30 ağustos ile ilgili şiirler

'Merak Ettiklerimiz' forumunda HazaN tarafından 14 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. 30 Ağustos ile ilgili şiir arşivini bu sayfada bulabilirsiniz

    30 AĞUSTOS


    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...



    Ahmet Kutsi TECER


    30 AĞUSTOS


    Hasmın diş geçiremez artık senin etine,
    Çünkü seni koruyan çelik kanatların var.
    O havada dolaşır, iner ve çıkar yine,
    Yurda zarar verecek birer tehlike arar.

    Bu azim, iradeyle artık korkma yarından,
    Tuttuğun her iş böyle sonuna varacaktır.
    Her yıl göğe katılan çelik kanatlarından
    Bugün gurur duyarak, göğsün kabaracaktır.

    Arkadaş, candan kutla büyük zafer gününü,
    Madem ki sen bir Türk'sün ve bu yurdun malısın.
    Bir zafer elde eden günün büyüklüğünü,
    Ta içinden, etinden, kanından duymalısın.



    Ferit Ragıp TUNCOR


    30 AĞUSTOS


    Kocatepe'nin büyük düşünceleri,
    Doğuyor kalplere aydınlık, zamanlı.
    Uyku tutar mı ağustos geceleri,
    Bu ay cümle fetihlerle heyecanlı,
    Heyecanlı hey.

    Mustafa Kemâl'in dudağında eli,
    Gözlerine vurmuş vaktin en güzeli.
    Bu dağlar, askeri deli eder deli.
    Vermiş omuz omza destanlı destanlı,
    Destanlı hey.

    Hazır ol vaktinde şafaklar!
    Hazır, yürümeye topraklar,
    Tepe tepe kımıldanıyor...

    Endişeli, uzakların benzi uçuk,
    Düşman, düşman ama çocuk kadar küçük.
    Yirmi altı ağustos, saat beş buçuk.
    Dram, Dumlupınar'da başlıyor, kanlı,
    Alkanlı hey.



    Mustafa Necati KARAER


    30 AĞUSTOS


    Bugün güneş sevinçli, gülümsüyor yurduma,
    Vatanı saran düşman ermiş muradına,
    Bakın nasıl kaçıyor hiç bakmadan ardına,
    Zafer Türk milletinin, kavuştu öz yurduna.

    Dört yıl gece gündüz savaşmıştık durmadan,
    Rahat nefes almadık vatanım kurtulmadan,
    Önümüzde altın saçlı ay bakışlı kumandan,
    Düşmanları mahvettik silahımız olmadan.

    Kadın, erkek yanyana, taş, değnek, kürek ile,
    Düşmanları kovarken tepeler geldi dile,
    Ölüm korkusu yoktu, ölürken bile bile,
    İşte bu ruh bizleri destan etmiş dillere.



    Nazile DEMİR

    30 AĞUSTOS

    Bugünü adın gibi iyi bil, daima an,
    Türk adında bir millet yok denildiği zaman.
    Tarihler dize geldi ve şaştı bütün cihan,
    Doğdu eşsiz bir güneş, o kurtardı vatanı.

    Parlayınca kılıçlar, ufuklar kızıllaştı,
    Ordu bir sel olarak bütün setleri aştı,
    Türk, istiklal uğrunda kahramanca savaştı;
    Bu 30 Ağustostur iyi bil, iyi tanı.

    Çınlasın kulağında Dumlupınar zaferi,
    Zaferi zaferle tat, çalış hiç kalma geri,
    Hedefin yükseliştir, ey Türk genci ileri,
    Eşsizliğe dönmeli bu vatanın her yanı.



    Ramazan Gökalp ARKIN


    30 AĞUSTOS


    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.
    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.
    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.
    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.



    Server ZİYA
     



  2. Zafer Türküsü

    Yaşamaz ölümü göze almayan,
    Zafer göz yummadan koşana gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayanın,
    Gözyaşı boşana boşana gider.


    Kazanmak istersen sen de zaferi,
    Gürleyen sesinle doldur gökleri.
    Zafer dedikleri kahraman peri,
    Susandan kaçar da coşana gider.


    Bu yolda herkes bir, ey delikanlı!
    Diriler şerefli, ölüler şanlı.
    Yurt için dövüşen başı dumanlı,
    Her zaman bu şandan, o şana gider.


    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


    30 Ağustos

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Ahmet Kutsi TECER


    30 Ağustos

    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.
    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.
    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.
    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.

    Server ZİYA