Kış Hikayeleri

Konusu 'Hikayeler' forumundadır ve ZeuS tarafından 22 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeuS Üye


    Kış Hikayesi, Kış Öyküsü, Kış Öyküleri, Kış Hikayeleri

    Bir Kış Günü Hikayesi

    - Bugün hava her zamankinden soğuk değil mi?
    - Evet. Ama mecburuz yola çıkmaya. Hem dert etme. Gittiğimiz yer çok sıcakmış. Isınırız orda bir güzel. Diğer dostlarımızı da göreceğiz bu yolculukta unutma. Bu bile yeter yola çıkmaya.
    - Doğru söylüyorsun galiba...

    Ellerine baktı son kez. Ayışışığı vurmuştu sanki çehresine. Öylesine parlıyordu alabildiğine. Şımarmamak için zor tuttu kendini. " Acaba yolculuk nasıl geçecekti? Şikayet edip sabredemezse, bu diyarları terk etmeyi göze alamazsa...Olmazdı,olamazdı. O zaman ben, ben olamam ki...İnsanlar beni gördüklerinde " işteo. ne güzel. ne kadar temiz, ne kadar gayretli" dediklerinde yüreğindeki sevgiyi ve var olma nedenini sevinçle izleyecekti bu yolculukta. Yaratılma amacı için bu yolculuğa çıkması gerekiyordu.

    Ve yoldaydı. Fakat üşümüyordu çok fazla. Yine nazlıydı. Yine dans eder gibi oradan oraya koşturuyordu. Kimseye rahatsızlık vermeden, üstelik engelleri kaldırarak akıyordu adeta.

    " Ne kadar hoş. herkes burada. Tanışmalıyım hepsiyle." diye söyleniyordu kendi kendine.

    - Hey! Senin adın ne?
    - Berfin. Ya seninki?
    _ Ben mi? Ben , ben...

    Kar tanesi son kelimesini söylerken, toprakla kucaklaşır buldu kendini. Ve sıcaklığını hissettiğinde, gülücükler açtı çehresinde. Bundan böyle toprağa bakabilen herkes, kar tanesini göremese de, onun tebessümünü gördü her seferinde...



    kış güneşi hikayesi

    Limanda bekleyen kız dönecek umuduyla dikilirken rüzgar esti. “ondan sana bir tutam koku getirdim.” Dedi. “kokla sevdiğini hisset”dedi. Kız rüzgarı var gücüyle içine çekti. Ama bu yetmedi ona. Beklemeye devam etti. Güneş açtı. “sen onun kalbinde yeşeriyorsun unutma”dedi. Kız güneşin sıcaklığını kemiklerine kadar hissetti. Gece oldu ay çıktı. Kız limanda oturmadan, yorulmadan bütün umuduyla bekliyordu. Ay ona acıyıp “sana onu göstereceğim, iyi bak” dedi. Denizde ona eşlik eşlik etti ve hafif dalgalanmasıyla yakamozda kız sevdiğini gördü. Ama gene yetinmedi. Görmek özlemini eksiltmiyor aksine dokunamamak daha da canını acıtıyordu. Yağmur yağdı. Üzgün bir şekilde “ağlama lütfen. Ben bile sana yetişemiyorum” dedi. Ama kız özlüyordu. Bu sefer sonbahar geldi. Yapraklar çevresini sardı. “hazan ayıdır bu ay. Bizde sarardık bütün sevgilerde. Ayrılık var. Ver bize götürelim uzaklara.” Dediler. Ama kız onları duymazlıktan geliyordu. Bekliyordu. Dönecekti. Dalgalar vururken limana o da vuracaktı onun kalbine. Demir atacaktı. Beklemeliydi. Artık ümidi azalmıştı ama beklemeliydi. Kış geldi. Her tarafını beyaz kaplamıştı. Onunda söyleyecekleri vardı. “bekleme onu. Dönmeyecek. Onun kalbi artık buz kaplı.” Kız inanmıyordu. Dönüp güneşe baktı. Kış onu üşütmüştü. Belki güneş onu gene ısıtabilirdi. Ama güneşte bu sefer umutsuzdu. “ artık yeşeren çiçekler soldu. Sonbaharda gittin. O artık buz kalpli.” Dedi. Zavallı kız duyduklarına inanamadı. Güneş iyice üşütmüştü. O kadar beklemişti onu ama vuslatta acı vardı. Artık gitmeliydi. Kalbini, mabedini sonsuza dek acı çekmemek için kapattı ve mevsimler boyu beklediği yerden ayrıldı...
    Yanlış zaman yanlış insan
    Tutunmak imkansız bıktım yamalı sevdalardan
    Yanlış bahar kış güneşi
    Yoruldum her bulduğumda kaybetmekten seni
    Kıyamete kadar kapattım kalbimi


    Bir Kis Masalı Hikaye

    kis aksamlari,bizim,ailece bir arada mutlu gunlerimizdi.biz genis bir aileydik.buyuk annem,buyuk babam,babam,annemve uc kardesimle birlikte sekiz kisiydik.kis aksamlarini cok seviyorordum.buyukannemin anlattigi masallarla onumde genis bir kapi aciliyor,ben de bu masal kapisindan iceriye giriyordum.en kucuk kardesim ercan birinci sinifa,ortanca kardesim bircan da ucuncu siunifa gidiyordu.en buyukleri bendim.bende besinci sinifa gidiyordum.hepimiz kar yagarken camdan disariya bakmayi cok seviyorduk.buharlasan cama isimleimizi yaziyorduk.annem bunu yaptigimiz zaman bizi azarliyordu.ama biz her sefer,cami buharlasmis gorunce dayanamiyor uzerine bir seyler yaziyorduk.buyukbabam bize sobanin uzerinde kestane patlatiyordu.sobanin uzerinde kestaneleri kapiyor,elimizi yaka yaka kabuklaini soyuyorduk sonra da kahkahalarla guluyorduk.

    Soğuk Kış Sıcak Annem

    Soğuk bir kış günüydü. Buz gibi, buzul gibiydi sokaklar. Kaçan kurtuluyordu karın yırtıcı soğuğundan. Kalanlarsa buz kütlesi misali donuyordu. Biz ise annemle küçük ve yıkık dökük evimizde kendini bile ısıtamayan sobamızın başında ısınmaya çalışıyorduk. Sokakta olmadığımız için şükrediyorduk. Çünkü babam kızınca bizi sokağa atabiliyordu. Biz de onu kızdırmamaya çalışıyorduk.

    Saat çok geç olmuştu. Annem ve ben çok yorulmuştuk ve uykumuz gelmişti. Ama uyuyamıyorduk. Çünkü babam gelmeden uyuyunca babam ikimizi de dövüyordu. Hatta geçen gece babam gelmeden birazcık içim geçmişti de babam beni dövmeye yeltenmişti. Annem ise ben dayak yemeyeyim diye üzerime atılmış ve benim yerime dayak yemişti.

    Çok geçmeden babam geldi Ayakta duracak hali yoktu. Öylesine içmişti ki düşecek diye çok korkmuştum. Zar zor yürüyerek masaya oturdu ve sert bir şekilde:

    — Yemek yok mu, diye bağırdı. Annem çaresizdi. Evde yiyecek tek lokma yoktu. Annem korka korka:

    — Kuru ekmek ve sudan başka bir şey yok, dedi. Babam hiddetle ayağa fırladı ve:

    — Dalga mı geçiyorsun sen benle, diye bağırmaya başladı. Biliyordum. Kavga çıkacaktı. Ezilen, dayak yiyen yine annem olacaktı. Annemin dayak yiyişini izlemek, onun çığlıklarını duymak beni kahrediyordu. Annem babama cevap vermeden korka korka:

    — Kızma babacığım, dedim. Babam bu lafımı duyunca sinirlenerek:

    — Karşı mı geliyorsun sen bana, diye üzerime yürüdü. Annem bağırarak:

    — Yeter! Vurma çocuğa, dedi. Babam daha da sinirlenmişti. Annemi de beni de omzumuzdan tuttu ve döverek sokağa attı.

    Üzerimizde ne beş paramız vardı ne de gidecek bir yerimiz vardı. Hava çok soğuktu. Çok üşüyordum. Annem eski ve yırtık hırkasını çıkararak beni sardı. Hırkasını çıkarınca üzerinde kısa kollu kazağından başka hiçbir şey kalmamıştı. O an anneme olan sevgim bir nebze daha artmıştı.

    Annem de ben de çok üşüyorduk. Ayrıca karnımız da çok açtı. Kar ise hiddetli soğuğunu iyice arttırmış, yağmıştı da yağmıştı. Gecenin bir vakti annemle beraber sokakta kalmıştık. Üstelik o kadar uykumuz vardı ki… Eğer biraz daha bu soğuğun altında kalırsak donacaktık.

    Az daha ilerledik ve boş bir bina bulduk. Daha doğrusu binanın bodrum katı boştu. Annem bulduğu pis kartonlarla hemen bir yer yatağı yapmaya başladı.

    Ben ise her an babam gelecek de bizi dövecekmiş gibi hissediyordum. Çok korkuyordum. Ama her şeye rağmen artık eve dönemeyeceğimizi biliyorduk. Çünkü dönersek babam ikimizi de feci bir şekilde döverdi.

    Annemin artık yorgunluk canına tak etmiş olacak ki yaptığı yatağa uzandı. Bana dönerek:

    — Haydi oğlum. Gel artık. İkimizde çok yorulduk. Bu gece burada idare edersek ertesi sabah ne yapacağımıza karar veririz, demişti.

    Annemin yanına uzandım. Annem öylesine üşüyordu ki bu soğukluk gözlerinden okunuyordu. Anneme sarıldım. O da bana sarıldı. Sıkı, hem de sımsıkı sarıldı bana. Yanağıma da sıcacık bir öpücük konduruverdi. O kadar ısıtmıştı ki beni bu öpücük… Bütün yorgunluğum, bütün korkum bir anda uçuvermişti. Artık ne soğuk etkiliyordu beni ne de babamın üzerimde bıraktığı korku hissi. Bütün gece beni tek ısıtan şey annem olmuştu. Aslında onun sıcaklığı değildi beni ısıtan. Beni ısıtan onun sevgisi ve fedakârlığıydı.

    Gecenin karanlığı yerini gündüze bırakıyordu yavaş yavaş. Kara bulutlar dağılmış, pırıl pırıl olmasa da hafif bir güneş belirmişti. Bunu camlara vuran ışıktan anlıyordum. Annemin elleri hala üzerimdeydi. Sabaha kadar kirli ve soğuk kartonların üzerinde sarmaş dolaş uyumuştuk annemle. Ama annemin tüm gece beni ısıtan sıcaklığı gitmiş ve yerine kardan bile soğuk bir vücut ısısı gelmişti. Annem artık buz gibiydi ve daha uyanmamıştı. Bir gariplik olduğu belliydi. Annemin ısısı öyle çabuk değişmişti ki… Artık daha fazla dayanamadım ve annemin soğuk ellerini üzerimden çekerek ayağa kalktım.

    Anneme doğru baktım ve gözlerime inanamadım. O an o görüntüyü gören gözlerimi yerlerinden koparıp atmak istedim. Gördüğüm şey o kadar korkunçtu ki bütün düşüncelerim durmuştu. Bütün gece beni ısıtan annem gözleri açık uyuyordu. Altı yaşında olabilirdim ama hangi çocuk olsa o an annesinin öldüğünü anlayabilirdi. Gördüğüm şey melek gibi annem ve onun soğuktan mosmor olan vücuduydu. Yerimde kalakalmıştım. O an bana öyle bir şey olmuştu ki ağlayamıyordum bile. Beynim donmuştu. Hiçbir şey düşünemiyordum.

    Gücümü yitirmemeye çalışarak dışarı çıktım. Çevreme bakınıp durdum. Milyonlarca insan vardı. Hangisine gideceğimi, ne diyeceğimi bilmiyordum. Derken bir polis arabası gördüm. Arabanın yanına gittim ve korkuyla dolan gözlerimi onlara doğru çevirdim. Tuhaf bir şey olduğunu hemen anladılar. İçlerinden birisi arabadan indi ve başımı okşayarak:

    —Bir sorun mu var ufaklık, dedi. Elinden tuttum ve onu annemin olduğu bodrum katına doğru götürdüm. Bizi gören diğer polis amcalar da peşimizden geldiler. Ne olduğunu çözememişlerdi.

    En sonunda annemin olduğu yere gelebilmiştik. Elini tuttuğum polis amca annemin cesedini gördü ve onun yanına gitti. Annemin koluna elledikten sonra diğer arkadaşlarına döndü ve:

    -Ölmüş, dedi. Aradan çok bir zaman geçmedi ki etrafı polisler ve doktorlar sardı. Herkes annemin başında toplanmıştı. Bense duvar kenarında çömelerek etrafı izliyordum. Öyle bir şok yaşamıştım ki ağlayamıyordum bile. Başımı kaldırdığımda daha deminki polis amcayı gördüm. Yüzüme şefkatle baktı ve elini bana doğru uzatarak:

    Hadi, dedi. Elinden tuttum ve ayağa kalktım. Annemin cesedinin olduğu bu yerden çıktık polis amcayla beraber. Dışarı çıktığımızda ise gördüğüm tek şey bir ambulans ve meraklı bir kalabalıktı. Çok geçmedi ki bizim arkamızdan bir sedye ile annemin cesedi çıkarıldı. Anneme son bir kez baktım. Son bir kez… Artık annem yoktu. Bu kadar yıl bana bakıp, beni büyüten insan hayatımda yoktu artık… O an aklımdan geçen düşünceler sadece bunlardan ibaretti. Gözlerimden dökülen ise sadece bir damla yaş oldu… Ama hiçbir zaman unutamayacağım tek şey ise annemi büyük bir özlemle hep yaşatacağımdır. BUGÜN, YARIN VE DAIMA…

    Alıntı....


     

Sayfayı Paylaş