30 Ağustos İle İlgili Şiirler

'En Güzel Şiirler' forumunda Masal tarafından 26 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Zafer Bayramı Şiirleri


    30 Ağustos Zafer Bayramı Şiirleri


    30 AĞUSTOS

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Ahmet Kutsi TECER



    30 AĞUSTOS ŞİİRLERİ

    Hasmın diş geçiremez artık senin etine,
    Çünkü seni koruyan çelik kanatların var.
    O havada dolaşır, iner ve çıkar yine,
    Yurda zarar verecek birer tehlike arar.

    Bu azim, iradeyle artık korkma yarından,
    Tuttuğun her iş böyle sonuna varacaktır.
    Her yıl göğe katılan çelik kanatlarından
    Bugün gurur duyarak, göğsün kabaracaktır.

    Arkadaş, candan kutla büyük zafer gününü,
    Madem ki sen bir Türk'sün ve bu yurdun malısın.
    Bir zafer elde eden günün büyüklüğünü,
    Ta içinden, etinden, kanından duymalısın.

    Ferit Ragıp TUNCOR




    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

    Kocatepe'nin büyük düşünceleri,
    Doğuyor kalplere aydınlık, zamanlı.
    Uyku tutar mı ağustos geceleri,
    Bu ay cümle fetihlerle heyecanlı,
    Heyecanlı hey.

    Mustafa Kemâl'in dudağında eli,
    Gözlerine vurmuş vaktin en güzeli.
    Bu dağlar, askeri deli eder deli.
    Vermiş omuz omza destanlı destanlı,
    Destanlı hey.

    Hazır ol vaktinde şafaklar!
    Hazır, yürümeye topraklar,
    Tepe tepe kımıldanıyor...

    Endişeli, uzakların benzi uçuk,
    Düşman, düşman ama çocuk kadar küçük.
    Yirmi altı ağustos, saat beş buçuk.
    Dram, Dumlupınar'da başlıyor, kanlı,
    Alkanlı hey.

    Mustafa Necati KARAER





    ZAFERDEN DÖNENLERİN TÜRKÜSÜ

    Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını,
    Düşman kanıyla sildik palamızın pasını...
    Yeniden çizmek için vatan haritasını
    Hep ateşten ve kandan bir sahneye çevirdik
    Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.

    Anneler, ağlamayın dönmeyenlerinize,
    Yurda saldıranları getirdik işte dize.
    Şu dağların üstünden yol ararken denize
    Çöktü hücumumuzdan düşmanla dolu dağlar,
    Gökler genişleyerek denizler geldi bize.

    Biz, taze kanların hürriyete katan
    Bir nesliz, ülkemizde biziz biricik sultan,
    Tan yeri nur alıyor gururlu alnımızdan,
    Karşımıza çıkmayın başı dumanlı dağlar,
    Bizden zafer müjdesi bekliyor anavatan.

    Kemalettin KAMU



    KOCATEPE

    Bir ulusta kan kaynamış
    Ağustos’un sıcağından.
    Nabzı odur, gündüz gece
    Vuruyor tarih içinde.

    Çaldıran’dan Yavuz ağmış,
    Malazgirt’ten de Alpaslan.
    Alnından onlar öptükçe
    Yürüyor tarih içinde.

    Boz kalpağıyla kar yağmış
    Altın saçıyla gün vuran
    Bir canlı Kocatepe O.
    Duruyor tarih içinde...

    Ay-yıldızı gökte doğmuş
    Yerde al kanla yuğrulan
    Bayrağı öpe öpe O.
    Sarıyor tarih içinde

    Behçet Kemal ÇAĞLAR




    ZAFER TÜRKÜSÜ

    Yaşamaz ölümü göze almayan,
    Zafer göz yummadan koşana gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayanın,
    Gözyaşı boşana boşana gider.

    Kazanmak istersen sen de zaferi,
    Gürleyen sesinle doldur gökleri.
    Zafer dedikleri kahraman peri,
    Susandan kaçar da coşana gider.

    Bu yolda herkes bir, ey delikanlı!
    Diriler şerefli, ölüler şanlı.
    Yurt için dövüşen başı dumanlı,
    Her zaman bu şandan, o şana gider.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


    KAHRAMANLIK

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
    Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
    Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

    Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
    Koşar adım gitmeli onların arkasından.
    Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
    İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

    Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
    Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
    Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
    Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
    Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
    Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
    Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

    Hüseyin Nihal ATSIZ



    TÜRK

    Yurdumuzun dostuna dost, düşmanına düşmanız,
    Bizi sorun tarihlere, biz nasıl kahramanız.

    Göz dikilmez bu vatana, yan bakılmaz bayrağa,
    Kahramanlar nesliyiz biz, Oğuzun soyundayız.

    Biz cihâna karşı durduk,
    Ezdik düşmanı yere vurduk.

    Karşımızda secde etti, en kavi düşman bile,
    Kim bilir, kaç gazaya şahit oldu bu yerler?

    Destan oldu savletimiz, azmimiz, dilden dile,
    Bize, "Yılmaz, korku bilmez, arslan oğlu Türk" derler.

    Biz cihâna karşı durduk,
    Ezdik düşmanı yere vurduk.

    Ahmet Muhip DIRANAS



    30 AĞUSTOS

    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.
    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.
    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.
    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.

    Server ZİYA