Bayram Sevinci İle İlgili Şiirler

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve Yasemin tarafından 30 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Yasemin Üye


    Bayram Sevinci İle İlgili Kısa Şiirler



    Bayram

    Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
    Bugün toplar atılırken evden kaçıp
    Harbiye Nezareti?ne gideceğim.
    Söylemezseniz size macun alırım,
    Simit alırım, horoz şekeri alırım;
    Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
    Bütün zıpzıplarımı size veririm.
    Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!


    Bayramlar Bayram Ola


    Bayramlar seçilmiş rahmet günleri
    Bayramlar İslami vahdet günleri
    Bizleri uykudan uyandır Ya Rab
    Bitsin, uzamasın gaflet günleri.

    Abdurrahim Karakoç



    Bayram Sevinci


    Bu sevinçler var ya bu mutluluklar,
    Bu gülüşler var ya bedel cihana.
    Bir kuş kanatlanır avuçlarımdan,
    Seni hatırlatır bayramlar bana.

    Uyanır içimde uyuyan çocuk.
    Bir koşudur başlar hep senden yana.
    Neşeyle gülümser dalda tomurcuk,
    Seni hatırlatır bayramlar bana.

    Uçan balonlarla dolar göklerim,
    Kapılır giderim senin dünyana.
    Verdiğin sevinci hala saklarım,
    Seni hatırlatır bayramlar bana.

    Öyle güzelleşir öyle ki her yer,
    Dayanmaz yüreğim bu heyecana.
    Sevdiğim ne varsa hep senden eser,
    Seni hatırlatır bayramlar bana.

    Yeni pabuçlarım, tafta elbisem.
    Benden selam olsun her hatırana.
    Ne zaman öpecek bir el özlesem,
    Seni hatırlatır bayramlar bana.

    Her bayram sabahı güneş doğarken,
    Anne sıcaklığın dolar odama.
    Kalbime yeni bir umut dolarken,
    Seni hatırlatır bayramlar bana.

    Sevinç ATAN

    Bayram sevinci


    Sevginin güzelidir
    Kederin sevincidir
    İnancın temelidir
    Yaşayan bayram sevinci.

    Ülkemizde benliktir
    Evimizde şenliktir
    İçimizde bir histir
    Yaşayan bayram sevinci.

    Gülmeyen yüzümüzde
    Ağlayan gözümüzde
    Kırılan kalbimizde
    Çocukların gönlünde
    Bir coşkudur sevincimizde
    Yaşayan bayram sevinci.

    İbrahim Yılmaz


    Bayram


    Gelin de bayramı Fatih'te seyredin, zira
    Hayale, hatıra sığmaz o herc ü merc-i safa,
    Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan
    Tutun da, ta dedemiz demlerinden arta kalan,
    Asırlar ölçüsü boy boy asali nesle kadar,
    Büyük küçük bütün efrad-i belde, hepsi de var!
    Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar,
    İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar,
    Biraz gidin; Kocaman bir çadır... önünde bütün,
    Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için
    Nöbetle bekleşiyorlar; acep içinde ne var?
    'Caponya'dan gelen insan suratlı bir canavar!'
    Geçin: sırayla çadırlar, önünde her birinin.
    Diyor: 'Kuzum, girecek varsa durmasın girsin.'
    Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir ilan,
    'Alın gözüm buna derler...' sedası her yandan.
    Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele:
    Gelen yapışmada bir, mutlaka o saplı tele,
    Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi
    İnince binmede artık onun da hemşerisi:
    'Hak okka çünki bu kantar... Frenk icadı gıram
    Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam.'
    'Muhallebim ne de kaymak!
    'Şifalıdır macun!'
    'Simit mi istedin ağa!' 'Yokmuş onluğun, dursun.'
    O başta: Kuşkunu kopmuş eğerli düldüller
    Bu başta: Paldimi düşmüş semerli bülbüller
    Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar,
    Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;
    Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan
    Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan
    Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer...
    Ferag-ı bal ile birden geviş getirmedeler,
    Koşan, gezen, oturan, maniler düzüp çağıran.
    Davullu zurnalı 'dans' eyliyen, coşup bağıran,
    Bu kainat-i sürurun içinde gezdikçe,
    Çocukların tarafındaydı en çok eğlence,
    Güzelce süslenerek dest-i naz-ı maderle,
    Birer çiçek gibi nevvar olan bebeklerle
    Gelirdi safha-i mevvac-i iyde başka hayat...
    Bütün sürur u setaretti gördüğüm harekat,
    Onar parayla biraz sallandırdılar... derken,
    Dururdu 'Yandı!' sadasıyle türküler birden,
    Ayol, demin daha yanmıştı a! Herif sen de,
    Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de.

    Deniz dalgasız olmaz
    Gönül sevdasız olmaz
    Yari güzel olanın
    Başı belasız olmaz!
    Haydindi mini mini maşallah
    Kavuşuruz inşallah...'

    Fakat bu levha-i handana karşı, pek yaşlı,
    Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı,
    Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor.
    Gelen geçen 'Bu niçin ağlıyor?' deyip soruyor.
    - Yetim ayol... Bana evlat belasıdır bu acı
    Çocuk değil mi, 'salıncak' diyor...
    - Salıncakçı!
    Kuzum, biraz da bu binsin... Ne var sevabına say...
    Yetim sevindirenin ömrü çok olur...
    - Hay hay!
    Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine
    Katıldı ağlamıyan kızların setaretine.

    Mehmet Akif Ersoy

     

Sayfayı Paylaş