|
Admin
Mesajlar:2.273
Cinsiyet:
Ruh halim:
|
 |
|
 |
 |
ÇOCUK RESMİNDE GELİŞİM AŞAMALARI
Çocukta bedensel ve zihinsel gelişime koşut olarak sanat faaliyetlerinde de gelişim evreleri dikkatimizi çeker. Yüzeye yapılan ilk işaret-çizgi, sanat evresi olarak ergenlik dönemine kadar gelişimini sürdürür. Her çocuk bir sanat evresinden diğerine aynı zamanda ulaşamaz. Eğitim sistemimize uygun okullarımızda uygulanan kaynaştırma eğitimiyle soysal ve duygusal güçlüğü olan, özel yetenekli veya zihinsel engelli öğrencilerin benzer sanat evrelerini yaşayacağı düşünülemez. Ancak, genel gelişim evrelerinde olduğu gibi, belli sanat evrelerinde de çocukların hemen hemen aynı dönemleri yaşadıkları görülür.
ÖZ ANLATIMIN İLK BELİRTİLERİ:
1) Karalama Dönemi (2-4 yaş)Çocuğun ilk karalama devresine geçişi, kas gelişimine, zeka, genel sağlık durumu ve resim çizmeye ayrılan zamana bağlı olarak birkaç hafta veya birkaç ay erken ya da geç olabilir. Genel olarak normal bir gelişim sürecini izleyen her çocuğun içgüdüsel olarak gerçekleştirdiği ilk eylemler rasgele, belirsiz, bilinçli olmayan, kontrolsüz karalamalar şeklindedir. Bu karalamalar sınırlılık-mekan kavramı olmaksızın yüzeyin her tarafını gelişigüzel kaplamaktadır. Olaylara, konulara ilişkin dikkat süreleri kısa ve değişkendir. Çevrelerine olan merak, ilgi ve öğrenme isteği heyecanlı bir şekilde devam eder, fakat çevresindeki nesnelerini işlevselliğini 1,5 yaşından önce kavrayamaz.1,5 yaşından itibaren çocuk birey nesneleri tanır ve pastel boyanın çiziktirmeye yaradığını anlar, kitaplardan gösterilen resimlere karşı ilgi duyar, boya ve fırça bulduğunda ürkek bir şekilde renkleri yan yana veya üst üste boyayabilir. Bu arada kas gelişimine paralel olarak yer, duvar, kapı pencere ve masalar üzerine eline geçirdiği boya veya kalemler ile düzensiz bir şekilde çizmeye başlar.
İLK BENZETME ÇABALARI:
2) Şematik Öncesi Dönem (4-7 yaş arası)
BELİRLİ BİR BİÇİMİN GELİŞTİRİLMESİ:
3) Şematik Dönem (7-9 yaş)
Bu dönemde çocukta belirgin bir kavram gelişimi görülür. Çocuğun çizgileri çevresindekileri betimsel biçimde sembolize etmek üzere hazırlanmıştır. Çocuk geliştirdiği bir figürü sık sık yineleme girişiminde bulunur. Bu dönem resimlerinde çocuk ev dışı konulara yer verdiğinde, figürleri yerleştirmek üzere yatay bir yer çizgisi çizer. Beş bin çocuk resmini kapsayan çalışmada 3 yaşındaki çocukların % 1’inde yer çizgisine rastlanırken, bu oran 8 yaş çocuklarında % 96’ya ulaşmıştır.
GERÇEĞE ÖZENTİ:
4) Başkaldırma Dönemi (9-11 yaş arası)
GERÇEĞİ TEKLİT:
5) Mantık -Gerçekçilik- Dönemi (11-13 yaş arası)
6) Karar Dönemi:
GENÇLİĞİN BUNALIMI (13 yaş üstü)
Çocuk birey büyüyüp olgunlaştıkça yaşı ve kişilik özellikleri nedeniyle daha ayrıntılı ve oranlı çizmeye başlar. Bu yaşlardaki çocuk artık toplumun bir üyesi olduğunun bilincindedir ve bu bilinç çizgilerine yansımaya başlar. Bu dönemdeki çocuğun daha önceki çalışmalarına oranla daha ayrıntılı çizgiler çizdiği ve daha gerçekçi bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Çocuk, ayrıntıya ilgi duyarken, giderek özgürce çizimden uzaklaşır. Resimlerini göstermekten hoşlanmaz, onları açıklamaz. Artık renkler gelişigüzel seçilmek yerine, gerçeğe uyan biçimde seçilmeye başlar. Çocuk bireyin resimlerinde korku, güven-güvensizlik, sevgi gibi unsurlar yer alıyorsa, bunlar onunla ilgili ipuçlarını verir. Sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocukları tanımada, “neyi, neden yaptığı” sorulduğunda çizdiği, boyadığı şekiller onu tanımlamada yardımcı olur. Çünkü çocuklar çoğu zaman anlatmak istediği ancak anlatamadığı şeyleri resimlerine yansıtırlar. Bunlar; korku veya görülen bir kabus olabileceği gibi anne-babaya veya bir arkadaşa karşı duyulan sevgi de olabilir. Çocukların anlatamadıkları duygularını resimlerle ifade etmelerindeki en büyük etkenlerden birisi ilgi isteğidir. Resimleri yorumlamak, çocukla iyi iletişimin başlangıcıdır. Çocuk psikolojisi Uzmanları, resim yaşı ve kişilik özellikleri nedeniyle sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocuğun kendisini yansıtmasında, olaylar hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade etmesinde, yalın bir anlatım aracı olan resmin öneminin büyük olduğunu ifade ederler.
Sorun varsa...
Uzmanlar, sorun varsa bir psikiyatriste danışılması gerekliliğine dikkat çeker. Çocuğu anlamak için onunla arkadaş olmalı ve çocuğun tanınmasında onu bir bütün olarak ele almalıdır.
Psikolojik tanı aracı olmasının ötesinde, yaratıcılık potansiyelini kamçılaması açısından da resim, desteklenmesi gereken bir etkinliktir. İnsanın doğasında ve içgüdüsel olan oyun ile sanat arasında kurulan ilişki birçok düşünür tarafından ele alınmıştır:
Piaget’e göre; "Resim yapmak çocuk için simgesel bir oyundur. Çocuğun bu oyunda ortaya kovduğu şey onun duygusal-algısal ve düşünsel-ussal yaşamıyla ilgili imgeleridir.” Sanat eğitimi çocukların özgüvenini kazanmada katkıda bulunan ve yaratıcılığını geliştiren bir eğitimdir. Çocuk gelişiminde görsel sanatlar-resim eğitimi, eğitimin en az diğer süreçleri kadar önemlidir. Resim tasarım uygulama sürecinde çocuk birey kısa zaman içerisinde ‘göz ile düşünme’ yetisi kazanır. Soyut düşünmeye giden yolu açar. Bu yolla öğrenmesi güçlenir. Çocuk resimlerinde ruh bilimsel ve gelişimsel yaklaşımların temelinde, çocuğun çok yönlü gelişimi yatar. (Kırışoğlu 2002:56) Çocuk bireyde "Bilgi, bilinç ve dürtülerin" dengede olmasından oluşan ruhsal özgürlük, sanat eğitiminde, tasarım ve uygulama gücünün geliştirilmesine ortam hazırlar. Çocuk gelişiminde sanat eğitimi verme arayışı bilgi çağının gereğidir. Bilgi çağında, çocuğun çağdaş sanat eğitimi için, çocuğun dilini anlayan, psikolojik analiz yaklaşımında bulunan, onlardan gelecek mesaj sinyallerini çözümleyebilecek, bilgi ve duygu donanımlı sanat eğitimcisi olmak gerekir. Bilgi çağını takip etme endişesini yaşayan insan, doğal olarak en son gelişmeleri göz önünde bulundurarak yeni araç gereçleri tanımayı, tanıtmayı, ilk öğreneni ve öğreteni olmayı ister. Bu nedenle çağcıl gelişimlere açık bir çocuk birey için resim eğitimi kaçınılmaz bir durumdur. Kullanılan ve kullanılacak yöntemlerle, çocuk gelişimine katkıda bulunmak amacıyla resim eğitimi umulandan daha çok sonuç verecek özelliktedir. Resim eğitimi çocuk bireyin öncelikle duygusal gelişimine olumlu katkılarda bulunur. Buna paralel olarak akıl ve zekaya dayalı olarak irade ve tercih haklarını daha isabetli kullanma yetisi kazandırır. Günümüzde sanat eğitiminin önem kazanması, tasarım gücünün, uygulama alanı bulması ile de ilgilidir.
Freud; sanatı, zevklenmek için türetilen bir güç olarak betimler. O’na göre sanat, çocukluk devresindeki oyunların bir devamıdır. Okul öncesi döneminden başlayarak lise çağına kadar resim çalışmalarında kullandığı malzeme ve teknikler onun ‘göz ile düşünme’ oyun alanını kurar. Parmak boyası, tuz seramiği, şeker boyası, katlama tekniği, baskı çalışmaları, karakalem, sulu boya-guaj boya-pastel boya, ebru boya, Kolaj-yeniden yapılandırma vb. karışık teknikler, baskı ve kazıma teknikleri, duvar resmi, kağıt hamuru, kil çalışmaları, vitray, alçı, rölyef ve grafiksel tasarım-Afiş-amblem, röprodüksiyon çalışmaları ile kendisini ifade eder.
Kant için, salt teorik bir kavram olan ’güzel’; Schiller için insanın gelişmesi, kültürce biçim kazanması ve insanın insanlaşması için çok önemli bir eğitsel görevi yüklenir. Schiller, "İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Bir Dizi Mektup" yazısında sanat eserinin gözle görünür ’özgürlük’ olduğunu söyler. Çünkü sanat eseri bilinç ile doğayı, şekil ile maddeyi, özgürlük ile bağımlılığı kendi bünyesinde birleştirmektedir. Sanatçı hem özgür hem de bağımlı olarak yaratan bir insandır. Sanatçıda madde içtepisi dile gelmektedir. Schiller, insanın gelişiminin amacını, yeteneklerinin tüm yönlü geliştirilmesinde görür. İnsan ancak bu yolla özgürlüğe ulaşabilmektedir. Sanatın eğitici gücü, akıl ve duyguyu bir bütün haline getirecektir. Bu nedenle güzel sanatlar eğitiminin esas alınması gerekmektedir. Duyusal insanı akıllı yapmanın tek yolunun onu önce sanatsever yapmak olduğunu savunurken oyun içtepisi için şöyle der: "…İnsan, kelimenin tam anlamıyla söylemek gerekirse, ancak insan olduğu zaman oyun oynar ve oyun oynadığı zaman, tam insan olur." Estetiğin konusu olan ’güzel’i Schiller oyunda görür. Güzel, oyunda canlı bir içtepi oluşturur. Oyun içtepisinin konusu ise güzel’dir. Eğitimde yararı, oyundaki serbestlik ve çıkar gözetmeme özellikleri şeklindedir. Bu çıkar gözetmeyiş ise en çok sanatta gerçekleşebilir.
Sonuçta sorun çözen, duyarlı ve özgün kişilikli, araştırıcı, buluşcu, üretken, sevgi ve coşkuyla hayata bağlı olarak yetişen çocuk bireyler "geleceklerini geleceğe taşıyacaktır". Çünkü çağımız bilgi çağı olarak kabul edilmektedir. En büyük güç bilgi gücüdür. Bilgiyi üreten ve onu üretime dönüştüren toplumlar, evrensel gelişmenin öncüleri olmaya devam edeceklerdir. Bilgiyi üreten ve özgün, özgünlüğüne düşkün sıra dışı çocuk bireylere ihtiyaç artmaktadır. Çünkü bu çocuk bireylerin hayal, öngörü ve kestirme güçleri yüksektir. Resim eğitimi diğer bütün sanat dallarının eğitimi gibi duyarlıkların eğitimidir. Duyarlıkları eğitilen çocuk, dünyaya da bu duyarlıklardan bakar ve onu, insana yakışır oluşumlarla hayata-gerçeklere taşır.
Çocuk Psikoloji Doktoru- Zeynep TAŞDEMİR
|
|
 |
|
 |
|