2 Kıtalık Nazım Hikmet Şiirleri

'En Güzel Şiirler' forumunda EyLüL tarafından 15 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Nazım Hikmet Şiirleri



    Nazım Hikmet Şiirleri 2 kıtalık


    GÜZ

    Günler gitgide kısalıyor,
    yağmurlar başlamak üzre
    Kapım ardına kadar açık bekledi seni
    Niye böyle geç kaldın?

    Soframda yeşil biber, tuz, ekmek
    Testimde sana sakladığım şarabı
    içtim yarıya kadar bir başıma
    seni bekleyerek
    Niye böyle geç kaldın?

    CENAZE MERASİMİM

    Bizim avludan mı kalkacak cenazem?
    Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan?
    Asansöre sığmaz tabut,
    merdivenler daracık

    Belki avluda dizboyu güneş ve güvercinler olacak,
    belki kar yağacak çocuk çığlıklarıyla dolu,
    belki ıslak asfaltıyla yağmur
    Ve avluda çöp bidonları duracak her zamanki gibi


    PENCERELER


    Sabaha karşı mıydı bilmiyorum
    yoksa akşamüstü müydü
    belkide gece yarısı
    bilmiyorum
    girdi odama pencereler
    perdeli perdesiz
    ben basma perdeleri severim
    ama tül perdeler de vardı
    kara ustorlar da
    ustorları çekip çekip bırakıyordum
    bir daha inmez oldu kimisi
    kimisi bir daha çıkamadı yukarı
    ve camları kırık pencereler
    elimi kestim
    kimi camsızdı büsbütün
    camsız pencereler içime dokunur
    camsız gözlükler gibi



    Pencereler
    yağmur yağıyordu camlarınıza
    kızıl saçları kederli uzun
    ben alt dudağımda cıgaram
    türkü söylüyordum içimden
    yağmur sesini kendi sesimden çok severim

    Pencereler

    beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz
    bir deniz mavi yüzük taşından
    serçe parmağıma geçirdim usulcacık
    üç kere öptüm ağlayarak
    öpüp alnıma koydum üç kere

    Pencereler
    çıktım kırmızı velenseli yataktan
    çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin
    oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada
    dışarda kar yağıyordu
    ben kızamık çıkarıyordum

    Pencereler


    sabaha karşı mıydı bilmiyorum
    belki de gece yarısı
    bilmiyorum
    odamın içindeydi yıldızlar
    ve gece kelebekleri gibi
    çırpınıyorlardı camlarınızda
    ben onlara dokunmaktan çekinerek
    açtım sizi pencereler
    salıverdim yıldızları geceye
    aydınlık sınırsız hür geceye
    yapma ayların geçtiği geceye

    kurtlar duruyor ayın altında
    hasta aç kurtlar
    kurtlar duruyor önünde pencerenin
    kadife perdeleri kapasam da sımsıkı
    ordadırlar bilirim
    gözetliyorlar beni


    Pencereler

    düştüm bir pencereden
    bir güzele bakarken
    dünya halime güldü
    güzel dönüp bakmadı
    belki farkında değildi

    Pencereler
    pencereler
    kırk evin penceresi odama girdi
    ben oturdum birinin içine
    sarkıttım ayaklarımı bulutlara
    bahtiyarım
    diyebilirdim belki

    Ceviz Ağacı

    Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
    Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
    Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
    Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
    Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
    Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
    Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
    Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
    Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
    Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
    Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
    Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.


    Davet

    Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
    Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
    Bu memleket bizim!
    Bilekler kan içinde, dişler kenetli
    ayaklar çıplak
    Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
    Bu cehennem, bu cennet bizim!
    Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
    yok edin insanın insana kulluğunu
    Bu davet bizim!
    Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    Ve bir orman gibi kardeşçesine
    Bu hasret bizim!

    ÇEKİLMEZ BİR ADAM

    Çekilmez bir adam oldum yine
    Uykusuz, aksi, lanet
    Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
    Azgın bir hayvan döver gibi
    O gün çalışıyorum
    Sonra birde bakıyorsun ki
    Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
    Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
    Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
    Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
    Çekilmez bir adam oldum yine
    Uykusuz, aksi, lanet
    Yine her seferki gibi haksızım
    Sebep yok olması da imkansız
    Bu yaptığım iş ayıp rezalet
    Fakat elimde değil
    Seni kıskanıyorum

    [​IMG]