Ölüm Şiirleri Kısa

Konusu 'Kısa Şiirler' forumundadır ve YAREN tarafından 28 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye


    Kısa Ölüm Şiirleri,
    Ölüm ile ilgili Şiirler Kısa,
    Ölüm Hakkında Kısa Şiirler


    Sanatkârın Ölümü Şiiri

    Gitti gelmez bahar yeli;
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli;
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
    Yanıyor güneşte petek;
    Bütün bal arıda kaldı.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    Korktuğum Şey

    Gün çekildi pencerelerden;
    Aynalar baştan başa tenha.
    Ses gelmez oldu bahçelerden;
    Gök kubbesi döndü siyaha.

    Sular kesildi çeşmelerden;
    Nerden dolacak bu taş nerden,
    Nergislerin açtığı yerden
    Ey kuş uçurtmayan ejderha?

    Ne yardan geçilir, ne serden;
    Korkuyorum bu gecelerden.
    Bel bağladığım tepelerden
    Gün doğmayabilir bir daha.

    Cahit Sıtkı Tarancı



    Fâni Dünya

    İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
    Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
    Her sabah başlayan şeye doymadık,
    Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.
    Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
    Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
    Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
    Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

    Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
    Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
    Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
    Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    Gün Eksilmesin Penceremden

    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    - Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!

    Cahit Sıtkı Tarancı


    Ölü

    Hangi mahallede imam yok,
    Ben orada ölecegim.
    Kimse görmesin ne kadar güzel,
    Ayaklarim, saçlarim ve her seyim.

    Ölüler namina, azade ve temiz,
    Meçhul denizlerde balik;
    Müslüman degil miyim, hasa,
    Fakat istemiyorum, kalabalik.

    Beyaz kefenler giydirmesinler,
    Sizlamasin karanligim havada.
    Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayim,
    Ki bütün azalarim hülyada.

    Hiçbir dua yerine getiremez,
    Benim kainatlardan uzakligimi.
    Yikamasinlar vücudumu, yikamasinlar,
    Çilginca seviyorum sicakligimi…

    Fazıl Hüsnü Dağlarca

     

  2. YAREN Üye

    Cevap: Ölüm Şiirleri Kısa

    Ölümü Düşünmek

    Mümkün mü ağlasın annem
    Mezarımın başucunda
    Ben sesimi çıkarmıyayım
    Hayırsız bir evlat gibi

    Bir bulut uçsun da
    Ben başımı kaldırmıyayım
    Yağmur dindikten sonra
    Gezinmiyeyim caddelerde

    Ah, mümkün mü bir güzel kadın
    Geçsin de yanımdan
    Ben seyretmiyeyim
    İçimi çekerek

    Muzaffer Tayyip Uslu


    Ölüme Yakın

    Akşamüstüne doğru, kış vakti;
    Bir hasta odasının penceresinde;
    Yalnız bende değil yalnızlık hali;
    Deniz de karanlık, gökyüzü de;
    Bir acayip, kuşların hali.

    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
    -Akşamüstüne doğru, kış vakti-
    Benim de sevdalar geçti başımdan.
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    Zamanla anlıyor insan dünyayı.

    Ölürüz diye üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
    Kötülükten gayrı?

    Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz.

    Orhan Veli Kanık


    Giderayak


    Handan, hamamdan geçtik,
    Gün ışığında hissemize râzıydık;
    Saadetinden geçtik,
    Ümidine râzıydık;
    Hiçbirini bulamadık;
    Kendimize hüzünler icadettik,
    Avunamadık
    Yoksa biz…
    Bu dünyadan değil miydik?

    Orhan Veli Kanık


    Rindlerin Ölümü


    Hâfız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
    Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
    Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
    Eski Şirâz’i hayal ettiren ahengiyle.

    Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
    Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
    Ve serin serviler altında kalan kabrinde
    Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

    Yahya Kemal Beyatlı


    Sonbahar


    Fânî ömür biter, bir uzun sonbahar olur.
    Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümar olur.
    Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
    Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
    Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
    Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
    Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
    Anlar ki yolcu yol görünür serviliklere.

    Dünyanın ufku gözlere gittikçe târ olur.
    Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
    İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
    Bir başka mûsikîye geçiş farz eder bunu.
    Teslîm olunca va’desi gelmiş zevaline,
    Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

    Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
    Rûh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
    Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
    Fark etmez anne toprak ölüm mâceramızı.

    Yahya Kemal Beyatlı


    Sessiz Gemi


    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    Yahya Kemal Beyatlı
     
  3. YAREN Üye

    Cevap: Ölüm Şiirleri Kısa

    Şaşırdım Kaldım

    Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
    Gün kasvet gece kasvet.
    Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
    Gök mavisine hasret.

    Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
    Ummamak senden medet.
    Suyun dibine vardı ayaklarım;
    Suyun dibinde zulmet.

    Kalmadı ümidin soluk ve cılız
    Işığında bereket.
    Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
    Bir at oldu nihayet.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Düşünce

    Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
    Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
    İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
    Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok
    En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.

    Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

    “Yalnız duyan yaşar” sözü, derler ki, doğrudur
    “Yalnız duyan çeker” derim, en doğru söz budur.
    Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
    Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.
    Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?

    Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

    Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
    Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

    Yahya Kemal Beyatlı

    Ölüm

    Ölüm…
    Bir sessizlik
    Ölüm…
    Şekilden öteye hiç bir şey
    Şekil…
    Usta bir heykeltraşın
    Hünerli ellerinden çıkmış
    Muazzam bir eser
    Eser ki bir anlatım
    Eser ki bir kompozisyon
    Eser ki bir anı bir mazi
    Bir ifade, görüntü
    Oysa ölüm…
    Ölüm umutların yok oluşu
    Ölüm sessizlik
    Ölüm ifadesizlik
    Yaşarken konuşan, düşünen
    Yaşarken yürüyen, koşan
    Soran, cevap veren
    Bazen üzülen, bazen sevinen
    Bazen gülen, bazen ağlayan
    Oysa ölüm…
    Ölüm cevapsızlık
    Ölüm sonsuza dek yok oluş

    Tamer Duran



    Her Şey Uzaktadır

    Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
    Her an peşimizden koşan gölgemiz,
    Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
    Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…

    Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm,
    Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

    Ahmet Muhip Dıranas
     

Sayfayı Paylaş