2012 Ve Mayalar

'Masallar ve Hikayeler' forumunda YAREN tarafından 13 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. 2012 Maya Takvimi,
    2012 maya takvimi kehanetleri

    Maya Takvimi yıl 2012

    Maya Uygarlık Merkezleri Haritası
    [​IMG]

    Bugün Maya son zamanlarının doruğunda yaşıyoruz; bir galaksi günün ya da binlerce yıl süren bir periyodun sonlarını. 25,625 yıl süren bir galaksi günü, her biri 5125 yıl süren beş çevrime ayrılır.
    Maya Uzun Sayım takviminin Büyük Çevrimi M.S.2012 yılında sona ermektedir. Çevrim zamanı ve Dünya Çağı geçişlerine ilişkin Maya kavramlarını izlediğimizde, bunların birer son olmasının yanı sıra birer başlangıç olduğunu da görürüz. Aslında bunun, eski Mayalarca yeni bir Dünya Çağı’nın yaratılışına işaret ettiği kabul edilir. Beşinci ve son 5125 yıllık çevrimin neredeyse sonuna yaklaşıyoruz.

    2012 Maya Kehaneti: Galaksi Günümüze Giriş Çoğumuz Maya takviminden haberdarızdır ama çok az kişi onun ne anlama geldiğini ve nasıl çalıştığını gerçekten bilir. Evet; takvim 21 Aralık 2012’de sona eriyor, ama bu ne demek? Buna nasıl geliniyor? Takvimleri neye dayanıyor?

    Güneş sistemimizin çevrimlerine ilişkin Mayaların çok kesin bir kavrayışları vardı. Bu çevrimlerin bizim spritüel ve kolektif bilinçlerimizle yakından bağlantılı olduğuna inanıyorlardı. Bunun en belirgin yanı da 2012 kehanetleri ile ilgili olanlardır. Aşağıdaki satırlarda onların 2012 geçişi ile ilgili kehanetlerinin ana ayrıntılarını ele alacağız. Astronomik bir bakış açısıyla geçiş nasıl gerçekleşecek? Bizim için ne anlama geliyor? Çevrimler ne zaman olacak? Önce temel kehanetlerle başlayacak, ardından da çevrimleri daha derinlemesine açıklamaya girişeceğiz.
    Mayalar, kendi kendimizi yok etme yolundan geri dönüp, onun yerine varolan her şeyle bütünleşmeye bilincimizi açmamız gerektiğini fark edebilmemiz için 1999 yılından itibaren 13 yılımız olduğu kehanetinde bulundular.
    Mayalar Güneşimizin, yani Kinich-Ahau’nun muhteşem merkezi galaksi ile çok yakından ilişkili olduğunu biliyorlardı; bu merkezi galaksiden bir “ışık parıltısı” aldığını da. Bu ışık kıvılcımı, bilginlerimizin “güneş patlaması” dediği, Güneşin eskisine oranla daha yoğun parlamasına, bunun yanı sıra da Güneşin manyetik alanında değişikliklere sebep olmaktadır. Mayaların söylediğine göre bu 5125 yılda bir gerçekleşiyor. Ayrıca bu, dünyanın yörüngesinde değişikliğe de yol açıyor. Bu hareket yüzünden büyük felaketler doğacak.
    Mayalar, galaksinin “soluması” gibi evrensel süreçlerin asla değişmeyen çevrimler olduğuna inanıyor. Değişen şey yalnızca oradan geçen insanoğlunun bilincidir. Daima daha mükemmele doğru bir süreç içinde. Mayalar, gözlemlerine dayanarak, uygarlıklarının başlangıç tarihinden itibaren, yani M.Ö. 3113 tarihine denk gelen 4 Ahau, 8 Cumku’dan itibaren bir çevrim 21 Aralık 20012’de tamamlanacaktır. Galaksinin merkezinden güçlü bir senkronize ışın alan Güneş eksenini değiştirecek, insanoğlunun Altın Çağ dediğimiz yeni bir döneme girmesine yol açacak olan büyük bir kozmik olay olacaktır bu. İşte bundan sonra Mayalar arkalarında açık bıraktıkları kapıdan girmeye, korkuya dayalı uygarlığımızı daha yüksek bir uyum içeren bir vibrasyona dönüştürmeye hazır olacağımızı söylüyorlar.
    Ancak bireysel çabalarımızla gezegenimizi büyük felakete giden yoldan çevirebilir ve Güneşin altıncı çevrimi dediğimiz yeni bir çağa sokabiliriz. Maya uygarlığı güneşin beşinci çevriminde idi. Onlardan önce, doğal felaketlerle yok edilmiş dört büyük uygarlık daha vardı. Onlar her bir çevrimin, insanlığın kolektif bilincine doğru giden yolda sadece bir aşama olduğuna inanıyorlardı.
    Mayaların son felaketinde uygarlık, geriye sadece çok az şey bırakan büyük bir sel ile yok oldu. Onların çevriminin sonunu bilen insanlığın gelecekteki yeni çevrime daha hazırlıklı olmaları gerektiğine inanıyorlar. Bu yüzden başat türleri; insan ırkını koruduklarını düşünüyorlar. Gelecekteki değişiklikler, tüm insanlığa büyük uyum ve merhameti gösterecek yeni bir uygarlık yaratmak için bilincimizin evrilmesinde bir kuantum sıçraması yaratacak.

    İlk kehanetleri “Zamansızlık Zamanı” üzerine. Onların Katứn dedikleri 20 yıllık bir periyot. Güneşin 5125 yıllık çevriminin son yirmi yılı. Bu çevrim 1992 yılından 2012 yılına değin. Bunu daha sonra ayrıntılarıyla açıklayacağım. Bu zaman diliminde güneş rüzgârlarının çok yoğun olacağını ve güneş Üzerinde görülebileceğini tahmin ediyorlar. Bu aynı zamanda insanlık için büyük bir uyanış ve değişim zamanı olacak. Gezegenimizi koruyamamamız ve kirletmemiz de bu değişikliklere katkıda bulunacak. Mayalara göre bu değişiklikler, evrenin nasıl işlediğini insanlığın kavramasını sağlayacak. Böylece, yüzeysel materyalizmi geride bırakıp acılarımızdan sıyrılarak daha üst düzeylere evrileceğiz.

    Katun’un başlamasından yedi yıl sonra, yani 1999’da, bizi kendi tavırlarımızla yüzleşmeye zorlayacak bir karanlık çağa gireceğimizi söylüyor Mayalara göre bu dönemde insanlık “Kutsal Aynalar Holüne” girecek. Kendimize şöyle bir bakıp kendimize, diğer insanlara, doğaya ve içinde yaşadığımız gezegenimize karşı davranışlarımızı çözümleyeceğiz. Bu, tüm insanlığın bireysel bilinçleri ile değişme ve ilişkilerimizdeki korkuyu ve saygısızlığı yok etme kararlarını vereceği zaman olacak. Mayalar bu dönemin başlangıcını 13 Ahau, 8 Cauac, yani 11 Ağustos 1999 tarihli güneş tutulması olarak tahmin ettiler. Bu, önceden eşi benzerine rastlanmamış bir gezegen dizilişi olan “Büyük Haç” dizilişine de uyuyordu. Böylelikle Katon döneminin son 13 yılına da girilecekti. Ruhsal yeniden doğuş anımızda ortaya çıkacak değişikliklerin farkına varmamız, uygarlığımız için son fırsattı.
    Mayalar için her şey sayılardan ibaretti. 13 kutsal sayının zamanı Ağustos 1999’da başlamıştır. Güneş tutulması ile birlikte doğa güçleri değişiklikleri hızlandıracak bir katalizör işlevi görecek, bu çekim gücü ile de insanoğlu onlar karşısında güçsüz kalacaktır. Ayrıca o çok güvendiğimiz teknolojilerimiz de bizi düşkırıklığına uğratacaktır. İçsel, ruhsal gelişimimiz daha çok saygı ve şefkatle birbirini karşılıklı olarak etkileyebileceği daha iyi bir yere gereksinim duyacaktır.

    Mayalar, ilk kehanetlere Güneş üzerinde çalışarak eriştiler. Güneş sisteminin hareket ettiğini biliyorlardı. Evrenimizin bile kendi çevrimleri vardı. Gündüz ve gece gibi yinelenen periyotlarla başlayıp bitiyordu bu çevrimler. Bu keşifler onları güneş sistemimizin bir elips üzerinde hareket ettiği sonucuna götürdü. Yani güneş sistemimiz galaksiye bir yakınlaşıp bir uzaklaşıyordu. Bir başka deyişle, Mayalara göre Güneşimiz ve onun gezegenleri Hunab-Ku dedikleri galaksi merkezine, galaksinin merkezi ışığına göre çevrimler içerisinde deviniyordu. Bu elips üzerinde güneş sistemimizin bir turu 25,625 yıl sürüyordu. Bir tam çevrime bir galaksi günü adını verdiler. Çevrim gündüz ve gece gibi benzer iki yarıya ayrılıyordu. Merkezi ışığa daha yakın olan yarı, güneş sistemimizin “gündüz”ü, daha uzak olanı ise güneş sistemimizin “gece”si idi. Her gündüz ve gece 12,800 yıl sürüyordu. Diğer bir deyişle, bütün güneş sisteminin Güneşi merkezi galaksiydi.

    Mayalar, her büyük çevrimin kendi içinde aynı karakteristik özellikleri taşıyan alt çevrimler barındırdığını da keşfettiler. 25,625 yıl süren bir galaksi günü, her biri 5125’er yıllık beş alt-çevrime ayrılmaktadır. İlk alt-çevrim galaksi sabahıdır. Güneş sistemimiz karanlıktan kurtulup ışığa kavuşmaktadır. İkinci alt-çevrim öğle vaktidir. Güneş sistemimizin merkezi ışığa en yakın olduğu dönemdir bu. Üçüncü alt-çevrim öğle sonrasıdır. Güneş sistemimiz artık güneşten uzaklaşmaya başlamıştır. Dördüncü alt-çevrim gecenin geç saatlerine denk düşer. Güneş sistemimiz merkezi ışıktan en uzak olduğu alt-çevrimdir bu. Beşinci ve son alt-çevrim ise gecenin son saatleri. Güneş sistemimiz son alt-çevriminde iken yeniden doğuş öncesi karanlığı yaşamaktadır. İşte bu son alt-çevrim artık sonuna gelmek üzere olduğumuz alt-çevrimdir.
    Maya kehanetleri bize 1999 yılında güneş sistemimizin M.Ö. 3113 yılında başlamış olan beşinci alt-çevrimin sonuna geldiğimizi bildirir. 2012 yılında merkezi galaksi günümüzün doğuşunda bulacağız kendimizi. Bu alt-çevrimlerin başlarında ve sonlarında, yani her 5125 yılda bir, merkezi güneş, yani galaksi ışığı, tüm evreni aydınlığa boğacak kadar çok yoğun ve çok parlak bir ışın gönderir güneşimize. Tüm güneşler ve gezegenler işte bu ışık patlaması ile senkronize olurlar. Mayalar bu patlamayı evrenin 5125 yılda bir vuran kalp atışına benzetmektedirler. Bir çevrimin bitip yenisinin başlamasını bu kalp atışları simgeler. Her bir kalp atışı 20 yıl, yani bir Katun sürmektedir.
    Şimdi onların “Zamansızlık Zamanı” dedikleri şeye geliyoruz. Bu kısa ve yoğun bir evrim dönemidir. Ana çevrimlerin içerisinde bizi gerek bireysel gerekse insanlık olarak yeni bir evrim çağına iteleyecek büyük değişikliklerin yer alacağı bir dönem.
    Bireysel olarak hepimizi etkileyecek kararlar verme arifesindeyiz. Eğer bu negatif nefret yolunda, göze göz dişe diş yolunda, doğayı mahvetme, korku ve egoizm yolunda gitmeye devam edersek doğrudan yok oluş ve kaos dönemine gireriz. Bu gezegenin başat ırkı olarak yok olup gideriz. Ama eğer büyük bir organizmanın parçası olduğumuzun bilincine varır, birbirimize saygı, gezegenimize şükran duyarsak, o zaman doğrudan pozitif büyüme dönemine, yani Altın Çağ’ımıza ulaşırız. Gezegenimiz, Güneş ve Galaksi bizim kararımızı beklemektedir.
    Bu değişim zamanında ne olacağı bize bağlıdır. Bir acı ve yok oluş dönemine mi gireceğiz, yoksa bir sonraki aşamamıza daha yaklaşarak pozitif bir bilinç içinde kendimizi birleşmiş mi bulacağız?
    Lütfen gezegenimizin karşılaştığı olayları Maya kehanetlerinin dinlemeğe ve öğrenmeye değer kanıtları olarak görün. Bu bilgiyi paylaşın ve daha iyi bir geleceğe doğru hareket etmemizde bize yardım edin ki yeni bir pozitivite dönemine girelim. Hiçbirşey bu denli önemli olmamıştı.


    Maya Takvimini Özel Kılan Şey Nedir?
    “Maya takvimine karşı herhangi bir zaafı olmayan kişi, bugün bazı insanların bu eski takvime gösterdiği ilginin büyüklüğü karşısında şaşıracaktır. Hepsinden öte, insanlık tarihi bir sürü değişik takvim gördü. O halde Maya takviminin yalnızca uzmanlarını veya tarih kumkumalarının ilgilendiği çok özel bir konu olması gerekmez mi? Bugün dünya halihazırda yürürlükte olan Gregoryen yada Müslüman takvimlerinden başka bir takvime neden gereksinim duyuyor? Bu takvimin neden Maya takvimi olması gerekiyor.” gibisinden sorular gelebilir insanın aklına.
    Yazan Carl Johan Calleman.

    Şey.. çoğu insanın büyük olasılıkla Maya uygarlığının ve Amerikan Yerli geleneklerinin önemi hakkında pek bir bilgisi olmadığını söylemekle başlayalım. Aslında M.S. 5. – 9. yüzyıllardaki gelişmişlik dönemlerinde Maya şehirleri dünyanın en büyük ve Matematik ve Astronomi alanlarında en gelişmiş şehirleriydi. Amerika’nın Yerli uygarlıkları Avrupa ile olan bağlarını sonradan pek koruyamamış olsalar bile evrensel insanlık bilincinin çok parlak ve yeri doldurulamaz bir parçasının sürdürücüsü idiler.
    Maya takvimi hakkında konuştuğumuzda farklı bulduğumuz şey basit bir zaman işaretleyicisinden çok öte oluşudur. Maya takvimi, tüm bunların ötesinde, geçmişi ve geleceği görmemizi sağlayan bir kehanet takvimidir. Cennetlerin (Tanrıların) ve Öte Dünyaların gelişiminin insan bilincini nasıl şekillendirdiği ve böylelikle veri bir Çağda düşüncelerimizin ve eylemlerimizin nasıl biçimlendiğini gösterir bir çağlar takvimidir. Maya takvimi bize Kozmik Planın kesin bir çizelgesini ve meydana gelen tüm bu şeylerin kesin bir açıklamasını verir. Artık insanların çağlardır süregelen eski sorularını aydınlatan ampirik kanıtlarımız var. Her şeyin var oluşunun bir sebebi vardır. Sebep İlahi Kozmik Plana uyum göstermeleridir. Maya Takviminin ciddi biçimde incelenmesine kendini vakfedenler için bunlar kanıtlanmış gerçeklerdir, eski materyalist dünya görüşü tümüyle anlamını yitirmiştir. İnsanlığın büyük çoğunluğu körü körüne yanlış ve aldatıcı takvimleri kullanırken, Maya Takvimi bilinçlilik dünyasına açılan bir kapıdır.
    Varolan her şey bilinçliliğin bir boyutu iken, Maya Takvimi de bilinçliliğin evrimini tüm boyutları ile ortaya koyarken, ciddi bir Maya Takvimi öğrencisi için altına bakılmadık, yerinden oynatılmadık taş kalmaz. Bilimin tümü, dinlerin hepsi, hayatın tümü etkilenir. Bir sebep için buradayız. Vakit artık nakit demek değildir. Zaman artık ruhla ölçülmektedir. Zaman vahiydir!

    Özetle 2012
    Orta Amerika’daki Maya uygarlığı zaman-bilim bilgisine göre en gelişmiş uygarlıklardan biridir. Kullandıkları ana takvim gezegendeki en kusursuz olanıdır. Hiç bir zaman yanılmamıştır. Mayalıların beşinci dünyası 1987’de bitmiştir. Altıncı dünyaları 2012’de başlayacaktır. Yani bizler şu an ‘iki dünya arasındayız’.
    1. İnsanoğlu ve Dünya gezegeni şu an farkındalık ve gerçeklik anlayışında çok büyük bir değişiklikten veya yer değiştirmeden geçmektdir.
    2. Orta Amerika’daki Maya uygarlığı zaman-bilim bilgisine göre en gelişmiş uygarlıklardan biridir. Aslında toplamda Evrenin ve Solar sistemin zaman devirlerini kaplayan 22 takvimleri mevcuttur. Bu takvimlerden bazıları henüz açığa çıkmamıştır.
    3. Mayalıların beşinci dünyası 1987’de bitmiştir. Altıncı dünyaları 2012’de başlayacaktır. Yani bizler şu an ‘iki dünya arasındayız’. Bu zaman ‘Apocalypse’ veya açığa çıkma olarak adlandırılmaktadır. Bu, asıl gerçek açığa çıkacak demektir. Bu aynı zamanda bizler için ‘kendi karekteristiklerimiz’ için bireysel veya kollektif çalışma zamanıdır.
    4. Mayalıların altıncı dünyası aslında boştur. Bu, birlikte yaratıcılar olarak, yaratmak istediğimiz yeni bir dünya ve uygarlığa başlamak şimdi bize kalmış demektir.
    5. Mayalılar’ın ayrıca 2012 için söyledikleri;
    Bildiğimiz teknolojinin ötesine geçeceğimiz,
    Zaman ve paranın ötesine geçeceğimiz,
    Dördüncü boyutu geçtikten sonra beşinci boyuta gireceğimiz,
    Dünya gezegeninin ve Solar Sistemin Evrenin geri kalanı ile galaktik eş zamanlamaya gireceği, DNA’larımızın galaksinin merkezinden ‘yükseltileceği’ (veya yeniden programlanacağı). (Hunah Ku) Bu gezegendeki herkes mutasyona uğramaktadır. Bazıları diğerlerine gore daha farkındadır. Ama herkes bunu yapmaktadır.
    6.2012 de Solar Sistemimizin düzlemi I Samanyolu Galaksimizin düzlemi ile tamamiyle hizaya girecektir. Bu döngünün tamamlanması 26,000 yıl almaktadır. Virgil Armstrong ayrıca başka iki galaksinin de bizimki ile aynı zamanda hizaya gireceğini söylemiştir. Kozmik bir olay!
    7. Zaman hızlanmaktadır (veya çökmektedir). Binlerce yıldan beri Dünya’nin Schumann rezonansı veya kalp atışı saniyede 7.83’dür. Ordu bunu çok güvenilir bir kaynak olarak kullanmaktadir. Bununla beraber, 1980’den beri bu rezonans yavaşça artmaktadır. Şimdi bu her bir saniye de 12 devirden fazladır. Bu her gün eski 24 saatte göre 16 saatten aza denk gelmektedir.
    8. Apocalypse veya ‘dünyalar arası zaman’ boyunca bir çok insan birçok kişisel değişikliklerden geçecektir. Bu değişiklikler çok fazla ve farklı olacaktır. Bütün bu buraya ne öğrenmek ve ne deneyimlemek için geldiğimizin bir parçasıdır. İlişkilerin bitmesi, yaşanan evin veya yerin değişmesi, mesleğin veya işin değişmesi, davranış veya düşüncelerde değişimler bu değişikliklere örnek olabilir.


    Maya Takvimi’nin nesi çok özeldir?

    Pacal Votan'ın kehaneti günümüz insanlığını biyolojik sürecimizin dönüştüğü hakkında uyarmakta, 26,000 yıllık yaklaşan bir evrim programına işaret etmektedir. Evrensel telapitiye dönüşü, duyu kapasitesinin artmasını, ve kendini yansıtan farkındalığı getirmektedir, bu içsel teknolojimizin kutsal alanına geri dönüştür.
    Evrimin büyük döngüsü kış gündönümü, 21 Aralık 2012 MS. da son bulacaktır.
    İçinde bulunduğumuz zamana ‘Dünya üzerindeki yargılama zamanı’, ‘Büyük Saflaşma Zamanı’, ‘Bu Yaratılışın Sonu’, ‘Hızlanma’, ‘Bildiğimiz Zamanın Sonu’, ‘Çağların Değişimi’ de denmektedir. Kehanetlerde söylenenlere gore eksen sapmasının tamamlanması Dünya’nın yenilenmesine yol açacak, bütün açık ve isteyen kalplere uyandırma sunacaktır. Birçok insan bu büyük devirden bahsetmiştir. Bunlar; Mayalılar, Hopiler, Mısırlılar, Kabalistler, Esseneler, Peru’nun Qero yaşlıları, Navajo, Cherokee, Apaçi yerlileri, Iraoquois birliği, Dogon kabilesi ve Aborjinlerdir.


    Maya Kehanetleri ve Takvimi
    Miladi takvim doğanın güçleri ile uyumlu değildir. Orjinal Mısır takvimi öyleydi. Fakat daha sonra Mısır takvimi Yunanlılar/Spartalılar tarafından ve sonra da Romalılar tarafından İsa’nın doğumundan 30 yıl sonra değiştirilmiş ve takvim 12 gün uzaklaşmıştır. Geri getirmek için bir konsey oluşturmuşlardır (Julien, Sezar’a ait). 1582’de yine çizgisinden uzaklaşmış ve Papa Gregory en iyi astronomları tekrardan düzeltmeleri için bir araya getirmiştir. Hala değişiklerden zarar görmektedir. Ortodoks Ruslar bu takvimi çok sonralara kadar kabul etmemişlerdir.
    Maya takvimi 380,000 yılda, bir gün değişiklikle ayarlanmaktadır.

    Aztekliler daha farklı glifler kullanmakta ve temelde çok az geliştirilmiş Mayalılarınki ile aynıydı. Enerjileri sembolize eden Glifler aslında daha iyidir.

    Dünyadaki değişiklikler 2012 ye kadar devam edecektir. Yaşlılar bu sürecin ya kolay ve bağlantılı olabileceğini veya felaket şeklinde olabileceğini söylerler. İnsanlığın enerjisi buna karar verecektir.
    Zaman ve takvim 3/21 ekinoksunda, gece-gündüz eşitliğinde başlayacaktır.

    468 (9x52) yılda sona eren bir karanlık döngüsü vardı ve 30 Mart 1993’de sona ermiştir.
    Bizler şimdi ‘Karanlık ve ışığın birlşeceği döngü’ denilen bir geçiş dönemindeyiz. Bu zaman içinde insanlık büyük bir değişimden geçecektir.
    Işığın döngüsü 21 Aralık 2012’de gerçekleşecektir.
    Bu 13 ışık ve 13 cennet olarak kabul edilmektedir.
    Bir çok döngü aynı tarihte başlayacaktır.
    Yaşayan bir varlık olan Toprak Ana başka bir düzeye veya frekans veya farkındalığa geçecektir ve yeni ve özel bir çağ başlayacaktır.
    Buna şimdi Dünya’nın karnında hazırlanıldığı söylenmekte ve değişimin gücü insanüstü belirtiler getirmektedir.

    Yeni çağ çok olumlu olacaktır. ‘Herkesin yükselmesine fırsat verin. Bir ya da iki kişinin bile geride kalmasına izin vermeyin’.

    Şimdiki zaman tüm kardeşlik içindir.
    Ruhani varlıklar, farklı felsefeler, farklı ırklar harmoni ve denge dokumasını oluşturmak için hep birlikte dokunmaya başlamalıdır. Şimdi insanlardaki bu değişimin kanıtlarını hepimiz görüyoruz…
    Quetzalcoatl, Azteklerdeki tüylü yılan
    Quetzalcoatl, tüylü veya iri yılan kundaliniyi sembolize etmektedir. Kundalini, enerjinin Dünya’dan omurganın başına sonra da omurgadan yukarı hareketidir. Bu yılan/ateş gerçek üstünü göstermektedir.

    Queyzalcoatl, ‘Tüm Amerika kıtası bir eagle veya akbaba ile temsil edilmektedir. Amerika’nın bu zamanlar için meşaleyi alacağı söylenmiştir. Kanatlardan biri fiziksel ve diğeri materyali temsil etmektedir. Ruhani kanat yükselmeye devam etmelidir. Her iki kanat dengede olduğunda, Amerika kendi ruhani ve materyal kaynaklarını bir araya getirecektir.’

    Maya Kehanetleri ve Takvimi


    Madrid Codex: (75-76)

    HOPİLER, MAYALAR VE DİĞER YERLİ AMERİKALILAR 2000 YILINDAKİ DÜNYANIN SONU HAKKINDA NELER ÖNGÖRDÜLER?

    Hem Hopiler hem de Mayalar bir Dünya Çağının sonuna yaklaşmakta olduğumuzun farkındalar. Ama Hopiler herhangi bir zaman dilimi belirtmezken Mayalar, (hesaplama tekniğinize bağlı olarak) yüce 13. Baktun döngüsü ya Aralık 24, 2001’de yada 6 Haziran 2012’de sona erecek olan bir takvim sistemine sahip. Yanlı her iki durumda da Hopi ve Maya büyükleri her şeyin sona ereceğini kehanet etmemişler. Daha ziyade bu bir Dünya Çağından diğerine geçiş zamanıdır. Verdikleri mesaj, bizi bekleyen geleceğe nasıl gireceğimizin kararını vermekle ilgilidir. Ya direniş ya da kabulleniş ile olacak olan geçişimiz geçişin afetimsi değişikliklerle mi yoksa kademeli bir huzur ve sakinlik içersinde mi olacağını belirleyecektir. Aynı tema, Siyah Geyik’ten Güneş Ayısına kadar pek çok Yerli Amerikan kahinlerinin kehanetlerinde görülmektedir. Gelecek yazgımız ile ilgili kararlar alabileceğimiz kavramı yalnızca Yerli Amerikan kehanetlerinde bulunmaz fakat gelecekten haber veren tüm gerçek ifadelerde yer alan temel bir unsurdur. Gerçek kehanetin, yalnızca insanın karar verme yetisi üzerine kurulu gelecek seçenekleri üzerine değil insan davranışının hem kollektif hem de bireysel olan saklı güdüleri ve huyları üzerinde bir yansıma görevi görmesi gerekmektedir. Bu nedenle gerçek kehanet sırf bir tahminin ötesindedir. Amacı potansiyel bir kehanetten öğrenilecek dersi vermektir ve eğer mümkün ise ders kabul edilir ve önceden işleme konulur. Dolayısıyla geleceğin yönü değiştirilebilir ve kehanette bulunulmuş olaylar için farklı bir yol gerçeğe dönüştürülebilir.
    Bu bağlamda, 2000 yılı sabit nokta olmak üzere şimdi ile 2012 yılı arasındaki dönem önemli kararların alınacağı bir karar zamanı ve gelecek için sayısız zaman çizgilerinin mümkün olduğu bir dönem olarak şekilleniyor gibi. Gerçek kehanet bu farklı zaman çizgilerinin ne olduğunu ve doğru kararları nasıl alabileceğimizi belirleyen bir kılavuz gibidir bizim için.
    2000 YILI İÇİN TOP 10 KEHANETLER
    by Joseph Robert Jochmans


    Maya takviminin ruhu ile bağlantı – son tarih 2012
    Dwayne Edward Rourke
    1 Ocak 2000
    Gregoryan takviminin büyük bir dönüşü bizi yeni binyılın eşiğine getirdi. Gezegenin heryerinde insanlar bir başlangıcın uyandırdığı bir tür beklenti, heyecan ve endişe ile dolular. Yalnız bu yeni çağın ruhu ile bir olmaya dair yardım almak için takvime bakan herhangi birimiz muhtemelen hayal kırıklığına uğrarız. Zamanın yıllara, aylara ve günlere bölünmesinden başka çok az şey verilmektedir. Aksine, Meksika ve Orta Amerika’da ve özellikle geleneksel Mayaların yaşadığı bölgelerde bulunmuş olan bunun gibi kutsal bir takvimin çalışma sistemi ona bağlı olanları sezgi ve enerji ile güçlendirecek bir sembolizm zenginliği sunmaktadır.
    Şüphesiz, dünya üzerindeki bütün takvimler insan yapımı göreli yapılardır. Genellikle güneş yada ay yılı gibi belli göksel olaylar ile uyuşma üzerine kuruludurlar. Maya takvimleri de bir istisna değildir ve bugünlerde Maya takvimi bizim 21 Aralık 2012 dediğimiz güne dikkat çekmektedir. Mayalar yüzlerce yıldır bu Kış gündönümü gününde, sıra dışı astronomik bir olayın olacağının farkındadır, güneşin Samanyolu galaksisinin tutulumu ile nadir bir rastlaşması..
    Evrensel olarak yeni başlangıçların yeri olan Batı yönünde Mayalar CHICCHAN (okunuşu çiikçan) hiyeroglifini yerleştirir. CHICCHAN, durmadan artık bize hizmet etmeyeni bir deri gibi üzerinden atma süreci ile yenilenen ve yeniden doğan yılan akıldır. Fiziksel beden bir yaşam bitip diğeri başladığında belirli aralıklarla özgür bırakılan evrimsel bir deri olarak görülebilir. Beden nihayetinde, Mayaların Kultunlilni adını verdiği bir tür güneş enerjisi tarafından beslenmektedir. Kultunlilni tüm insan büyümesini ve gelişimini güçlendiren hayati yaşam gücüdür. Bu çok önemli yaşam gücü Hindu kozmolojisinde yılan gücü: Kundalini olarak bildiğimiz güç ile aynıdır. Kundalini her bir bedeni ve o bedenin sahibini solar bilgeliğin potansiyel çok güçlü bir kaynağına dönüştüren yüce evrimsel güçtür. Ama hatırlamamız gereken önemli bir nokta var ki o da bu birincil, çok yakın ve çok güçlü bilgelik kaynağına bu kutsal hediyeyi taşıyan bedenlerimizin aslında bize söylediklerini duyabileceğimiz noktaya kadar ulaşabileceğimizdir. Kaçınılmaz olarak bu süreç esnasında çok kuvvetli bir çekim ve sevgi hissettiklerimize doğru döneriz.
    Milenyum (Yeni Binyıl) ne demek oluyor?

    Görüş birliği içinde işaret edilen şu ki, Hint geleneğinin Kali Yuga (Karanlık/Cehalet Çağ) olarak adlandırdığı devirden çıkmak üzereyiz ve tüm yalanların meydana çıkıp geçmişte kalacağı Satya Yuganın (Gerçeğin Çağı) eşiğindeyiz. Bu iki Yugayı bağlayan Yugaya, Krita Yuga (Geçiş Çağı) deniyor.

    Bu, öyle görünüyor ki, Batılı astrolojik perspektifte, Balık Burcu Çağından Kova Burcu Çağına geçişimizle ilgili yoruma tekabül ediyor. Kova Burcu Çağının başlangıcı bize ruhani uyanıştan, tek tek her insanın, kendi ruhsal benliğinin farkındalığı ile, mükelleşmesinden dem vurur. Yeniden doğuş ve dünyada fevkalade bir ruhsal gelişme dönemi. Bütün bunlar, çok daha fazla neşenin ve pozitifliğin var olacağı bir dönemi müjdeliyor.

    Yine, Hıristiyan geleneğinde genel olarak kabul edilen, Milenyumun 2000 yılı civarında başlayacağı fikridir. ABD, Webster 9. Collegiate Sözlüğü 1983 baskısında Milenyumun tanımı şöyle geçer “Vahiyler Kitabı 20. Bölümde bahsedilmiş olan Kutsal’ın hakim olacağı Binyıl. Büyük saadet ya da insanın mükemmelliği devri”.

    İslam geleneğinde, Kuran-ı Kerim ve Hadislerde gelecekteki Kıyamet (Ahir Zaman) olarak bilinen yargı ve diriliş zamanından bahseden bir çok örnek vardır. Peygamber’in hadislerinde bu dönemin 1400 yıl (Hicri Takvim) sonra geleceği işaret edilmiştir. Bu da, görüleceği gibi ufuktaki Milenyum ve 21. yüzyıla rastlamaktadır.

    Budistlere göre, simgesel zaman çarkı, Dharma Tekerleğinin Lord Buddha’nın zuhurundan beri ilk kez 2500 yıl sonra dönmeye başlayacağı ile ilgili birtakım beklentiler vardır. Gautama Buddha, öğretilerinde tekerleğin her dönüşümünün yeni bir başlangıca ya da insanlığın yeniden doğuşuna işaret ettiğini açıkça aktarmıştır.

    Kudüs’lü şövalye John’un (11.yy) Kehanetler Kitabı şunları aktarır: “Bu Binyıldan sonra gelecek Binyıl aydınlık bir devire dönüşecek. İnsanlar sevecek ve paylaşacak ve hayal edecekler ve hayaller gerçek olacak.” Ve devamında şunu ekler “İnsanlar, her bireyin ufak bir parçasını oluşturacağı, tek büyük bir vücut olacak. Beraberce tek bir yürek olacaklar ve tek bir dil konuşacaklar”. “İnsanlar, cennete erişmiş olacaklar”. “İnsan her şeyin Ruhunu bilecek.” “İnsanlar ikinci kez doğacaklar ve Ruh içlerine girecek.”

    Muhtemelen, Kadim Roma Dönemi gizli kehanetleri de (Sibylline Oracles) geleceğin ne getirebileceğine dair kolektif vizyona katkıda bulunmuştur. Örneğin, “Ahlaksızlık dünyayı terk edecek ve kutsal okyanusun diplerine batacak”.

    William Blake (1757-1827) ‘Cennet ve Cehennemin Evliliği’ yapıtında Musevi geleneğinden söz eder. 14.Bölüm şöyle devam eder; Altı bin yıl sonunda dünyanın ateşe düşürülüp, yok edileceğine dair, çok eski geleneksel rivayet doğrudur. Melek yanan kılıcı ile yaşam ağacındaki korumasını bırakması emrini aldığı ve bunu yaptığı zaman yaratılan her şey yok olacak ve şimdi sınırlı ve yoz görünen, sonsuz ve kutsal olarak tezahür edecek. Eğer algı kapılarını temizlersek her şey insana, gerçekte olduğu gibi, sonsuz görünecektir. İnsan kendi içine öyle kapanmış ki her şeyi kendi mağarasının dar yarığından görüyor.


    ALINTIDIR..