Atatürkün insan sevgisini anlatan anıları

Konusu 'Soru Sor Cevap bul' forumundadır ve By RiZeLi tarafından 4 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. By RiZeLi Üye


    atatürkün insan sevgisini anlatan anıları

    Varlıklar içerisinde en şerefli ve en mükemmel olanı insandır. Allah onu en güzel şekilde yaratmış ve yeryüzüne göndermiştir. Bundan dolayı sevgiye en lâyık olan da insandır.
    Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) de iyi ve sevgiye lâyık insanın kim olduğunu bir hadisinde şöyle belirtmiştir: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası en çok dokunandır.”
    Atatürk, insan sevgisine büyük önem vermiştir. O, bir asker ve devlet adamı olarak tarihin çok çalkantılı bir döneminde yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın acımasızlığını ve İstiklâl Savaşı’nın olumsuz şartlarını görmüştür. Savaşın ne denli acı ve kötü olduğuna çok yakından şahit olmuştur. Bu yüzden, “Yurtta barış, dünyada barış.” diyerek, tüm dünyaya barış ve sevgi dersi vermiştir. Atatürk’ün barışa önem vermesinin altında insana olan sevgisi yatmaktadır. Tek dileği, yeryüzünde barış ve esenliğin kurulmasıydı.
    Atatürk, bir konuşmasında şöyle diyordu: “İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını da düşünmelidir. Kendi milletinin mutluluğuna ne kadar önem veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye, elinden geldiği kadar çalışmalıdır. ”
    O, kimseye kin tutmaz, düşmanlık beslemezdi. Herkese karşı hoşgörülü ve iyi kalpli idi. Engin bir insan sevgisine sahipti. Bir konuşmasında, bu sevgiyi şöyle dile getiriyordu: “Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanlara düşmanız.”
    Gelecek nesillerin Atatürk’ün hayatından alacakları çok büyük dersler vardır. Zaten büyük insanlar, karanlıkları aydınlatan ışık gibidirler.

    "Devlet Bürokrasisi Cumhuriyet'in ilanından sonra idi. Karadeniz'de bir gezintiye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rize'ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Vali'ye :
    "Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz?" diye sordu.
    Vali de anlattı; yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.
    Ata'nın kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille :
    "Vali Bey" dedi. " 'Corvee' nedir bilir misin? Öyle ise ben söyleyeyim: Angarya demektir. Ve şu anda bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyet'te angarya diye bir şey yoktur."

     

  2. EyLüL Üye

    Cevap: atatürkün insan sevgisini anlatan anıları

    “Ben İnsan Değil miyim?”
    Atatürkün İnsan Sevgisini Anlatan Anısı
    Yıl 1922 14 Ocak gece yarısı Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek Ve Latife’yi

    Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor

    Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor

    “Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim

    İşte sonunda şifreli telgraf geldi Zübeyde anamızı yitirdik Peki ne duruyorum İçeri girip onu uyandırmalıyım Ama işe bak giremiyorum Kıyamıyorum paşama Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem Onun yüreği anası için atar Hep söyler Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için Kapıyı açsam telgrafı uzatsam ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

    Ali Çavuş anlattığına göre birden yerinden sıçramış İçeriden bir ses geliyor Mustafa Kemal sesleniyor

    Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

    “Emret Paşam”

    Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

    “Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

    “Uyku tutturamadım da Paşam”

    “Annemden bir haber var mı?”

    “Az önce bir telgraf geldi dediler şifreyi çözünce size sunacaklar”

    “Boşuna kıvranma Ali benden de saklamaya çalışma Ben haberi aldım”

    Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

    “Ne olan ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah”

    Mustafa Kemal usul usul anlatıyor

    “Az önce dalmışım rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu Birden bir fırtına çıktı Bir sel bastırdı anamızı aldı ***ürdü Hiçbir şey yapamadım Hiç hiç!”

    Çavuşu bir titremedir almıştı Derken Mustafa Kemal emri verdi:

    “Çocuk! Al getir şu telgrafı hemen!”

    Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz çözümü getiren görevliyle karşılaştı

    “Ver onu” dedi “Paşamız bekliyor”

    Kağıdı aldı içeri girdi selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi

    “Millet sağ olsun”

    Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı

    “Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü Ben buna ağlarım Ama Anavatan kurtuldu Bununla da te selli bulurum Benim için ikisi bir”

    İşte ben bunun için:

    ‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık hıçkırıklarla içli içli ağlıyorlardı
     

Sayfayı Paylaş