Abdülkadir Meriçboyu Kimdir

'Biyografi' forumunda YAREN tarafından 4 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. Abdülkadir Meriçboyu Kim, Abdülkadir Meriçboyunun Eserleri, Abdülkadir Meriçboyunun Hayatı, Abdülkadir Meriçboyu Hakkında bilgi,Abdülkadir Meriçboyu Biyografisi,

    [​IMG]

    İbrahim Abdülkadir Meriçboyu. 1917′de İstanbulda doğdu, 1985′te yine İstanbulda öldü. Eyüp Ortaokulunden sonra 1936da girdiği Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. 1939′da Ankara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken, Nazım Hikmetin okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, 10 aya hüküm giydi, okuldan uzaklaştırıldı. Cezaevinden çıkınca 1941′de İstanbul Hukuk Fakültesine girdi.

    Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Arkadaşlarıyla “Yürüyüş dergisini çıkardı. 1943′te savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı Tebliğ toplatıldı, sıkıyönetim tarafından İstanbul dışına sürgün edildi. 1943-1947 arasında Muğla, Balıkesir, Konya, Adana ve Kırşehirde sürgünde yaşadı. 1947′de İstanbula döndü. Bir bisküvi fabrikasında çalıştı, yayınevlerinde düzeltmenlik, çevirmenlik yaptı. 1965ten sonra şiir çevirileri ve kitaplarının yayınıyla uğraştı. 12 Eylül 1980 sonrasında da bir ay gözetimde tutuldu. İlk şiirleri 1930′da “Ali Karasu imzasıyla yayınlandı. Başlangıçta Faruk Nafiz Çamlıbel ile Necip Fazıl etkisinde şiirler yazdı.

    Ankara Cezaevinde Nazım Hikmetle kalınca şiir ve dünya görüşünde önemli değişikler oldu. Ses ve Yeni Edebiyat dergilerinde yayınlanan şiirlerinde Nâzım Hikmet etkisi açıkça bellidir. Yurt sevgisini dile getiren ilk kitabı “Tebliğde bir yandan savaşa karşı çıkarken bir yandan da yoksul Türk insanını gerçekçi bir bakışla yansıttı. Bireysel dramı toplumsal sorunların birlikteliği içinde ele aldı. Olgunluk dönemi şiirlerinde konuşma diline yakın bir dil kullandı, türküler, halk şiiri ve gelenekleri motiflerinden yararlandı. Savaş, yoksulluk, sürgünlük, hapislik acılarını yaşayan insanın duygularını, iyiye, doğruya, eşitliğe olan özlemini yalınlık, gerçeklik ve lirizmle yansıttı. Çarpıcı bitişler, yinelemeler, iç uyaklar ve ses uyumları belli başlı şiirsel biçimleri. 1940′lı yılların toplumsal gerçekçi şiirinin ortak temaları ve biçimleriyle, Orhan Veli kuşağının bazı söyleyiş özelliklerini kaynaştırarak sentezci bir şiire ulaştı.

    ESERLERİ

    ŞİİR:
    Tebliğ (1943)
    Hoş geldin Halil İbrahim (1959)
    Dört Pencere (1962)
    Mutlu Olmak Varken (toplu şiirler, 1968)
    Bütün Şiirleri (1988, ölümünden sonra)

    ÇEVİRİ-ANTOLOJİ:
    Bugünün Diliyle Mevlana (1955)
    İlyada (Azra Erhatla birlikte, 1958)
    Bugünün Diliyle Tevfik Fikret (1967)
    Odysseia (Azra Erhatla birlikte, 1958)
    Seçme Şiirler (1961)
    Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri (3 cilt, 1973-1975-1980)
    Portekiz Sömürgeleri Şiiri (1975)
    Vietnam Şiiri (1975)
    Filistin Şiiri (1976)

    ANI:
    Harp Okulu Olayı ve Nâzım Hikmet (1966)

    ÖDÜLLERİ

    1959 Habib Edip Törehan Çeviri Ödülü
    1961 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü
    1980 Türkiye Yazarlar Sendikası Hasan Ali
    Ediz Edebiyat Çeviri Ödülü
    1983 Yazko Çeviri Ödülü

    A.Kadirden örnekler:

    Cibali

    Cibali dendi mi
    aklıma siz gelirsiniz, kadınlar,
    kiminizin beş çocuğu,
    kiminizin nar gibi yanakları var,
    kiminiz kocasız kalmış,
    kiminiz ihtiyar,
    kiminiz daha körpe henüz.
    Bana umulmadık,
    eskimiş türküler düşündürür
    siyah başörtüsü altında yüzünüz.

    Parmaklarda tütün kokusu.
    Tütün kokusu pazen entarilerde.
    Biriniz ekmek alır fırından,
    biriniz durmuş öksürüyor ilerde,
    geçiyor bizim mahalleden biriniz.

    Cibali dendi mi
    aklıma siz gelirsiniz, kadınlar.
    Çarpık ayakkaplarınız gelir
    ve kahraman elleriniz.

    Çiçekleri Umudumuzun

    Çok olun, çocuklar, çok olun,
    yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
    Daha çok olun, daha çok olun,
    yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.

    Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
    bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
    bu dünya ne parada, ne pulda,
    ne kalleşlikte, ne zulümde.
    Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.

    Çok olun, çocuklar, çok olun,
    el ele verin, çocuklar, el ele,
    yaşayın dünyayı doya doya,
    açın kapıları, camları güneşe,
    ne yeise kapılın, ne korkuya,
    çok olun, çocuklar, çok olun,
    el ele verin, çocuklar, el ele.

    Mutlu olmak varken bu dünyada,
    geceler geldi dayandı kapımıza,
    olduk acımızla sarmaş dolaş,
    bekledik düşümüzle koyun koyuna.

    Çok olun, çocuklar, çok olun,
    yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
    el ele verin, çocuklar, el ele,
    bütün gündüzler sizin olsun,
    yaşayın dünyayı doya doya.

    Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.

    İnsan

    İnsan kuş kanadında gelen yazı.
    İnsan arı su, insan ak süt.
    İnsan yemyeşil uzanan bahçe.
    İnsan kum, insan çakıl taşı.
    İnsan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
    İnsan kancık, insan ödlek, insan hergele.
    İnsan kocaman, dağ gibi.
    İnsan parmak kadar, küçücük.
    İnsan alın teri, insan lokma, insan kan.
    İnsan solucan, insan sülük.

    İnsan kuş kanadında gelen yazı.
    İnsan gül fidanında yanan konca.
    İnsan umutların kapısı.