1. Dünya Savaşı Sonrası Yapılan Antlaşmalar Nelerdir

'Ders notları' forumunda HazaN tarafından 23 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. 1 Dünya Savaşı Sonrası Yapılan Antlaşmalar Nelerdir ?

    1 Dünya Savaşı Sonrası Yapılan Antlaşmalar





    Paris Barış Konferansı

    1918 yılı sonbaharında İttifak Devletleri, Ateşkes Antlaşmaları imzalayıp savaştan çekilmişlerdi Bunun üzerine onlarla yapılacak barışların ilkelerini saptamak için Paris'te 1919 yılının Ocak ayında büyük bir konferans toplandı

    27 devletin katıldığı konferansa İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İtalya hakimdi Savaş sırasında yendikleri devletlerden neler koparacaklarını uyumlu biçimde kararlaştıran üç büyük devlet, İngiltere, Fransa ve İtalya birbirine düştü Wilson İlkeleri'ni kendilerine göre yorumlayıp, çeşitli kanıtlar göstererek paylaşmadan vazgeçmediklerini gösterdiler Osmanlı Devletinin paylaşılmasını öngören Antlaşmalarda Anadolu'daki Akdeniz ve Ege bölgelerinin İtalyanlara verilmesi kararlaştırılmıştı Ancak Anadolu'daki Akdeniz ve Ege Bölgelerinin tamamıyla İtalyanlara verilmesi, Doğu Akdeniz'deki dengeyi altüst ederdi Akdeniz'de güçlü bir İtalya, Ortadoğu'yu denetiminde tutan İngiltere için ileride bir tehlike oluşturabilirdi İngiltere, daha önce İtalya'ya verilmesi kararlaştırılmış bölgeleri Yunanistan'a vermeyi kendi çıkarlarına uygun gördü Savaş sırası yapılan paylaşma Antlaşmalarında önemli bir değişikliğe gidildi Anadolu'nun paylaştırılmasına Yunanistan da ortak edildi İzmir ve çevresi Yunanistan'a verilecek, sadece Ege Bölgesinin güney kıyısı ile Akdeniz Bölgesinin Batısı İtalya'ya verilecekti

    Gümrü Antlaşması (2-3 Aralık-1920)

    Rusya'nın durumundan yararlanarak kendi devletlerini kuran Ermeniler ve Gürcüler, Wilson İlkeleri'ni kendilerine göre yorumlayarak, Doğu Anadolu'nun kendilerine verilmesini istemişlerdi Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra, Osmanlı Orduları önce Kafkasları ardından Doğu Anadolu'nun sınır bölgelerini boşalttılar Türk birliklerinin çekilmesinden sonra işgal hareketlerini hızlandıran Ermeniler, yerli Müslüman halka insanlık dışı davranışlarda bulundular Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Ermenilere savaş açtı TBMM, Mondros Mütarekesi kararı gereği boşaltılan Kars, Artvin ve Ardahan'ın tekrar geri alınması için gereğinin yapılması yolunda ayrıca yetki verdi 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir komutasındaki Türk Birlikleri 28 Eylül 1920'de taarruza geçti 29 Eylül'de Sarıkamış'ı, 30 Ekim'de Kars'ı, 7 Kasım'da Gümrü'yü geri aldı Ermeniler barış istedi Görüşmelerde TBMM'ini Kazım Karabekir, Erzurum Milletvekili Süleyman Necati Bey, Erzurum Valisi Hamit Bey, Ermenistan'ı ise Başbakan Aleksandr Katisyan ve beraberindekiler temsil etti

    2-3 Aralık gecesi imzalanan Gümrü Antlaşması şöyleydi:

    Kars ve yöresi Türkiye'ye geri verilecek;
    Ermenistan'ın Türkiye'ye karşı diğer devletlerle yaptığı tüm antlaşmalar kaldırılacak;
    Aras Nehri Çıldır Gölüne kadar uzanan hat Doğu sınırı olarak çizilecek;
    Sevr antlaşmasını ve Türkiye çıkarlarına uygun olmayan antlaşmaları Ermenistan hükümeti de kabul etmeyecek;
    Türkiye'deki Ermenilerle, Ermenistan'daki Müslümanların diğer yurttaşlar gibi eşit haklardan yararlanacak;
    İki ülke arasında en erken vakitte diplomatik ilişkiler, telgraf ve telefon ulaşımları kurulacak;
    Türk koruyuculuğu altında yerel özerklik verilecek olan İtur ve Nahçıvan illeri kendi kaderlerini kendileri tayin edecekler;
    Ermenistan saldırıya uğrar ve yardım isterse, Türkiye ona askeri yardım da bulunacak;
    Ermenistan silah ithal etmeyecek;
    Her iki taraf birbirinden savaş ödeneği istemeyecek;
    Türk ordusu, Ermeni ordusu Antlaşmada saptanan sayıya indirildiği taktirde Ermeni topraklarını boşaltacaktır
    Gümrü Antlaşması'nın imzalanmasından bir gün sonra, Ermenistan Cumhuriyeti Kızılordu'nun işgaline uğradı ve Erivan'da Sovyet Ermeni Cumhuriyeti kuruldu Sovyet Ermenistan Cumhuriyeti'nin kurulması ile Gümrü Antlaşması'nın onaylanması askıya alınmış, antlaşmanın yürürlüğe girmesi mümkün olmamıştır Doğu Cephesi'nde kazanılan zafer doğu sınırlarının belirlenmesinde yararlı olmuş, önce 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması, daha sonra 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması ile ufak değişikliklerle Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır belirlenmiştir Gümrü Antlaşması, TBMM'nin imzaladığı ilk antlaşma olmasından dolayı önemlidir

    Londra Konferansı

    TBMM, Sevr Antlaşması'nı kabul etmemiş, İtilaf Devletleri'ni yurttan çıkarmak için harekete geçmişti TBMM, Milli Mücadele sırasında Güneyde Fransızlara karşı başarılı olmuş, Türk Sovyet görüşmelerini başlatmış, Yunan ilerleyişini durdurmuştu I İnönü Zaferi de kazanılınca İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşmasında bazı değişiklikler yapmak üzere Yunanistan ve Türkiye'nin de katıldığı bir konferansın 23 Şubat 1921'de Londra'da yapılmasına karar verdiler

    Fakat TBMM'ni tanımadıkları için, konferansa yalnızca Osmanlı Hükümetini davet ettiler Mustafa Kemal'in de konferansa delege olarak katılabileceğini ya da bir temsilci yollayabileceğini Osmanlı Hükümeti'ne bildirdiler Osmanlı Hükümeti de itilaf devletlerinin bu önerisini TBMM Başkanı Mustaf Kemal Paşa'ya iletti Ancak TBMM bu teklifi kabul etmedi ve çağrılmadığı bir konferansa, katılamayacağını bildirdi Bunun üzerine İtilaf Devletleri, İtalya'nın aracılığı ile TBMM'ni resmen Londra Konferansı'na çağırdı Konferans 23 Şubat'ta Londra'da açıldı İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması'nda küçük değişiklikler yapmak istediler Türk delegeler buna şiddetle karşı çıktılar

    Sadrazam Tevfik Paşa, söz sırası kendisine gelince, "Ben sözü Türk Milletinin gerçek temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başdelegesine bırakıyorum" diyerek konuşma yetkisini Bekir Sami Bey (Kunduh)'e bıraktı Bunun üzerine, İtilaf devletleri her türlü görüşmeyi TBMM heyetiyle yaptı TBMM delegeleri, Misak-ı Milli'ye dayanarak Sevr Antlaşması'nı hiçbir şekilde kabul etmediklerini dile getirdiler Şiddetli tartışmalardan sonra konferans sonuç alınamadan dağıldı Bekir Sami Bey konferansın dağılmasından sonra savaş esirlerinin karşılıklı geri verilmesi ile ilgili olarak, 11 Martta Fransızlarla, 12 Martta İtalyanlarla ve 16 Martta İngilizlerle, ayrı ayrı antlaşmalar imzaladı TBMM tarafından onaylanmayan bu antlaşmalar hiçbir zaman yürürlüğe girmedi Konferans, sonuç alınamamasına rağmen, İtilaf Devletleri'nin TBMM'ni tanımaları açısından diplomatik bir başarıydı

    Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)

    Londra Konferansı'ndaki başarısızlığa karşılık, daha önceki ilişkilerin değerlendirilmesi amacı ile Rusya'ya giden bir TBMM Heyeti, 16 Mart 1921'de Sovyet Hükümeti ile tarihe adı "Moskova Antlaşması" olarak geçen önemli bir belge imzaladı Ermenilere karşı sağlanılan zaferden sonra, 1 İnönü Savaşı'nın da kazanılması Ruslardaki son tereddütleri ortadan kaldırmıştı Onlar, daha önceden tanıdıkları TBMM Hükümeti ile sıkı bir işbirliği içine girmeyi kararlaştırdılar Bu antlaşmaya göre Sovyet Rusya, Sevr Antlaşması'nı kesinlikle tanımıyor ve TBMM Hükümetine her türlü maddi ve siyasal destek vermeyi taahhüt ediyordu Böylece, 1 İnönü Zaferi TBMM Hükümetine hem o zamanın koşulları içinde sağlam bir müttefik kazandırmış, hem de İtilaf Devletleri ile görüşme masasına oturabileceğini göstermiştir Artık TBMM kendisini dünyaya açmaktadır

    Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)

    Sakarya Meydan Muharebesi'nin sağladığı siyasal kazançlardan biri de, Kars Antlaşması'ydı Kars Antlaşması, Doğuda daha önce Mart 1921'de yapılan ve Moskova Antlaşması'yla düzenlenen ilişkilerin genişletilerek, Kafkas Devletlerini kapsaması, Doğu sınırımızın da kesinleşmesini sağlayan antlaşma olması açısından önemlidir Kars'ta 13 Ekim 1921'de imzalanan antlaşmaya Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Sovyet Rusya temsilcileri de imza koymuştur

    Ankara Antlaşması (21 Ekim 1921)

    Sakarya Savaşı'ndan sonra tereddütleri ortadan kalkan Fransa, iktisadi ve kültürel konularda ayrıcalık isteklerinden de vazgeçerek, 20 Ekim 1921'de Ankara'da bir Antlaşma imzalamıştır Bu Antlaşma ile Türkiye - Fransa arasında silahlı çatışma son buluyor, güney sınırımız da tespit ediliyordu

    Moskova Antlaşması ile doğu meselesini çözüldüğü gibi, Ankara Antlaşmasıyla da güney meselesi çözülmüş oluyordu Bu Antlaşma, silah, cephane ve malzeme sağlanması yolunda güney sınırımızdan yararlanma imkanı verdiği gibi, batıda Yunan saldırısına rahatlıkla karşı koymak fırsatını da veriyordu

    Ankara Antlaşması ile, iki devlet arasında savaş hali sona ermiştir İki devlet arasında bütün esirlerin değişimi yapılacaktır Boşaltılan topraklarda genel af ilan edilecektir İskenderun bölgesinde özel bir yönetim (idari rejim) uygulanacaktır Türk ırkından olan bu bölgenin sakinleri, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıktan yararlanacaklardır Türkçe resmi dil olacaktır

    Antlaşmada, Türkiye ile Suriye arasında yeni bir sınır belirlenmekteydi Bu sınırla, Kilikya bölgesinin önemli bir bölümü ve Bağdat demiryolunun büyük bir kısmı Türkiye sınırları içinde kalmaktaydı Sınır, İskenderun Körfezi üzerinden Payas mevkiinin hemen güneyinden başlayarak, Meydanı Ekber'e kadar uzamaktaydı Suriye ile aramızda çizilen bu sınır, Lozan Barış Antlaşması ile sadece teyit edilmiştir

    Ankara Antlaşması ile, IDünya Savaşı'nın galiplerinden biri, Misak-ı Milli'yi tanımış ve Ankara Hükümeti ile Fransa arasında olumlu ilişkiler başlatılmış oluyordu

    Mudanya Ateşkes Antlaşması

    3 Ekim 1922'de Mudanya'da toplanan konferansta Türkiye'yi Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Büyük Britanya'yı General Harrington, Fransa'yı General Charpy, İtalya'yı da General Mombelli temsil etmiştir Çetin görüşmeler sonunda, Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır Yunanlılar, Mudanya'daki Konferansa katılmamış, hazırlanan Antlaşma metnini kabullenerek üç gün sonra imza etmiştir

    Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Türkiye - Yunanistan arasında silahlı çatışmaya son verilmiştir Trakya, Meriç sınır olmak üzere Türkiye'ye bırakılmıştır Yunanlılar on beş gün içinde Trakya'yı boşaltacaklardır Yunanlılardan boşalan yerlere İtilaf Devletleri birlikleri girecek, onlar da en geç bir ay içerisinde, Trakya'yı Türklere devredeceklerdir Türklerin Trakya'da en çok 8000 jandarma kuvveti olacaktır Türkler, Ateşkes Antlaşmasında öngörülen sınırlar içinde İtilaf Devletleri askeri birliklerinin bulundukları yerlere girmemeyi taahhüt etmektedir Ateşkes Antlaşması imza edildiği tarihten üç gün sonra yürürlüğe girecektir

    Mudanya Ateşkes Antlaşması görüşmelerinde, İsmet Paşa'nın hatıralarında da açıklandığı üzere, bir komutanın siyasi alanda müzakereler yöneten tecrübeli ve becerikli bir diplomat gibi görüşmelere katıldığı ve başarılı olduğu görülmektedir

    "Ben heyeti ikamet ettiğimiz binada kabul ettim Generallere masada yer gösterdim Harrington'u sağıma aldım Fransa temsilcisini karşıma, İtalyan generalini de soluma oturttum Fakat ben generallere yer gösterirken onlar biraz şaşırmış gibi oldular Meğer başkanlığı, müzakereyi idare etmeyi onlar kendileri için düşünmekte imişler

    Lozan Barış Antlaşması

    Mudanya Mütarekesi sonucu, kesin barış antlaşması görüşmelerine gidilmiş ve tarafsız bir ülkenin şehri olarak Lozan (İsviçre) görüşmelerin yapılacağı yer olarak seçilmiştir

    Lozan Barış Konferansı'nda, yalnız Yunanistan'la bir hesaplaşma ve savaşa son veren bir barış antlaşması yapma söz konusu değildi Aynı zamanda, I Dünya Savaşı'nın galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri süre gelen sorunlara çözüm aranmaktaydı Açıkça, "Doğu Meselesi" bütün konferansın ağırlık merkezini oluşturuyordu

    Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 Salı günü saat 16'da Lozan şehrinin Mont Benon Gazinosu'nda toplandı Tarafsız İsviçre Konfederasyonunun Başkanı Habab'ın konuşması ile açıldı Lord Curzon'dan sonra söz alan İsmet Paşa (İnönü), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davasını önemle belirtmiş, "Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz" diyerek sesini duyurmuştur

    Konferans, 4 Şubat'da Antlaşmazlık yüzünden kesilmiş, 23 Nisan 1923'te ikinci defa toplanarak, 24 Temmuz 1923'te Barış Antlaşması imza edilmiştir Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır Lozan'da imzalanan belgeler, esas Barış Antlaşması, 16 adet sözleşme, protokol, beyanname ile bir de nihai senetten ibarettir Lozan'da imzalanan bu belgelerle, sadece bir barış Antlaşması yapılmamış, aynı zamanda Türkiye ile Batı devletlerinin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal ilişkileri yeni baştan düzenlenmiştir

    Lozan Barış Antlaşması önsözünde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine saygı gösterilmesi ilkesine yer vermiştir Bu ilke, yeni Türkiye'nin 1 Dünya Savaşı'nın galipleri ile eşit şartlar altında, Lozan'da siyasi bir mücadeleye giriştiğini gösteren bir hükümdür Türk istiklal ve hakimiyetinin tanınması bakımından da önem arz eder

    Lozan Barış Antlaşması'nda düzenlenen önemli konular aşağıda özetle belirtilmiştir bulunmaktadır:

    Sınırlar

    Güney Sınırı

    20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması gereğince, Fransa ile anlaşılarak güney sınırı kararlaştırılmış, Lozan'da bu sınır sadece teyit edilmiştir

    Irak sınırı

    Irak sınırı uyuşmazlığı çözülememiştir Antlaşmada, Türk topraklarının tahliyesinden itibaren, bu uyuşmazlığın dokuz ay zarfında dostane bir şekilde halledileceği belirtiliyordu

    Batı Sınırlarımız

    Yunanlılarla batı sınırı, Misak-ı Milli'ye uygun, Mudanya Mütarekesi'nde ön görüldüğü gibi, Meriç nehri sınır olmak üzere düzenlenmiştir Karaağaç ve çevresi Yunanlılardan alınarak savaş tamiratı karşılığı Türkiye'ye bırakılmıştır Ege Denizi'nde Bozcaada ve İmroz Türkiye'ye verilmiştir Ayrıca, Yunanlıların elinde bırakılan Anadolu kıyısına yakın adalar da, askersiz hale getirilmiştir

    Azınlıklar

    Birinci Dünya Savaşı'na son veren barış antlaşmalarında azınlıkların himayesine ait hükümler mevcuttur Lozan Barış Antlaşması'nın bu hususla ilgili hükümleri incelendiğinde, azınlıklar bir ayrıcalığa sahip olmamışlardır Türk tebaasından sayılan gayri Müslimlerin kanun ve hukuk düzeni önünde eşitliği söz konusu olmuştur Antlaşmanın 42 maddesi ile gayrimüslim azınlıklar yararına olarak kabul edilen şahsi haklar ile aile hakları, Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girmesi ile önem ve anlamını yitirmiştir Böylece Patrikhanelerin dünya işlerinde ve azınlıkların şahsi muamelelerinde hiç bir yetkileri kalmamıştır



    Kapitülasyonlar

    Kapitülasyonlar, adli, mali ve idari sahada yabancılara tanınan imtiyaz ve muafiyetlerdir Antlaşmanın 28maddesiyle, kapitülasyonlar bütün sonuçları ile birlikte kaldırılmış ve yeni Türkiye, yüzyıllardan beri çekilen bir beladan sonsuza dek kurtulmuştur

    Savaş Tazminatları

    1Dünya Savaşı'nın galipleri, bizden 1Dünya Savaşı sebebi ile tazminat talep ettiler Ayrıca buna ek olarak, işgal masraflarını, kendi tebaalarının zarar ve ziyanlarını da eklemişlerdir Savaş içinde Almanya'dan borç karşılığı rehini bulunan beş milyon altın ve savaş yıllarında İngiltere'ye sipariş edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulunduğundan, bizlere verilmemiş ve tamirat karşılığı tutulmuştur

    1 Dünya Savaşı'na giren mağlup devletlere ciddi bir mali yük olan bu beladan, geleceğe bir borç bırakılmadan, sadece fiilen elimizde bulunmayan meblağ karşılık gösterilerek, büyük bir başarı ile sıyrılınmıştır

    Türkiye, Yunanistan'ın harbin devamından ve bunun neticelerinden doğan mali vaziyetini dikkate alarak, tamirat hususunda her türlü taleplerinden Karaağaç ve çevresinin Türkiye'ye bırakılması şartı ile vazgeçmiştir

    Borç Sorunu

    1854'ten itibaren Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar devam eden Osmanlı amme borçları, Birinci Dünya Savaşı'nda yapılan istikrazlar da dahil, büyük bir yekün teşkil ediyordu

    Sene tertipleri üzerinde borcun taksimi yerine, sermaye üzerinden borcun taksimi ile esas borç toplamı bir hayli azaltılmıştır Diğer taraftan bu borçlar, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletlere de gelirle orantılı olarak bölünmüştür Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğunun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'a olan borçları bu devletlerle de yapılan antlaşmalarla 1Dünya Savaşı'nın galiplerine devredilmiştir

    Osmanlı amme borçlarının diğer çetin bir safhası da tediye edeceğimiz borçların hangi para ile ödenmesi hususunda kendini göstermiştir Karşı taraf bunu altın veya sterlin olarak talep etmiştir Biz, Türk parası ve Fransız frangı olarak ödemeyi teklif ettik Aradaki fark muazzam meblağlara varmasına rağmen, burada da görüşümüz kabul edilmiştir

    Boğazlar

    Lozan'da imza olunan en önemli belgelerden biri de, Türk Boğazlarının statüsü ile ilgili sözleşmedir Boğazlar sorunu, madde 23'de genel olarak yer almış, Barış Antlaşması'na ek Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile ayrıca ayrıntılı olarak düzenlenmiştir Boğazlardan serbest geçişi, Boğazlar Komisyonunun kurulmasını, boğazların ve civarının askersiz hale getirilmesini hedef tutan ve Milletler Cemiyeti'nin de garantisini sağlayan hükümleri ihtiva eden bu Sözleşme, 1936'da Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir Milli hakimiyeti sınırlayıcı hükümler kaldırılmış, milli çıkarlarımıza uygun hale getirilmiştir

    Nüfus Değişimi

    Lozan'da çözümlenen bir diğer önemli sorun da, İstanbul'da yaşayan Rumlarla Batı Trakya'da yaşayan Türkler hariç, Türkiye'deki bütün Rumlarla Yunanistan'daki Türklerin değiştirileceğini öngören sözleşmenin, Barış Antlaşması'na ek olarak konmasıdır

    Lozan Barış Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı'nın sağladığı, Türk milletinin hayati haklarını ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir Lozan aynı zamanda, Orta Doğunun en önemli bölgesinde, barış ve güvenliği kurmak ve devam ettirmekle dünya barışına da hizmet etmiştir Türkiye Lozan'da genel olarak, Misak-ı Milli'yi gerçekleştirmiştir