8 Mart Dünya Kadınlar Günü İle İlgili Tiyatro

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Ceylan tarafından 7 Mart 2013 tarihinde açılan konu


  1. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü İle İlgili Piyes


    8 Mart dünya kadınlar gününe özel piyesler:


    GÜLSÜM'ÜN KISMETİ

    BABA : Biliyor musun Hanım, Gülsüm?e ne çıktı?
    ANNE : Piyango mu çıktı yoksa bey?
    BABA : Onun gibi bir şey, bil bakalım.
    ANNE : Kısbet mi çıktı?
    BABA : Pehlivan mı bu? Ne kısbeti? Kısmet demek istedin herhalde.
    ANNE : He ya, tam onu diyecektim.
    BABA : Aferin sana, evet ondan çıktı.
    ANNE : Peki kim?
    BABA : Kim kim?
    ANNE : Herif, kısmet kim?
    BABA : Kısmet de kim?
    ANNE : Ayol, Gülsüm´e çıkan kısmet kim?
    BABA : Düşünüyorum, sen de düşün.
    ANNE: Olur.
    GÜLSÜM : Ana, baba, ne oluyor burada?
    ANNE : Ne bağırıyorsun kız! Otur sen de düşün.
    GÜLSÜM : Oluur.
    BABA : Yahu Hanım, ne düşünüyoruz biz?
    ANNE : Gülsüm´e çıkan kısmetin adını...
    GÜLSÜM : Nee! Bana kısmet mi çıktı?
    BABA : He ya...

    GÜLSÜM : Ne duruyorsunuz öyleyse, verin gitsin.
    BABA : Kime vereceğiz kız?
    GÜLSÜM : İsteyen adama...
    BABA : O kim? îşte onu düşünüyoruz.
    GÜLSÜM : Baba, beni kim istedi?
    BABA : Karşı köyden biri.
    ANNE : Herif, madem biliyordun neden söylemedin?
    BABA : Ne düşünüyorduk demin biz?
    ANNE : Gülsüm´ün kısmetini düşünüyorduk!
    BABA : Hay Allah ben de ne düşünüyoruz diye düşünüyordum.
    GÜLSÜM : Peki kim bu adam baba?
    BABA : Çiftçi. Seni de şehzade istemez ya...
    GÜLSÜM : Nerede görmüş beni?
    BABA : Görmemiş ki...
    ANNE : Bey, bu nasıl iş? Kızı görmeden mi alacak bu adam?
    BABA : Görmeden olur mu kadın? Görecek tabi.
    ANNE : Ne zaman?
    BABA : Nerdeyse gelir.
    GÜLSÜM : Amanın! Ana kız, hemen ortalığı toparlayalım.
    BABA : Kapı çalınıyor, kim o?
    DÜNÜR : Benim, haber yollamıştım. Aldınız mıydı?
    BABA : Haber bu, kaybolur mu? Aldık tabi.
    ANNE : Gülsüm! Gel kız buraya!
    GÜLSÜM : Süsleniyorum ayol, herif gelip beni böyle mi görsün?
    BABA : Şeey, bizim kızımız biraz şeydir...
    ANNE : Akılsız...
    DÜNÜR : Aman efendim, akıllı kadın daha tehlikeli olur.
    BABA : Zaten ben hiç akıllı kadın görmedim.
    GÜLSÜM : İşte geldim. Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz yahu? Bu da kim?
    BABA : İşte, bu kısmetin...
    DÜNÜR : Adım İsmet.
    ANNE : Kızım hele bi sor. Kısmet efendi ne içmek ister?
    GÜLSÜM : Ne içecek! Şıra tabii.
    DÜNÜR : Neden?
    GÜLSÜM : Bizim şıramız iyi de ondan. Aptal değilsen şıra içersin.
    BABA : Kusura bakma oğul bizim kız kıt akıllıdır.
    DÜNÜR : Aman aman, böylesi daha iyi.
    GÜLSÜM : Anaaaa, anaaaaa, üüüüüüüüü,üüüüü...
    ANNE : Ne oldu kız? Niye ağlıyorsun?
    GÜLSÜM : Ağlarım tabi.
    ANNE : Kız, kocaya gidiyorum diye ağlanır mı?
    GÜLSÜM : Ona ağlamıyorum. Şu baltaya ağlıyorum.
    ANNE : Baltanın nesine ağlıyorsun?
    GÜLSÜM : Ben evlenince çocuğum olmayacak mı?
    ANNE_ : Olacaak!
    GÜLSÜM : Çocuk buraya şıra olmaya gelmiyecek mi?
    ANNE_ :Geleceek!
    GÜLSÜM : O balta yavrumun kafasına düşerse ya...
    ANNE : Essahtan kuz. Vah benim torunum. Vay talihsiz yavrum!
    BABA : Nooluyor orada be!
    ANNE : Beey, bey yetiş!
    BABA . :Noldu?
    ANNE : Bu balta ilerde torunumuzun kafasına düşerse nolur halimizİ bir düşünsene...
    BABA : Amanın, bunu ben hiç düşünmemiştim yahu. Vay torunum/
    DÜNÜR : Yahu sabahtan beri sizi dinliyorum oradan. Çok safsınız ha...
    BABA : Vay yavrum, oy torunum, ooy!
    DÜNÜR : Yahu kesin şu ağlamayı. Bakın baltayı aldım oradan. Artık çocuğunuza bir şey olmaz.
    BABA : Vaay, ne kadar akıllıymış bu kısmet yav! Allah razı olsun evladım.
    DÜNÜR : Bakın, ben Gülsüm´ü akıllı değil diye alacaktım ama, dünyanın en aptal kızıyla da evlenemem.
    GÜLSÜM : Ana, ana, almayacak bu adam beni!
    DÜNÜR : Belki en aptal değildir. Bunu öğreneceğim.
    BABA : Nereden öğreneceksin?
    DÜNÜR : Şimdi yola düşeceğim. Eğer kızınızdan daha aptal birini görürsem gelir kızınızla
    evlenirim. Beni beklesin.
    BABA : Zaten kim alır ki onu? Mecbur bekleyecek.
    GÜLSÜM : Benden aptal insan yoktur dünyada. Bulamaz. Evlenemiyeceğim.
    DÜNÜR : Sözüm söz. Hadi hoşça kalın
    BABA : Merak etme kızım, buralar aptal doludur. Döner alır seni.
    - sahnenin önünde
    DÜNÜR : Kolay gelsin hemşerim!
    ÇOBAN : Kolaysa başına gelsin. Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi.
    DÜNÜR : Ne yapmaya çalışıyorsun?
    ÇOBAN : Eşeği yukarı, ağaca çıkaracağım.
    DÜNÜR : Zor bir iş ama, eşek ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Görmüyor musun, hayvanın karnı aç. Hadi aslanım, çık yukarı.
    DÜNÜR : İyi de eşek ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Manzara seyredecek! Tövbe yarabbi! Karnını doyuracak karnını!
    DÜNÜR : Yani ağaca karnını doyurmak için mi çıkacak?
    ÇOBAN : Len git işine! Sorgu meleği misin sen?
    DÜNÜR : Kızma, sahiden merak ettim.
    ÇOBAN : Ağaçta ne var?
    DÜNÜR : Yapraak...
    ÇOBAN : Haa, demek kör değilsin. Ya kör olmalıydın ya aptal. Demek ki kör değilsin.
    DÜNÜR : Eşek ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Len hemşerim, "hayvan aç" diyorum.
    DÜNÜR : Haa, anladım. Çıkarıp onları yedireceksin.
    ÇOBAN : Afferin sana.
    DÜNÜR : Ama şöyle yapsan, dalı tutup aşağı çeksen öyle yedirsen daha kolay olmaz mı?
    ÇOBAN : Vaay canına!...
    DÜNÜR :Yaa!...
    ÇOBAN : Yahu sen sandığım gibi aptal değilmişsin be.
    DÜNÜR : Sana bu kadarı yeter. Hadi eyvallah.
    ÇOBAN : Uğurlar ola!
    sahnede --------------
    GÜLSÜM : Hoş geldiniz. Bak geçen gün şıranı içmemiştin. Sakladım. îç.
    DÜNÜR : Yani sen üç gündür elinde bardakla beni mi bekledin?
    GÜLSÜM : Ne var bunda? Başka işim mi var ki?...
    DÜNÜR : Ya hiç gelmeseydim?
    GÜLSÜM : Babam "mutlaka geri döner" dedi. Benden daha aptal insan çokmuş. Söyle bakalım beni alacak mısın?
    DÜNÜR : Alacağım Gülsüm
    GÜLSÜM : Yaşasın, demek benden aptallar da var şu dünyada. Ne gördün, anlatsana. DÜNÜR : Bir adam gördüm. Aç olan eşeği zorla ağaca çıkarmaya çalışıyordu. Eşek ağaca çıkınca oradaki dalları yiyecekmiş. Zavallı hayvanı itip duruyordu.
    GÜLSÜM : Hah hah hah ha! Aptal adam. Eşek öyle itmeyle ağaca çıkar mı? Önce kendi ağaca çıkıp, sonra iple eşeği yukarı çekseydi ya!.
    (Halk Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)
     



  2. Cevap: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü İle İlgili Tiyatro

    NASIL BİR TANE İSTERSİN

    KARAKTERLER
    Gazeteci: (erkek)
    Ayşe:
    Fatma:
    Hatice:
    Zeynep: (dilsiz)

    (Bir ev ortamın 4 tane bayan oturmaktadır, şen şakrak dedikodu şeklinde bir konuşma varmış gibi bir birleriyle fısıldanıyorlar, kapı çalınır)

    Gazeteci: Merhaba efemdim
    Ayşe: merhaba da ben efendim değilim… ben Ayşe
    Gazeteci: merhaba Ayşe
    Ayşe: Ha şimdi oldu tekrardan merhabada siz kimsiniz ki?
    Gazeteci: Ben gazeteciyim, her şeyiyle kadın gazetesinden geliyorum
    Ayşe: hoş geldin safa geldin de her şeyiyle karı, gazetecinin bizim evde ne işi olur ki Yoksa şaka mı yapıyorsunuz
    Fatma: kız Ayşe kim o gelen
    Ayşe: Gazeteciymiş valla
    Fatma: Ne gazetecisi biz gazete okumayız ki,
    Ayşe: Duydun biz gazete okumayız
    Fatma: Bunlarda artık gazeteyi satmak için tahh kapıya kadar geliyorlar,
    Gazeteci: Şey ben gazete satmıyom, yazıyorum
    Ayşe: Fatma kız bu satmıyormuş
    Fatma: eee ne yapıyormuş
    Ayşe: Anladığım kadar bu yazıyormuş, öbürleri satıyormuş
    Gazeteci: Sizle röportaj yapmaya geldim
    Ayşe: Bizle kürtaj gibi bir şey yapmaya gelmiş
    Gazeteci:(bağırarak) Kürtaj değil röportaj
    (Fatma ile Hatice bir birini gözüne bakarlar yarım bir esden sonra telaşanırlar)
    Hatice: hııı anladım kız bizi gazeteye çıkarmaya gelmiş
    Fatma: Valla….(eşarbını düzeltir kapıya doğru yürür ) buyursunlar buyursular
    Gazeteci: Merhabalar efemdim (Geçer oturur)
    Fatma: hoş geldin gazeteci , hangi gazateden geliyorsun ki
    Gazeteci: Her şeyiyle kadın gazetesinden, (etraftakiler şaşırır birbirlerinin gözüne
    bakarlar )…. Daha önce duydunuz mu ismini
    Hatice:(ayıp olmasın diye ) duydum tabii canım ….maden her şeyiyle kadın, maden bizde kadın sayılırız duymamak olmaz tabi
    Gazeteci: Çok sevindim duymuş olduğunuza, efendim sizinle röportaj yapmaya geldim… Malum mart ayına girdik ya
    Fatma: Ne olmuş ki mart ayı
    Ayşe: Benim bildiğim mart ayında kediler dama çıkar başka bir şey bilmiyorum
    (hep beraber gülerler)
    Gazeteci: yokk efendim olur mu öyle şey 8 Mart kadınları koruma günü ya
    Ayşe: Nasıl yani 8 Mart ta korunacak mıyız, ?
    Hatice :Ne güzel olur, beni İbodan bir korusalar
    Gazeteci: İbo
    Ayşe: Bil bakayım kim
    Gazeteci: Nasıl bileyim
    Ayşe: Sana bir ip uçu… Hatice’yle İbo bir üretir ama etiketinde önce ibonun ismi yazar.
    (Hatice’yle Fatma gülüşürler gazeteci düşünür)
    Gazeteci: Şeeeyy
    Ayşe: Sana bir ip uçu daha her akşam Hatice’yi eşek sudan gelsede gelmese döver(gülerler)
    Gazeteci:(birden aklına dank eder ) Buldum kocası
    Ayşe: (Alay ederek) peh… her şeyiyle karıymış bir kocayı bile bilmiyor
    Fatma: Neyse gazeteci bey sorularını sor da bir an önce birazdan herkes kalkacak heriflerine yem hazırlayacaklar… Malum geldiklerinde hazır olmazsa ne olacağı belli…
    Gazeteci: Tamam efendim hem başlıyorum size bir soru soracam hepiniz sırayla cevaplayın
    (kağıt kalem çıkarır)…Soru bir kocanızla severek mi evlendiniz?(kadınlar utangaç bir gülümsemeyle gülümseler )
    Fatma: şey ne desem ki bilmem… Ben severek değil de, bizimkinin evinin önünde oynayarak evlendim,
    Gazeteci: Nasıl
    Fatma: Ben köydeymişim daha küçükken… hep oyun oynamak için bizim hasoların evinin önüne giderdim, bir gün bizim hasonun babası benim babama demiş… senin kızının gözü bizim evde… Gözü haso da ver şunu büyüteyim hasoma, sana da masraf olmaz hem eee babam da tamam demiş vermişler, hâlbuki ben hasoların evinin önüne evin önündeki dut ağaçları için giderdim. Dudu çok severim hem de altı serin oluyor… ama anlatamadım, malum üç yaşında falanım… hoş anlatsan da kimse dinlemiyor zaten (hüzünlenirler)
    Gazeteci: (Ayşe’ye) peki siz efendim
    Ayşe:ya ben efendim değil Ayşe Ayşe
    Gazeteci: Peki Ayşe
    Ayşe: Vall hangi birini seveyim ki bilmem bu benim dördüncü kocam …
    Gazeteci: hay maşalla… şey yani daha yaşınız genç de
    Fatma: ev sahibinin bir şey yapacağı yok bari bi çay yapayım(mutfak kapısından çıkar)
    Ayşe: …Bakmayın dört olduğuna bana kalsaydı bir tane yapmazdım ama ne yaparsın kadın başına nasıl yaşayayım, açlıktan insan ölür, artık parasız yaşanmıyor
    Gazeteci: insan hiç para için evlenir mi?
    Hatice: Sen kadın olsaydın sende evlenirdin
    Gazeteci: ayol değimliyim sanki… şey af edersiniz iki yıl her şeyiyle kadın gazetesinde çalışınca ister istemez… Her şeyiyle olmasa da biraz kadınlaşıyor
    Hatice: gazeteniz işçi arıyor mu?
    Gazeteci: bak hemen kendi paranızı kendiniz kazanmaya karar verdiniz
    Hatice: yok canım bizim ibo için demiştim belki çalışırsa, sizin gibi biraz değişir
    Gazeteci: Ayşe nerde kalmıştık… Evet, sırayla eşlenirinizi anlatır mısınız?
    Ayşe: neşlerimi… oda ne
    Gazeteci: Kocalarınızı
    Ayşe: hı tamam anlatayım.... ben 13 yaşındayken biriyle kaçtım
    Gazateci: 13 mü
    Ayşe : bizim orda on beş yaşını bi kız geçtimi evde kalmış gözüyle bakarlar
    Gazeteci: neyse ne oldu sonra
    Ayşe : ne olacak bizimkiler vurdu onu… o öldü ben dul kaldım ikimizin hevesi azgında kaldı… zaten bi kadın dul kalınca nasıl bakarlar bilirsiniz az buçuk sizde kadın sayılırsınız (gülüşürler)
    Gazeteci:eee sonra ne oldu
    Ayşe: bizim sülalenin bütün erkekleri geçti karşıma silahlarını çektiler, tam kursuna dizeceklerken… Benim emin oğlu silahı attı durun diye bağırdı, herkes durdu bi an şaşırdık, bende çok şaşırdım normalde daha önce kaçanların hiç biri kurşunlanmaktan kurtulmamıştı
    Gazeteci:(meraklı bi şekilde) Ee niye bağırmıştı
    Ayşe: şeyy dedi eğer o işi yapmamışlarsa ben Ayşe’yi alırım kendime karı yaparım dedi,
    Gazeteci: hangi işi
    Ayşe: oha o işi de mi bilmiyorsun (kadınlar gülüşür, gazeteci işi anlamıştır utangaç bi hal alır)
    Fatma:(elinde çaylarla girer sahneye) Buyurun çaylarınızı… (herkes eline sağlık der tek tek)
    Gazeteci: Verdiler mi sonra
    Ayşe: hemen değil önce bi sağlık ocağından bi kalitemi kontrol ettiler… baktılar sıfır amca oğluyla evlendirdiler, meğer bayadır bana yanıkmış, ben gençken çok güzeldim, eee dört kocadan kala kala bu kaldı (eliyle vücudunu gösterir)
    Gazeteci: Evlendiniz yani
    Ayşe: Evlenmesine evlendikte ne oldu… Yine o iş olmadı (gülüşürler)… Bizimki gerdek gecesine girmeden önce arkadaşlarla biraz içeyim sonra gelir girerim dedi… hayvan gibi içmiş odaya çıkarken merdivenlerde yuvarlanmış yuvarlanış o yuvarlanış…oda tahtalı köye doru yuvarlandı işte
    Hatice: kız Ayşe benim sadece bir tane hemen anlatayım gideyim
    Ayşe: kardeşim sıranı bekle benmi dedim bir tane yap
    Gazete: Sonra ne yaptınız
    Ayşe: ne yapacam hemen bir tane daha aradım… eee parasız yaşanmıyor bu dünyada
    Gazeteci: Buldun herhal
    Ayşe: Bulmaz mıyım sıfır dulu kim istemez… bizim aşağı köyde kekeme İsmail vardı o istetti beni…meğer bayadır bana yanıkmış ama kekeme olduğu için bir türlü söyleyemiyormuş.. ben gençken çok güzeldim
    Hatice: Eee be anladık güzelmiş akşam oldu biraz acele et
    Ayşe: buda hep beni kıskanmıştır… Neyse devam edeyim şükürler olsun kekeme mekeme oldu o iş 1 yıl evliydi… Bizimki bir gün geldi Rusya da bir iş varmış orya çalışmaya gidecem dedi… Malum parasız yaşanmıyor… gitti bizimki… dört ay sonra duydum ki rus karıları bizimkinin dilini çözmüşler bizimki Rusçayı ana dili gibi konuşuyormuş… bir gün bi mektubu gelmişti… İçinde rus karısıyla resmi vardı
    Gazeteci: Mektupda ne yazıyordu
    Ayşe: kendime dördüncü bir koca bulmamı söylüyordu…neymiş ben ona canım demiyormuşum..neymiş hiç romantik değilmişim …
    Gazeteci: Ne yaptınız sonra
    Ayşe: ona inat evlenmeyeceğim dedim… Kendi paramı kendim kazanacağım dedim…
    Gazeteci: Ne güzel bir kadın dedin mi kendi ayakları üstünde durmasını bilmeli
    Ayşe: dur daha durduğumuz bir şey yok… bir fabrikaya girdim çalışıyordum… birkaç gün sonra ustabaşılar dan biri gözleri dikti bana… İkide bir beni sıkıştırıyor… tabi ben eski Ayşe değilim baktı olmuyor bir gün eve geldim baktım… Babamdan istemiş oda kırmamış vermiş işte şimdi evliyiz… Sen olsaydın sever miydin?
     



  3. Cevap: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü İle İlgili Tiyatro

    Gazeteci: Buyurun Hatice hanım
    Hatice:Valla severek mi desem sevmeyerek mi desem bilmiyorum
    Gazeteci:Nasıl yani insan ya sever ya sevmez…kararsız mıydım demek istiyorsunuz
    Hatice: Yok Yok canım …şimdi efendim bizimki nerde görse beni gülümserdi … bende ona işte bilirsiniz, biraz cilve falan yapardım… yani bende ona yanıktım
    Gazeteci: ne güzel işte
    Hatice: güzel güzel olmasına da… bir gün inşaat halindeki bizim evin üst katına çıkmıştım baktım birden bire o çıktı karşıma
    Gazeteci: ne oldu konuştunuz mu?
    Hatice: yok zorla beni şey yaptı
    Gazeteci: çağdışı…kaba herif yanına bırakmadınız demi canavarın
    Hatice: yok mahkemeye verdik… iki sene sonra mahkemeye çıktık… Hâkim bizim gâvura sordu bu kadına kendine karı yapacanmı... oda hapis yatacağıma onunla yatarım daha iyi… Yani yaparım dedi… Hâkim de bana senin kendine karı yapıyor daha ne istiyon işte dedi saldı evlendik… Bende ondan sonra sevsem mi sevmesem mi diye düşünüp dururum
    Sen olsaydın sever miydin?(gazeteci birden bire irkilir)
    Gazeteci: size son sorumu sorayım nasıl bir koca isterdiniz?
    Fatma: tabi sıra yine bana geldi…(eşarbını düzeltir ) şeyy hiç resim çekmeyecek misin ?
    Gazeteci:Hay Allah unuttum ya şöyle yan yana geçinde bir resim çekeyim
    (dizilirler abartarak saçını başını düzeltirler, seyirciye gülümserler )
    Fatma: güzel çıkmıştır demi… Okuma yazmamız yok da bari resme bakarız
    Gazeteci: Ne yani okuma yazmanız yokmu
    Hatice: Nerde bizim zamanımızda kızları okula göndermezlerdi mektup yazarlar diye
    Gazeteci: mektup yazmanın neresi kötü
    Ayşe: Aşk mektubu olunca kötü mektup oluyo… Derlerdi okula giderlerse erkeklere mektup yazarlar namusumuzu kirletirler…
    Gazeteci: buyurun Fatma Hanım nasıl bir koca isterdiniz
    Fatma : Bir kere beni dövmüyecek… Romantik olacak..ımmm ımmm horlamayacak …ımmm … beni seve bilirse azıcık sevesin…arkadaşlar devam etsin aklıma geldikçe söylerim(gazeteci ayşe ye bakar)
    Ayşe: benim ki soğan yemesin
    Hatice: kız soğan yemeyen erkek mi olur
    Ayşe: Sen ne karışıyon…şurda bir hayal kuruyoruz ona bile rahat yok…ımmm başka beni dövmesin tabi … her gün çiçek alsın bana
    Hatice: bak nelerde biliyor
    Ayşe: sende dört tane koca yapsaydın sende bilirdin …öff aklımı karıştırdın sen söyle bakayım
    Hatice: hep bana gülümsesin...bana hepe aşkım desin
    Ayşe:öff öfff
    (kapı çalınır , Fatma kapıyı açar , Zeynep içeri girer dilsiz)
    Fatma : Hoş geldi kız
    Zeynep : hıı ımm ııhhıı ıııı(içeri geçer)
    Ayşe : ha işte bir erkek zade daha geldi, kız gazeteci Zeynep’i de yaz
    Zeynep: ımm hııı (el kol hareketleri yapar)
    Ayşe : Tahmin et bunun dilini kim yedi… kocası çok konuşuyor diye dilini kesti
    Zeynep:ııım mm ıııı (saati işaret eder)
    Fatma : Kız bu saati soruyor saat kaç
    Hatice: (saate bakar) altı
    Ayşe : Ne altımı, (hepsi telaşlanır ..ne yapacağız yemek daha hazır değil… birer birer sahneden kaçarlar Ayşe mutfağa kaçar .. Sahnede sadece gazeteci kalır)
    Gazeteci: Şükürler olsun ki erkek doğmuşum bee