2012 Şirince

'Güncel Bilgiler' forumunda YAREN tarafından 16 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Şirince 2012,
    2012 Şirince köyü

    Dünyanın Sonu Geldiğinde Ayakta Kalacağı İddia Edilen Köy Şirince

    Dünyanın Kıyamet Sığınağı: Şirince

    Son yıllarda Şirince bir hayli hareketli. Dünyanın dört bir yanından insanlar Maya takviminin sona erdiği 2012'yi karşılamak için buraya geliyorlar. 2012'nin efsane gezegen Marduk'un dünyadaki yaşamı sona erdireceği yıl olacağına inananların sayısı bir hayli fazla. "Beklenen kıyamet" koptuğunda tüm felaketlerden korunacak bölgelerden birinin Türkiye'de olduğuna dair inanç da yaygın kabul görüyor. Eğer "kehanet" doğru çıkarsa Hz İsa 22 Aralık 2012'de İzmir, Selçuk'un en güzel köylerinden biri olan Şirince'ye gelecekmiş. Dünyanın dört bir yanından ziyaret edilen ve bazı insanların "Yeni Çağ"a geçiş için yerleştiği Şirince'ye, Hz İsa'dan önce son bir keşif turu yaptık.

    Çizgi roman kahramanlarının en mistiği, kayıp iki kıta Mu ve Atlantis efsanelerini aydınlatan kahramanımız "İmkânsızlıklar Dedektifi" Martin Mystere'in maceralarından birini yaşıyormuşuz gibi hissettiren "Maya Takvimi tabletleri dünyanın sonunun 2012 olduğunu işaret ediyor!" haberleri sonucunda "beklenen kıyamet", konu hakkında kitaplar, konferanslar hatta hazırlıklarıyla hayatımıza girmeyi başardı.
    Tabletlerdeki Maya takvimlerine göre, "tufanların yaşandığı dört çağdan sonra sonu yine tufanla bitecek beşinci çağ" 21'nci yüzyılın başında, nokta atışıyla söylersek 22 Aralık 2012'de başlayacak. "2012'de efsane tufanlar ABD'nin doğu ve batı kıyılarını Atlantis gibi sular altına gömecek. Depremler olacak, yanar dağlar faaliyete geçecek, kıtalardan koparak okyanuslara gömülen dev kara parçaları ölçeği çok büyük mega tsunamiler yaratacak"
    Sadece bu kadar da değil, işin en fantastik tarafı, küçümsemek için söylemiyoruz ve fakat sadece inanca dayanan bilgilere göre, son yörünge geçişini, MÖ 1649'da yaptığı iddia edilen efsane "kayıp gezegen" Marduk'un da geri dönüş tarihi 22 Aralık 2012. Bir mite göre Thera yanardağının patlamasına, afetlere neden olmuş, "Mısır'dan Çıkış" mitlerine esin kaynağı oluşturmuş, yakın doğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde siyasi ve sosyal dengeleri altüst etmiş. Bütün inançları ve yaşam tarzını değiştirmiş, kimilerine göre "Nibiru" ama en bilindik adıyla "Marduk", "2012'de dünyanın çok yakınından geçecek."
    Sanırız insanlığın gündemine Nuh Peygamberden beri ilk kez böyle bir haber giriyor. Hem de en sağlam Martin Mystere macerasına taş çıkaracak bir kehanetle
    "Vücut bedenden ışık bedene geçeceğiz"
    "Dünya bir geçiş dönemine yaklaşıyor. 22 Aralık 2012'de Dünya 'Foton Kuşağı' denen manyetik bir alanın etkisine girecek. Geçiş dönemi denen bu olay yaşanırken dünya ilk önce yavaşlayıp ardından altı gün boyunca duracak. Bu durma esnasında insanlık derin bir uykuya dalacak. Altı günlük evrede dünya, üç gün kararıp üç gün aydınlanacak. Üç günlük karanlık evrede büyük depremler, denizlerin yükselmesiyle 'Mega Tsunamiler' oluşacak. 'Hasat Dönemi' denen o günlerde dünya alt üst olurken bazı bölgeler felaketten hiç etkilenmeyecek. Altı gün sonunda o bölgelere bir gemi gelecek. Bugünkü bedenimizden 'Işık Bedene' geçeceğimiz o 'kutlu' günde gelen geminin üzerinde Hz İsa olacak. Karanlık aydınlandığında o bölgelerde uyuyan insanlar tamamen arınmış olarak uyanıp vücut bedenden ışık bedene geçecek ve insanlık için yeni bir çağ yani 'Altın Çağ' başlayacak."
    Okuyunca insanda etkisi fazla sürmeyen mistik bir irkilme hali yaratan bu kehanetin devamını öğrenince durum daha da ilginç bir hal alıyor. Şimdi sıkı durun! 2012'de dünya durduğunda oluşacak karanlık ve aydınlık evrede yaşanacak tüm felaketlerden korunacak o bölge Türkiye'deymiş! Yani kehanet doğru çıkarsa ve eğer bir aksilik olmazsa Hz İsa 22 Aralık 2012'de İzmir, Selçuk'un en güzel köylerinden biri olan Şirince'ye gelecek.
    Son birkaç yıldır sadece Türkiye'den değil dünyanın birçok ülkesinden bu iddiaya ve "kehanet"e inanan insanlar, 22 Aralık 2012'de arınıp "Altın Çağ"a" geçmek için şimdiden Şirince'ye geliyor. Avusturya'dan Avustralya'ya Amerika'dan İngiltere'ye ve dahi Kanada'dan insanlar Türkiye'ye gelip o güne yani "vücut bedenden ışık bedene" geçmeye Şirince'de hazırlanıyor.
    Öğrendiklerimizden sonra biz de hem "Altın Çağ" hazırlıkları yerinde incelemek hem de Şirince'yi "dünya gözüyle son bir kez görmek" için en Martin Mystere halimize bürünüp Şirince'ye gittik.
    Yılların Kırkınca'sı, Kirkince'si, Çirkince'si en sonunda Şirince'si şimdi
    Kıyamet Köyü mü olacak?
    Şirince'ye vardığımızda gözlerimizi alamadığımız köy evlerini uzun uzun seyrettikten sonra labirente benzeyen sokaklarında birkaç kez yolumuzu kaybettiğimiz bir gezintiye çıktık. Şirince aslında eski bir Rum köyü.
    Hem de 1698-1702 arasında İzmir'de yaşayan "Bilgin Papaz" Edmund D. Chishull'un "Türkiye Gezisi Hatıraları"na konu olacak kadar:
    "...Köyün papazı bize, güya İncil yazarlarının el yazılarını göstermek istedi. 'Havarilerin Yaptıkları' kitabında açıklanan yedi papaz yardımcısından biri olan Prochorus tarafından yazıldığını iddia ettiği bir İncil gösterdi. İncelememiz sonucunda harflerin eski, belki 6. veya 7. yüzyıldan kalma olduğunu gördük."
    Tabii 1800 haneli 8 bin Rum barındıran, efsanevi bir çağda dağlara vuran 40 kişiye atfen kurulan Şirince artık yok. 1923'te Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi sonucu Rumların yerini aynı mübadeleyle köylerinden koparılan Türkler almış. Şimdiki Şirincelilerin anlattığına göre dedeleri dağların eteklerinden yürüyüp Şirince'ye vardıklarında ilk sözleri "Ihh kazıkladılar bizi" olmuş. Buradan giden Rumlar da aynı şeyi düşünmüş olacaklar ki, Şirince sakinlerinin anlattığına göre gittikleri yere kopmak zorunda kaldıkları köylerinin aynısını inşa edip adını da "Şirince" koymuşlar.
    Şirince köyünün sınırları içinde tam 40 tane kilise ve manastır kalıntısı bulunuyor. Üstelik Meryem Ana'nın mezarının bu bölgede yani Bülbül Dağları'nda olduğuna yönelik yaygın bir düşünce var. Ama Şirince'nin yeni muhtarının eski Rum mezarlığını silindirle düzeltip muhtarlığa ait otoparka dönüştürmesinden dolayı, içinde kim olduğunu bilmediklerimiz, çınar ya da zeytin ağacı gölgesi yerine Fiat Palio gölgesinde dinleniyorlar.
    Tanışma gezintimizin ilk molasını "2012 Kehaneti"ni Şirince sakinlerinden dinlemek için tabelasında "Ayşe Teyze" yazan bir mekânda verdik. Ayşe teyze, kulaktan dolma kehaneti bize "yoldan gelmişsiniz yorgunsunuzdur" kabilinden hazırladığı "Serpme Kahvaltı" eşliğinde anlatıyor. "Buraya gelenler 2012'de kıyamet kopacağını ama Şirince'nin korunacağını konuşuyor. Bunun için toplantılar, konferanslar yapmak için gelenler bile var. Ben de birkaç kez dinlemek istedim ama bana anlatmadılar. Öğrenince gelip bana da anlatın." Ayşe teyzeden dinlediğimiz meram-bilgi arası kısa konuşmadan sonra "2012 Konferansları"nın yapıldığı yeri yine Şirince sakinleriyle konuşa konuşa aramaya başlıyoruz.

    "Altın Çağ" kehanetinin sahibi bir Türk
    Şirinceliler bu hikâyenin çok daha önce başladığını ama kendilerinin 2002'de öğrendiklerini söylüyorlar. Efsane ya da kehanet Işık Yazan adlı birine ait. Yani Mayaların 2012'de dünyanın geçireceği değişim ya da "çağın sonu" efsanelerinden sonra bu, yüzde yüz yerli bir hikâye. Öğrendiklerimize göre son yıllarda spiritüalist eğitmen Işık Yazan'ın yönettiği "Bilgelik Bilinci" toplantılarında yakın gelecekle ilgili bu tip konuşmalar yapılıyor, büyük toplantılar düzenleniyor. Bu insanlar, ayrıcalıklı olduklarına ve küresel yok oluştan sonra yaşama devam edeceklerine inanıyorlar. Daha da ilginci, kıyametten kurtuluş için, daha doğrusu onların deyimi ile dönüşüm için, uygun veya özel yerler de belirlenmiş. Bazı gruplar Bozdağ gibi yüksek yerleri tercih ediyorlar. Ama asıl bölge, Selçuk'un Şirince köyü. Bu haberden sonra Şirince'de birçok şey artık eskisi gibi değil. Kehaneti duyan binlerce yerli ve yabancı turist Şirince'yi ziyaret ediyor. Bu durum, şaraplarıyla ve zeytiniyle meşhur Şirincelilerin hoşuna gitmiş önce ama şimdiki durumu "Eskiden alış veriş yapıldığında pazarlık edilmezdi. Ama şimdi pazarlık etmeden bir şey almıyorlar" diye özetliyorlar.
    Konu hakkında inanan inanmayan herkesin mutlaka bilgisi var köyde. Bir amca keçilerini ahıra soktuktan sonra "Ben inanmıyorum ama dünya yok olurken mavi bir ışık bizim köyün üzerine gelip bizi koruyacakmış" diyor. Üstelik amcanın da Ege şivesinin anlattıklarını daha da güzelleştirdiği bir kıyamet senaryosu var: "Gelen İsa olmayacak ki oğlum. Şirince'ye mi gelir artık başka yere mi biz bilmeyiz, ama gelecek kişi 12 imamların kayıp olan çocuk imamı Mehdi'dir. Biz İmam Mehdi'yi bekleyelim."
    Onu dinledikten sonra ikram ettiği şeftaliyi yiye yiye ilerlerken bir pansiyona uğruyoruz. "Üzüm Şarap Evi ve Pansiyon"un sahibi Sıtkı Şenerken, Şirince'ye 1990'da gelmiş. Aslında Şirince'ye "uğramış" ve birçok insan gibi onun da hayatı tamamen değişmiş. "Dolaşırken bu binayı gördüm; o kadar garip bir duyguydu ki, cebimdeki tüm parayı kapora olarak bırakıp ardından gelip burayı aldım. Geldiğim zaman Şirince hakkında konuşulanlardan haberim yoktu ama nedense içimde garip, huzurlu bir duygu vardı. Kafamın içindeki ses 'Burada kal' dedi bana. Sonra gördüm ki gerçekten buraya gelenler bir sürü tesadüfler sonucunda ulaşmışlar. İlginç bir çekim gücü var Şirince'nin. Mesela benim eşim buraya gelemedi daha. Gelmek istiyor ama gelemiyor. Kısmet meselesi işte."
    Sıtkı Bey, Şirince'ye yerleştikten sonra öğrendiği 2012 kehanetiyle ilk önceleri dalga geçse de zaman ilerledikçe etkilendiğini söylüyor. "2012'de neyse artık o yaşanacak şey, Şirince o kötülüklerden korunacak. Böyle düşünen çok insan var. Benim anlatılan efsaneyle çok ilgim yok ama herkes gibi olacağı iddia edilen şeyi biliyorum. 22 Aralık 2012 dünyanın sonuHayat duracak, altı gün sonra tekrardan başlayacak. O altı gün sonra seçilmiş insanlar burada tekrar hayata başlayacaklar. Hiçbir maddi manevi kaygı olmadan yaşam devam edecek. Neden Şirince olduğunu bilmiyorum ama Kapadokya ve Şirince'nin çok özel yerler olduğu dünyaca biliniyor. Buralara dünyanın dört bir yanından sadece bunun için gelen, yerleşen yabancılar var. Bazı aylar 2012'de olacaklarla ilgili seminerler veriyorlar. Burada Kırkınca adında bir pansiyon var. Genelde orada toplanıp konuşurlar. Zararsız insanlar. Yabancılar ve Türkler biraraya gelip bu tip şeyler konuşur. Buradaki manyetik alanın çok güçlü olduğu söyleniyor. Daha doğrusu biliniyor. Bilmem siz hissettiniz mi? Ama buraya gelen insanların yüzde doksanı bunu hissediyor. Burada özellikle insanı huzur kaplıyor. Hiçbir yere gitmek istemiyorsunuz. Olduğunuz yere çakılıyorsunuz."
    Dinlediklerimizden sonra mevzunun daha da derinleşeceğini ümit ettiğimiz Kırkınca Pansiyon'a doğru yola çıkıyoruz. Çok şanslıyız, çünkü sahipleriyle bir gölgede dinlenirken hayli ilginç denebilecek, buranın mistik havasına yakışan bir tesadüf sonucu tanışıyoruz




    Yazan:Emre Ünsallı
    Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 196. sayısında bulabilirsiniz..