
    6) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; s601,1032
    7) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c10, s294