30 Ağustos Şiirleri Uzun

'Karışık Şiirler' forumunda Masal tarafından 30 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Uzun 30 Ağustos Şiirleri


    Zafer Bayramı Şiirleri Uzun


    30 AĞUSTOS

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...


    Ahmet Kutsi TECER



    MEHMETÇİK ŞİİRİ

    Göğü bir fecre sarar açtığımız bayraklar,
    Yurdu, topraklara mıhlanmış adımlar saklar.

    Çarpar ecdadımızın nabzı damarlarda bugün,
    Koşar üç kıt'ada nal sesleri hâlâ Türk'ün!

    Bir kâğıt parçası üstünde bakarken Hind'e,
    On asır Gazneli Mahmûd'u bulur kalbinde.

    Yeni rü'yâlara daldıkça bugün ırkım için,
    Olurum gölgesi dünyâya vuran bir Temuçin.

    Bendim Aydıncık önünden suya seccade salan,
    "Yakasın Rumeli'nin pençe-i himmetle alan!"

    Bendim, -elbet- ki bugün yâdı ölümden de acı,
    Dalkılıçlarla kılıçtan geçirenler Mohaç'ı!

    Adı üstünde benimdir o şehirler, köyler,
    Nice dağlar, tepeler ismimi hâlâ söyler!

    Bendim elbet şu Çanakkale'yi göğsüyle tutan;
    Kara topraklara evlâdını vermiş uyutan.

    Giydi al kanlarımın tuncunu yıllarca etim;
    Boğdu son düşmanı yurdumda benim iskeletim.

    Bastığım yer mezarimdır diyen elbet ölmez,
    Silinir, toprak olur belki... Müebbet ölmez!

    Bu çelik ruhu giyen etle kemikten madde,
    Bir aşılmaz granit kal'a çeker serhadde!

    Yedi kat toprağın altıyle bizimdir bu diyar,
    Can verirken, bizi ecdadımızın ruhu duyar.

    Kalbi Allah'a dayanmış dayanır dipçiğine,
    Güvenir milletimiz yine Mehmetçiğine!


    Yusuf Ziya ORTAÇ




    AKDENİZ KIYILARINDA

    Yaslı gittim, şen geldim,
    Aç koynunu ben geldim,
    Bana bir yudum su ver,
    Çok uzak yoldan geldim.

    Korkma, açıl! Şen yurdum,
    Dağlara ordu kurdum;
    Açık denizlerine,
    Süngümle kilit vurdum.

    Rüzgârlardan atım var,
    Şimşekten kanadım var,
    Göğsümde al yapılı,
    Gazilik beratım var.

    Rüzgâr bana at oldu,
    Şimşekler kanat oldu,
    Eğilin gökler dedim,
    Bulutlar kat kat oldu.

    Irmaklar gibi taştım,
    Yalçın kayalar aştım,
    Hakk'a şükürler olsun,
    Geldim sana ulaştım.

    Varsın, yansın ocağım,
    Kurtuldu al sancağım,
    Bayrağımın altında,
    Ben hür yaşayacağım.

    Deniz, deniz, Akdeniz!
    Suları berrak deniz,
    Karşıda yâr ağlıyor,
    Gideyim, bırak deniz!

    Açıldı Kale yolu,
    Göründü Gelibolu,
    Bırak beni gideyim,
    Orası yârla dolu.

    Yürü ey şanlı Gazi!
    Kılıcı kanlı Gazi!
    Meriç seni bekliyor,
    Büyük ünvanlı Gazi!


    Samih RİFAT


    ANADOLU TOPRAĞI

    Senelerce sana hasret taşıyan,
    Bir gönülle kollarına atılsam.
    Ben de bir gün kucağında yaşayan,
    Bahtiyarlar araşma katılsana.

    En bakımsız, en kuytu bir bucağın,
    Bence "İrem bağı" gibi güzeldir.
    Bir yıkılmış evin harap ocağın,
    Şu heybetli saraylara bedeldir.

    Kadir mevlâm, eğer senden uzakta,
    Bana takdir eylemişse ölümü;
    Rahat etmem bu yabancı toprakta,
    Cennette de avutamam gönlümü.

    Anladım ki: Sevda, gençlik, şeref, şan.
    Asılsızmış şu yalancı dünyada.
    Hasretinle yadellerde dolaşan,
    Hızrı bulsa yine ermez murada.

    Yalnız senin tatlı esen havanda,
    Kendi millî gururumu sezerim.
    Yalnız senin dağında, ya ovanda,
    Başım gökte, alnım açık gezerim.

    Hürüm, derim, eskisinden daha hür,
    Zincirinle bağlansa da ayağım.
    Şimdikinden daha ferah görünür,
    Zindanında olsa bile durağım.

    Bir gün olup kucağına ulaşsam,
    Gözlerimden döksem sevinç yaşını,
    Sancağının gölgesinde dolaşsam,
    Öpsem, öpsem toprağını, taşını!


    Orhan Seyfi ORHON



    KAHRAMANLIK


    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
    Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
    Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

    Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
    Koşar adım gitmeli onların arkasından.
    Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
    İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

    Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
    Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
    Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
    Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
    Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
    Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
    Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...


    Hüseyin Nihal ATSIZ



    AKDENİZ'E DOĞRU

    Eğilmez başımız taç yaptık hürriyeti,
    Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...

    Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,
    Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

    "Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk;
    Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk.

    Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,
    Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız;

    Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa,
    Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa...

    Vahşetlere dikilmiş gözlerimiz dumanlı,
    Hürriyete susamış yanık bağrımız kanlı;

    Çılgınca atılarak şanlı Dumlupınar'a,
    Süngümüzden şan verdik coşkun yıldırımlara...

    Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,
    Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

    Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
    Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...


    Ömer Bedrettin UŞAKLI