10 Kasım Yazıları

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Dark tarafından 31 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Dark

    Dark Üye

    10 Kasım Yazıları
    Atatürk'ün Ölüm Yıldömümü ile ilgili Makale ve yazılar

    10 Kasım Konuşma Metni - 10 Kasım Atatürk’ü Anma Konuşma Metni
    Büyük Önderi Anarken

    İki Mustafa Kemal vardır; Biri ben,fani Mustafa Kemal; diğeri milletin daima içinde yaşattığı Mustafa Kemallerdedir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa,beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları daha Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Güç milletindir benim değildir.

    Eşsiz bir güneş doğdu Selanik’te 1881 yılında bir güneş ki yalnız ülkemizi değil tüm dünyayı ebediyete dek aydınlatacak. Yok olmak üzere olan bir millete yeniden hayat veren,parçalanmış bir ülkeden bağımsız bir devlet kuran ve bir enkazdan çağdaş bir ulus meydana getiren deha Mustafa Kemal Atatürk.

    Büyük adam,savaş meydanlarından meydanlara,hudut boylarından,hudutlara bir sel gibi akmış,en son halkıyla birlikte kurtuluş savaşı vererek Türkiye Cumhuriyetini yaratmıştır.

    Küçük yaştan itibaren üstün yetenekleriyle dikkatleri üzerinde toplayan Mustafa Kemal Atatürk, ulusal kurtuluş savaşını başlatan ve yönlendiren bir meşale olmuştur. Kişisel çıkarlarını tamamen unutarak kendini milletine adayan bu değerli insan,savaş meydanlarında yenilmez bir asker,sosyal hayatta büyük bir yenilikçi,siyasette eşi bulunmaz bir devlet adamı ve liderdir. Bu özellikleriyle yalnız Türk tarihinin değil,tüm dünyanın yetiştirdiği ender kişiliklerinden biridir. Bu nedenle onun büyüklüğünü yalnız biz kabul etmiyoruz;bütün dünya kabul ediyor. Mazlum milletler onun fikirleriyle bağımsızlıklarını kazanıyor;yenilikçi yöneticiler onu örnek alıyor. Nitekim,Asya’da ve Afrika’da sömürge olarak yaşayan bir çok millet,onun düşüncelerini öğrenip,yaptıklarını gördükten sonra uyanmışlar,bağımsızlıklarına kavuşmak için onun açtığı yoldan gitmişlerdir.

    Atatürk’ün dehalığına şu olay örnek gösterilebilir. Türk orduları 1922 tarihinde Yunan ordularını İzmir’den Akdeniz’e dökünce İngiltere Parlementosu heyecanlı bir toplantı yapmış ve üyeler sormuştu:
    -Nerede başvekil Loyd Corc. . . . . . . Bize ne söz verdi,netice ne oldu?
    Bunun üzerine Loyd Corc yavaş yavaş kürsüye geldi.
    -Arkadaşlar,asırlar pek nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahiyi asrımızda Türk milleti yetiştirdi. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelir? Dedi kürsüden inip başvekillikten istifa etti.

    Hayatını milletinin mutluluğuna adayan bu değerli insan,savaşla kazanılan başarıları sosyal hayattaki yeniliklerle pekiştirmiştir. Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra Cumhuriyeti ilan etmiş,böylece halkın kendi kendisini yönetmesini istemiştir. Bunun ardından,yaptığı devrimlerle çağdaş bir ulus olmamızı sağlamıştır. Bu devrimlere kısaca değinecek olursak bunlar: 1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması,3 Mart 1924 halifeliğin kaldırılması,2 Eylül 1925 Tekke ve zaviyelerin kapatılması,25 Ağustos 1925 Kılık ve kıyafet devrimi ,10 Ocak 1926 Takvim,saat ve ölçüde yapılan yenilikler,7 Şubat 1925 Aşar ve diğer vergilerin kaldırılması,17 Şubat 1926 yeni Medeni Kanunun kabulu 3 Kasım 1928 Yeni Türk harflerinin kabulüdür.

    Atatürk ilkeleri ise kısaca
    1. Halkçılık İlkesi: Din,dil,ırk,mezhep farkı gözetilmeksizin herkes eşittir.

    2. Laiklik İlkesi: Din ve dünya işlerini birbirinden ayıran,vicdan,düşünce ve inanma özgürlüğüdür.

    3. Cumhuriyetçilik İlkesi: Halkın vekiller aracılığıyla kendi kendini yönetmesi.

    4. Milliyetçilik İlkesi: Türk milletini,bütün bireylerinin kaderde, sevinçte ve üzüntüde ortak bir bütün halinde milli bilinç ve ülküler etrafında toplanma inancıdır.

    5. Devletçilik İlkesi: Devletin ekonomi politikasıdır.

    6. Devrimcilik İlkesi: Bir toplumun eskimiş çağdışı kalmış kurumlarını çağdaş olanlarla değiştirmektir.

    Atatürk’ün yaptıklarını anlamak ve değerlendirmek için onu iyi tanımak,düşüncelerini çok iyi bilmek gerekir. Bu nedenle onun ölüm günü olan 10 Kasım’la başlayan hafta Atatürk haftası olarak kabul edilmiştir.

    Bu haftanın amacı sadece bir ölüm yıldönümü olarak Atatürk’ü anmak değil,böyle bir lidere sahip olmanın gururuyla, onun düşüncelerini anlamak ve yaşatmaktır. Siz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bu görevi hiçbir zaman unutmayacağınız inancıyla,ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anarken şu dizelerle yazımıza son veriyoruz.

    [​IMG]
     
  2. Dark

    Dark Üye

    Cevap: 10 Kasım Yazıları

    10 KASIM 1938 HAKKINDA YAZI

    19.yüzyılın son çereğinde bir çok ülke gibi Balkanlarda Osmanlı’nın yönetimindedir. Ancak tıpkı ötekiler gibi Balkanlarda imparatorluğun ağır sorunlarıyla çalkalanmaktadır.

    Mustafa Kemal böylesi bir atmosferin egemen olduğu dönemde 1881 yılında Selanik’te doğar. Okul çağına geldiği zamanda o dönemin eski yeni eğitim tartışmalarından etkilenir. Bir süre annesi Zübeyde Hanımın çok istediği mahalle mektebine devam eder. Daha sonra babasının isteği ile yeni eğitimin verildiği Şemsi Efendi mektebine kaydedilir.

    O günlerde Selanik tıpki İstanbul ve öteki Osmanlı şehirleri gibi imparatorluğun çöküşüne neden olacak olayların odağındadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu karanlık tablo, orduda görevli üst düzey Purusyalı bir subayın Berlin’deki arkadaşına yazdığı mektupta da apaçık gözler önündedir:” Osmanlı saltanatı, krallıklar, prenslikler, cumhuriyetler yığını haline gelmiştir. Memleket fakirdir. Devlet gelirleri çok azalmıştır. İhtiyaçları karşılamak için hükümetin yapabilecekleri devlet görevlerini parayla satmak, hediyeler koparmak, paranın ayarını bozmaktır.”

    İmparatorlukta ters rüzgarların estiği bu sırada, yabancılarla dolu olan Selanik’te azemetli askerlerin görünüşleri Mustafa Kemal’e bambaşka bir güç verir. O çoktan gelecekteki mesleğini belirlemiştir. Ailesinin karşı çıkmalarına rağmen kararı kesindir. Subay olacaktır.

    Mustafa Kemal 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895 yılında Selanik Askeri Rüştiyesi’ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi’ne girdi. Burada bulunan Ömer Naci ve arkadaşları Mustafa Kemal’in düşünsel gelişiminde oldukça etkili olmuşlardır.

    14 Mart 1899′da İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi. Mustafa Kemal, artık önünde açılan yeni ufuklara doğru dolu dizgin yol almaktadır. Memleketin güzel günlerinin planlarını hazırlamaktadır.

    1902′de 21 yaşında okulu bitirip kurmay sınıfına ayrıldığında, varolan yönetime karşı tepki içinde olması onun siyasi kimliğinin filizlendiğinin habercisidir. Gelecekte işbirliği yapacağı subaylarla tanışması da yine bu döneme rastlar. Arkadaşlarıyla çıkarttıkları gazetedeki yazıların çoğu Mustafa Kemal’e aittir. Gizli toplantıları padişahın ajanlarınca öğrenilince Mustafa Kemal’in görev yeri de belli olmuştur. İmparatorluğun uzak köşesi Şam’daki 5. Ordudur.

    Şam’da arkadaşlarıyla bir çok çalışma yapmıştır. Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. Yeni bir Türk devletinin planlarını yaptı. Şam’da topçu stajını yaptı ve Kolağası oldu.

    Mustafa Kemal özgürlük düşüncesini daha geniş bir coğrafyaya yayma çabasından hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Birçok çalışmaları yaptıktan sonra gizlice Selaniğe gitmiştir. Selanikte İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde etkili olacak kişilerin de katılımıyla gizli toplantılar düzenlemiştir.

    Mustafa Kemal bir mektubunda şu satırları yazmıştır:
    “Bir takım tasarılarım hatta büyük tasarılarım var. Ama bunlar yüksek bir mevki elde etmek ya da zengin olmak gibi maddi cinsten şeyler değil. Bu tasarılarımın gerçekleşmesi hem ülkemin yararına olacak hem de bana görevimi yapmış olmaktan dolayı zevk verecek. Büyük fikri başarıya ulaştırmak istiyorum.”

    Mustafa Kemal düşüncelerini uygulamaya koymaya başlamıştır. Birçok zorluk da onu beklemektedir. İmparatorluğun farklı yerlerinde görevler almış, çıkan isyanları bastırmıştır.

    Mustafa Kemal’e göre Türk milletinin asıl sorunu batı dünyasından geri kalması, çağdaş uygarlık seviyesine ulaştıracak olanaklardan yoksun bırakılmış olmasıydı. Yeni bir Türk devleti kurmak düşüncesi giderek daha bir biçimlenmekteydi Müstafa Kemal’de.

    Ünlü hikayecimiz Ömer Seyfettin’in Balkan Savaşları esnasında subay olduğu günlerde tuttuğu günlüğünde şu satırları oldukça çarpıcıdır:
    “27 Ekim 1912. Kaç gündür, kaç gecedir burda çekmediğimiz sefalet kalmadı. Üzerimize yağmurlar yağdı. Çamurlar içinde yuvarlandık. Askerin hepsi hasta. Hepimiz açız.”
    “28 Ekim 1912. Artık Rumeli’nin gittiği muhakkak.”
    “15 Kasım 1912. Süngülerimizi taktık öyle bekliyoruz. ”
    “2 Aralık 1912. Selanik, Üsküp, Manastır düşmanların eline düşeli günler oldu.”
    “23 Aralık 1912. Birçok nefer vuruldu.”
    “14 Kasım 1913. Sulh imzalandı.”

    Balkan Savaşları’nın sonucunda Osmanlı İmparatorluğu İstanbul ve Atina Antlaşmalarını imzalayarak Balkanlarda ve Ege Denizi’ndeki tüm varlığını kaybederek ağır bir dağılma sürecine girer. Ayrıca Balkanlardan başlayan yoğun göç, toplumsal ve ekonomik açıdan oldukça önemli sorunlar yaratmıştır.

    Ülkenin üzerinde yine kara bulutlar gezmektedir. 28 Haziran 1914′de Avusturya Veliaht Prensi Franz Ferdinand Saraybosna’da bir Sırp olan Gavrilo Princip tarafından öldürülmüş ve bu olayın ardından I. Dünya Savaşı patlak vermiştir. Bu sadece bir bahanedir. Asıl görünmeyen sebebler daha derinlerdedir. Alman ve İngiliz rakabetine dayanan uzlaşmazlık savaşı doğurmuştur.

    Osmanlı İmparatorluğu savaşlar esnasında bir çok zafere imzasını atmıştır. Ancak 1.Dünya Savaşı ortakları yenildiği için Osmanlı İmparatorluğu yenik sayılmıştır. Koşulları oldukça ağır antlaşmalar imzalatılmıştır.

    Böyle yokluklar için ömrünü geçiren büyük önder dahice planları sayesinde Türk devletini kurmuştur. Türk devleti tüm dünyada tanınmıştır.

    Ülu önderin yaptığı devrimleri ilgili kaynaklardan ayrıntılı bir şekilde bulabilirsiniz.

    10 Kasım 1938 Atatürk’ü bedenen aramızdan ebediyete uğurladığımız gündür. Ancak 10 Kasım Türk milletinin geriye dönüp geçmişi hatırlaması için özel bir gündür. 10 Kasım hakkında yazı yazmak sanıldığı gibi öyle kolay değildir. 10 Kasım hakkında yazı yazmak, 10 Kasım 1938 tarihini içselleştirmek de gerekir.

    Atatürk hakkında yazı kaleme alan kimi yazarlar, Ulu öndere haksızlık da etmişlerdir. Asıl gerçekler bir tarafa bırakılmış, ünlü olmak uğruna özel yaşantılar sergilenmiştir.

    Biz Atatürk gençleri her zaman uyanık, oyunlara karşı tetikte, düşünce olarak zinde ve dinç olmalıyız.

    Ulu önder 71. ölüm yıl döneminde unutulmadı, unutulmayacaktır. Genç beyinlere daha derin çizgilerle kazınacaktır.

    Büyük ATATÜRK,
    Sen rahat uyu. Mirasçın olan Türkiye Cumhuriyeti bizler ve bizden sonrakiler tarafından sonsuza kadar yaşatılacaktır. Senin düşüncelerin tam olarak uygulanacaktır. Hiçbir namert el onlara uzanamayacaktır. Nasıl geçmişte vatanıma uzanan namert elleri sen ve Türk milleti kırdıysa, gelecektede buna cesaret edeceklerin elleri kırılacaktır.

    Ruhun şadolsun.
     
  3. Dark

    Dark Üye

    Cevap: 10 Kasım Yazıları

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN AİLESİ


    Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa'nın kızıdır. Zeki, sağduyulu, dine ve geleneklere bağlı bir kadındı. Oğlunun mahalle mektebine gelenekten olan ilâhilerle başlamasını istemişti. Ancak aşağıda göreceğimiz gibi oğlunun zamanın gerektirdiği biçimde yetişmesini engellememiş, hele kocası öldükten sonra onun iyi öğretim görmesine elinden geldiği kadar çalışmıştır.

    Onun sağduyusu ve taşıdığı yüksek onur duygularının bir örneği aşağıdaki olayda görülür. O, daha Selanik'te bulundukları sırada oğlunun, kendi evinde, II inci Abdülhamit yönetimine karşı çalışan bir takım arkadaşlariyle yaptığı toplantıda nelerle uğraşıldığını öğrenince, padişaha karşı çalışmanın sonuçlarından ürkmüş, ancak Mustafa Kemal'in işi kendisine anlatması üzerine sorunu kavrayıp "gizli şeyleriniz varsa ben saklayayım, muvaffak olmak zordur, mahvolmak daha tabiidir" dedikten sonra şöyle konuşmuştur: "... evlâdım bir gün bu işler olduktan sonra seni namus ve haysiyet sahibi olanlarla görmezsem işte o zaman meyus olurum. Ben senin kadar okumadım, senin kadar bilmem, seni gördüğün, anladığın şeyleri yapmaktan menetmiye kalkışmam, yalnız dikkat et, esas muvaffak olmaktır, muvaffak olmaya çalış".

    Selanik Yunanlıların eline düştükten sonra kızı Bayan Makbule (Ata'dan) ile İstanbul'a gelen Zübeyde Hanım millî mücadele sırasında binbir merak ve heyecan, ancak büyük kıvanç duyguları içinde İstanbul'da kalmış ve Ankara'ya gitmiştir. Kalbinden hasta bulunduğu için Ankara'da kalması uygun görülmemiş ve zaferden sonra İzmir'e gönderilmiştir. Orada 1923 yılında vefat etmiştir.

    Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi, Selânik yerlilerindendi. Uzak dedeleri Vidin'den ayrılarak Serez'de yerleşmişler, oradan da Selânik'e gelmişlerdi. Ali Rıza Efendi, önce Selanik'te evkaf kâtipliği yapmıştır. Atatürk, onu az hatırladığını söylemekle birlikte zekâ ve azmini anar, modern düşünceli bir kimse olduğunu söylerdi.
    1876 da Sırbistan'la savaş başladıktan sonra Selanik'te gönüllülerden bir "Asakiri Milliye" taburu kurulmuş ve Ali Efendi orada mülâzımı evvel (Üsteğmen) olmuştur.
    II. Abdülhamid'in vehmi üzerine bu ve buna benzer birlikler dağıtıldıktan az sonra Ali Efendi'nin evkaftan çekilip rüsumat memuru olduğu anlaşılıyor. Daha sonra özel hayata atılıp kereste tüccarlığı yapmıştır.

    Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evden ailenin orta halli, hatta bundan az üstün durumda olduğu anlaşılmaktadır.
    XIX. uncu yüzyılda hele taşralarda kayıtlar pek eksik olduğundan onun doğum günü bilinmemektedir. O, Rumi 1286 yılında doğmuş olarak kayıtlı olduğuna göre 1880 veya 1881 de doğmuş demektir. Adı Mustafa idi.
    19 Mayıs 1932 de Bay Reşit Saffet Atabinen'in kendisine "Doğum gününüzü kutlarım" yollu bir telgraf çekmesi, Atatürk'ün hoşuna gitmişti. Bundan az sonra Temmuz 1932 de Türk Tarih Kurumu'nun ilk kongresi sırasında Aydın Halkevi'nin tarih, dil, edebiyat komitesinin bir "Gazi Günü" kabul etmek istediğini söyleyip ona doğum gününü soran öğretmene Atatürk: "Bana onu sormayınız, ben doğduğum günü bilmiyorum" der ve "Gazi Günü" olarak da : "Samsun'a çıktığım günü" yapınız sözünü eklemiştir.
     
  4. Dark

    Dark Üye

    Cevap: 10 Kasım Yazıları

    10 Kasım ulu önder Mustafa Kemal Atatürkümüzün ölüm yıl dönümü
    10 kasım 1938 yılında Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk o kadar güzel şeyler bırakmışki arkasında biz bunun kıymetini bilmeliyiz.

    Bazı sözleri vardı Ulu önder Atatürk’ün işte onlardan biri bu söz şimdiki gençliğe ulu Önder Atatürk öldedi kalbimizde yaşıyor onu ancak bizler yaşatabiliriz işte ulu Önde Atatürk’ün bizlere bıraktığı güzel bir söz..

    Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.

    İşte ulu önder Atatürkümüzün bizlere bıraktığı çok güzel bir söz tabi bunu anlamak gerek bu yazıyı okuyup geçmek değil derinlerine inmek gerek.

    Ben bu yazıdan çıkardığım şu yani biz gençlere benim yüzümü görmek beni görmek değildir. Beni görmek demek benim hislerimi, duygularımı, fikirlerimi, düşüncelerimi anlıyorsanız bu benim için yeterlidir..
     
  5. Dark

    Dark Üye

    Cevap: 10 Kasım Yazıları

    10 KASIM 1938 ATATÜRK’ÜN ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ – Konuşma Metni

    Türk İstiklal Mücadelesinin önderi, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 71'inci yıl dönümünde rahmetle, şükranla anıyoruz.

    Bu yıl 10 Kasım’da, işaret ettiği muasır medeniyetleri aşma hedefine doğru daha çok mesafe almamız gerektiğini ve ülkemiz üzerine dönem oyunların farkında olmamız gerektiğini vurgulayarak konuşmama başlamak istiyorum.

    En büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti, son yıllarda bölgesinde ve dünyada üzerine planlar yapılan bir ülke haline gelmiştir. Önemli kavşak noktasında bulunan ülkemiz halklarını bugüne kadar bölmeye çalışmışlar, kardeş kavgası içine çekmeye çalışmışlar, bundan dolayı bir çok vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

    Son günlerde bu kardeş kavgası tekrardan yaptırılmak isteniyor ve ülkemiz bölünmeye çalışılıyor. Bizler bu oyunlara gelmemeliyiz. Ülkemiz halkları arasındaki dayanışmayı, sevgi ve saygıyı koruyarak, bu oyunlara gelmeyeceğimizi bir daha tüm dünyaya göstermeliyiz.

    Bizler, Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet bıraktığı demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi bütün değer ve kurumlarıyla yaşatmak zorundayız. Geleceğimiz olan sizler, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Atatürk ilke ve devrimlerini ilelebet yaşatacaktır.
     
  6. Dark

    Dark Üye

    Cevap: 10 Kasım Yazıları

    10 KASIM GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN KONUŞMA

    Çok yönlü ve üstün kişiliği olan bir lider olan Mustafa Kemal'in aramızdan ayrılışının üzerinden tam 71 yıl geçti.Her fani gibi o da payına düşeni yaşadı O,kısacık hayatında bir ulusun kötü talihini yenmesini sağladı ve dünya tarihinde de benzeri görülmemiş izler bırakarak bu dünyadan göçtü.

    O, mensubu bulunduğu ulusu için canını ortaya koymaktan hiç çekinmedi.Her türlü zorluğa katlanarak kendini ulusuna adadı.Değişik cephelerde ön saflarda savaştı.Onun :Ben gerektiği zaman,en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.sözü vatanını ne kadar sevdiğini gösterir.

    Mustafa Kemal.ileriyi gören bir liderdi.Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra ortaya çıkan tehlikeli durumu ilk o görüp milletinin dikkatini çekti.Erzurum Kongresi'nde vatanın bölünmez bir bütün olduğunu tüm dünyaya ilan etti.Sakarya Savaşı sırasında söylediği: Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz. Sözü ve arıca Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun.Kutlu olan sensin.Senin için fedaiyiz sözleri onun vatan sevgisini ve kararlılığını göstermektedir.

    Mustafa Kemal, idealist bir liderdi.Onun idealizmi yüksek vasıf ve özelliklerine inandığı milletinin hürriyet ve bağımsızlık aşkından geliyordu. En büyük ideallerinden birisi de milli sınırlarımız içinde ,milli birlik ve beraberlik duygusuyla kenetlenmiş uygar bir toplum oluşturmaktı.Hür ve bağımsız ülke idealini gerçekleştirdikten sonra Türkiyeyi çağdaşlaştırmak için çağdaş medeniyet idealine yönelmiştir. Yaptığı devrimlerle de bunu gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.

    Atatürk,toplumun her kesimini kucaklayan bir halk adamıydı.Köylümüze,askere,polise,öğretmenlere,sanatçılara, sporculara,Türk kadınına,çocuk ve gençlere kısacası toplumun tüm kesimlerine değer vermiş ve destek olmuştur.O bir halk adamıdır;çünkü hep halkı için uğraşmış,halktan birisi gibi davranmıştır.Onun Benim için en büyük makam ve ödül,Türk milletinin bir ferdi olarak yasamaktır sözü de bunu kanıtlar.

    O, eğitim.bilim,fen,sanat,spor ve kültüre çok önem vermiştir.En büyük emelim,milli irfanı(yani bilgi ve kültür düzeyini)yükseltmektir sözünü söyleyen Atatürk, çağdaş eğitim yöntemleriyle yetiştirilecek yeni bir nesile ihtiyaç olduğunu görmüş ve modern eğitim politikasının esaslarını belirleyip eğitim alanında büyük yenilikler yapmıştır.Çağdaş eğitimin ve dünyanın çok gerisinde kalan medreselerin,tekke ve zaviyelerin kapatılması yeni okulların açılması bunların en önemlisidir.

    Atatürk,ömrü boyunca milleti için çalıştı,bunu bir görev saydı.O Millete efendilik yoktur,hadimlik(yani hizmet etmek) vardır.Bu millete hizmet eden onun efendisi olur sözüyle millete hizmet anlayışını ve yöneticilerde bulunması gereken özellikleri vurgulamıştır.

    O, hep milletine güvendi ve ona inandı .Tarihte büyük devletler kuran ve yüksek bir medeniyet seviyesine sahip olmuş Türk milletinin büyüklüğüne inanmış ve Türklüğü ile hep gurur duymuştur. Kahramanlık,vatan sevgisi,bilim ve fenne bağlılık,sanata değer verme gibi üstün özelliklere sahip Türk ulusunun,çağdaş dünya içinde yer alacağına inandı ve bunun için çabaladı.Kurtuluş Savaşının ardından söylediği En büyük davamız,en medeni ve müreffeh(yani gelişmiş,refah içinde)bir millet olarak varlığımızı yükseltmektir sözü bunu kanıtlamaktadır.

    Savaştaki kahramanlıkları ve orduyu mükemmel yönetmesinin yanında, devlet kurup yönetmekteki ustalığı, ileri görüşlülüğü ve barışseverliği ile tarihte eşine az rastlanan yöneticilerdendir.

    O,barışsever ve tüm dünya uluslarının mutluluğunu isteyen bir liderdi.Onun görüşüne göre,barışın bozulmasından tüm dünya ülkeleri ıstırap duymalıydı.Dünya ülkelerinin mutluluğuna çalışmak,aynı zamanda kendi ulusunu mutluluğuna çalışmaktı.

    Atatürk çocuklara,gençlere ve kadınlara da çok değer veren bir liderdir.Çocukları hep sevmiş,onların iyi şartlarda yetişmelerine uğraşmıştır.Gençlere de hep güvenmiş,onları ülkenin aydınlık geleceği olarak görmüş

    tür. Bursa'da kendisini karşılayan çocuklara ve gençlere söylediği
    Küçük Hanımlar! Küçük Beyler! Hepiniz geleceğin birer yıldızı,gülü,mutluluk parıltısısınız.Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizlersiniz.Kendinizin ne kadar önemli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.Sevgili öğrenciler,bu sözü hiç unutmayınız ve ona göre davranınız.

    Atatürk ilkeleri ve Atatürkçülük,Türk milletinin ihtiyaçlarından doğan,gerçekçi,milli ve yenileşmeye açık,Çağdaş bir sistem kurmayı amaçlar.Atatürk demek;özgürlük demektir,aydınlık demektir,vatanseverlik demektir.Atatürk demek ,çağdaşlık demektir. O, 71 yıl önce bugün bize kurduğu,bizim de yükseltmek zorunda olduğumuz pırıl pırıl cumhuriyeti ve ilkelerini bırakarak sonsuzluğa göçtü.Yolundan ayrılmayacağımızı vurgulayarak,onun yüce anısı önünde saygıyla eğiliyorum. SAYGILARIMLA
     

Sayfayı Paylaş