10 Kasım Atatürk'ü anma haftası

Konusu 'Önemli Gün ve Haftalar' forumundadır ve HazaN tarafından 9 Ekim 2008 başlatılmıştır.

  1. HazaN Admin Yönetici Admin


    Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü.

    O tarihten bu yana 10 Kasım'la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta içinde; Atatürk'ün yaşamı, yurtseverliği, inkılap ve ilkeleri anlatılır. Ata'nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk'ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk'le ilgili filmler gösterilir.

    10 Kasım günü Atatürk, tüm yurtta törenlerle anılır. Ölüm anı olan saat dokuzu beş geçe "ti" sesi ile saygı duruşuna geçilir. Kara ve deniz taşıtları oldukları yerde durarak düdüklerini çalarlar. Düzenlenen anma törenlerinde Ata'nın yaşam öyküsü, Atatürk inkılap ve ilkeleri anlatılır, seçilmiş Atatürk şiirleri okunur.
     

  2. tsuu Üye

    [​IMG]



    [​IMG]



    bugüzel yazina bende Atatürk'ün bir anisi ile tesekkür etmek isterim Hazan arkadasım....




    Atanın Cevap Veremediği Tek İnsan..?


    Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:
    -Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler...
    Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.
    Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.
    Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.
    Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
    -Bu köşk kimin?

    -Kirkor’un...
    -Ya şu koca bina?
    -Yargo’nun...
    -Ya şu?
    -Salomon’un...
    Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
    -Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:
    -Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...
    Atatürk bu anısını naklederken:
    -Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu..
     
  3. Dark Üye

    Atatürk'ün cenaze töreni

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  4. Kylie Üye

    Hepinize teşekkürler...:f40:

    Edip Yarenler
    Türkiye’nin her yerinden burdayız
    Bıraktığın gibi aynı yoldayız
    On Kasım’da Atam huzurundayız
    Emanete sadık edip yarenler.

    Seksen bir vilayet seksen bir edip
    Kuşadası Türkin Otele gidip
    Gönül dostlarına şiir dinletip
    Hasbihal eylemiş edip yarenler.

    Edipler Kahvesi gönül dostları
    Söküp de atmışlar dilde pasları
    Her şiirle sayfa sayfa halleri
    Birkaç mısra ile çözmüş yarenler.

    Kilim gibi nakış nakış işlemiş
    Yazdığı esere şiirim demiş
    Okuyan imrenmiş zor bir iş demiş
    Dilden dile almış vermiş yarenler.

    Kimi bir çiçekte kendini bulmuş
    Kimi onla açmış onunla solmuş
    Kaktüsü bağrına gül diye koymuş
    Dikenleri pamuk saymış yarenler.

    Acılardan söyleyerek avunmuş
    Haklarını şiir ile savunmuş
    Onunla uyumuş onla uyanmış
    Sözü her şey bilmiş yazmış yarenler.

    Her milletin vardır bir dini dili
    Dünya onu tanır dilden ötürü
    Kazandığı değer artı kültürü
    Şiirlerle mest ediyor yarenler.

    Kayaturan der ki erkeği kızı
    Çaba göstererek toplayan bizi
    Adaya şiirle kış günü yazı
    Getirene teşekkürler Yarenler.



    Şevki Kayaturan​
     
  5. Ezlem Üye

    10 kasım şiirleri

    10 KASIM ŞİİRLERİ

    10 Kasım

    Ben hiç 10 Kasım’a
    “Günaydın” demem ki
    Ben sensiz 23 Nisan’a
    Hoş geldin diyemem ki

    Seni özlesek bile
    Elden ne gelir ki
    Bir daha senin gibi
    Gelecek mi ne belli

    Bak 10 Kasım yine geldi
    Gözlerde yaşlar tükendi
    Aradan 78 yıl geçse bile
    Senin hatıran hiç bitmedi

    Sabahlar her zaman güzeldir
    Seni hatırlatmadıkça
    Günaydın denir ama
    10 Kasım olmayınca


    ************************

    Ağlayalım Atatürk'e

    Ağlayalım Atatürk'e
    Bütün dünya kan ağladı
    Süleyman olmuştu mülke
    Geldi ecel, can ağladı

    Doğu batı cenup şimal
    Aman tanrı bu nasıl hal
    Atatürk'e erdi zeval
    Memur mebusan ağladı

    Atatürk'ün eserleri
    Söyleyecek bundan geri
    Bütün dünyanın her yeri
    Ah çekti, vatan ağladı

    Fabrikalar icat etti
    Atalığın ispat etti
    Varlığın Türke terketti
    Döndü çarh devran ağladı

    Bu ne kuvvet, bu ne kudret
    Var idi bunda bir hikmet
    Bütün Türkler İnön'İsmet
    Gözlerimiz kan ağladı

    Tren hattı tayyareler
    Tükler giydi hep kareler
    Semerkantla Buharalar
    İşitti her yan ağladı

    Siz sağ olun Türk gençleri
    Çalışanlar kalmaz geri
    Mareşalin askerleri
    Ordular tümen ağladı

    Zannetme ağlayan gülmez
    Aslan yatağı boş kalmaz
    Yalnız gidenler gelmez
    Her gelen insan ağladı

    Uzatma Veysel bu sözü
    Dayanmaz herkesin özü
    Koruyalım yurdumuzu
    Dost değil, düşman ağladı

    Aşık Veysel
     
  6. By_TuaL Üye

    Atatürk'ün ebediyete intikal edişi Türk Halkına şöyle duyuruluyordu;

    Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin resmi tebliğidir:

    "Müdavi ve müşavir tabiplerin neşredilen SON raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir.

    Bu acı hadise ile Türk vatanı büyük yapıcısını, Türk milleti ulu şefini, insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize, içimiz yanarak, bu tarife sığmayan ziya'dan dolayı en derin taziyelerimizi sunarız.

    Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O'nun büyük eserine bağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki, ölmez olan, onun büyük eseri, Cumhuriyet Türkiye'sidir. Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühim anda, bugüne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizam ve idame hususunu, büyük Türk milletinin hükümetiyle tek vücut olarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.

    Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 33. maddesi mucibince Büyük Millet Meclisi derhal yeni reisicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyük makamına, Teşkilat-ı Esasiye Kanununa göre geçecek zatın etrafında hükümetiyle, şanlı ordusuyla ve bütün kuvvetleriyle Türk Milleti sarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yükselmesine devam edecektir.

    Bugün ayrılığına ağladığımız büyük şefimiz Atatürk, her vakit Türk Milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını da istikmal ederek güvenle büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk Milleti onun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir.

    Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır."
     
  7. Ezlem Üye

    10 kasım gifleri

    10 KASIM GİFLERİ

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ]
     
  8. Sulfi Üye

    türkiye için ,türkler için ,bizler için,türklükle gurur duyan her insan için güneş olan
    büyük önder atatürk ruhun şadolsunnn

    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE


    [VIDEO]http://www.fileden.com/files/2008/3/19/1823788/Ataturkve10Kasim.wmv [/VIDEO]​
     
  9. Belinay Üye

    ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE SESLENİŞİ...
    20 Ekim 1927

    [​IMG]

    Atatürk'ün "Gençliğe Sesleniş"i Nutuk'un son bölümünü oluşturmaktadır. Aşağıda, Gençliğe Sesleniş'in Nutuk'daki orijinal ve Söylev'deki yeni Türkçe metinlerine yer verilmiştir. Ayrıca, Prof. Dr. Afet İnan'ın, Atatürk'ün Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu "Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi" başlıklı bildirinin "Gençliğe Sesleniş" ile ilgili bölümüne de yer verilmiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'u (Söylev), CHP'nin 2. Kurultayı'nda, 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde 36 saat 33 dakikada okumuştur. Atatürk, bu uzun konuşması ile 19 Mayıs 1919'da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın nasıl verildiğini ve Cumhuriyetin hangi koşullar altında kurulduğunu anlatır. Belgelere dayandırdığı bu konuşmasının sonunda, ulaşılan başarıyı Türk Gençliği'ne emanet eder. Gençlikten Türk bağımsızlığının ve cumhuriyetinin sonsuzluğa değin korunmasını ister.
    Prof. Dr. Afet İnan'ın bildirisi, Atatürk'ün "Gençliğe Sesleniş"i kaleme aldıktan sonra yakın çevresine ilk okuyuşunu ve bu sırada duyduğu heyecanı yansıtması açısından, "Gençliğe Sesleniş" ile beraber aşağıda yayına sunulmuştur

    TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM KUTSAL ARMAĞAN [​IMG]

    Sayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe malolmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.
    Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.
    Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.
    Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.


    ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ
    (Orijinal)
    Ey Türk Gençliği!
    Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
    Ey Türk istikbalinin evladı!
    İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
    Ankara, 20 Ekim 1927

    ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE SESLENİŞİ
    (Yeni Türkçe)

    Ey Türk Gençliği!
    Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.
    Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.
    Ey Türk geleceğinin gençliği!
    İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!
    Söylev' den 20 Ekim 1927
     
  10. EyLüL Üye

    Cevap: 10 Kasım Atatürk'ü anma haftası

    MUSTAFA KEMAL'IN GÖK YAZILARI

    Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,
    Mavicek bebelerin, ak kızların,
    Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,
    Bir 1O Kasım gecesi
    Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:
    Ey Türk gençliği...

    • Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,
    • Şimdi destan ellerimle yazıyorum,
    • Yeşiline suyun,
    • Kuşun,
    • Yelin,
    • Yaprağın:
    • "Ne Mutlu Türküm Diyene."
    Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,
    Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim
    Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,
    Elimde tebeşir
    Yazıyorum kara gecenin üstüne
    Yazıyorum armağanımı:
    "Övün, Çalış, Güven."

    F. Hüsnü DAĞLARCA
     

Sayfayı Paylaş